menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

KIŞ NAĞMELERİNİ DİNLEMEK

10 0
25.01.2026

KIŞ NAĞMELERİNİ DİNLEMEK

Kar yağışı yurdumuzda etkisini sürdürürken fırsatı değerlendirelim, diye düşündüm. Yazarlar, şairler kış mevsimini nasıl görmüş, neler söylemişler? Onların duyuş ve düşünüşleri bizim iç dünyamızda nasıl bir yer bulur, ses olur, yankılanır? Sanatın, sanatçının duygu aktarımı herkeste aynı şekilde tecelli etmese de bir keşif ve farkındalık süreci yaşayabilir miyiz?

Sanatçılar, bizim dile getiremediğimiz, derinlerde yatan duygularımıza tercüman olurken aynı zamanda estetik bir heyecan duymamıza da vesile olurlar. Duygularımızın açığa çıkması ya da duygularımızın sesini fark etmemiz kendimizi tanımamız, kendimize değer vermemiz açısından önemlidir. Estetik heyecan dediğimiz güzelliğin, uyumun karşısında hissedilen duygu da önemlidir. Estetik haz bizi hayata bağlar, hayatı sevdirir, motivasyonumuzu tetikler. Sanatın ve sanatçının iç dünyamızın gelişimine katkısı, bu şekilde gerçekleşir. Yani duygu ve düşüncelerimizin çerçevesi genişlediği için daha bilinçli gözlerle hayata bakabiliriz.

“Kış Nağmeleri” başlığı ilk anda aklımıza Cenap Şahabettin’le Yahya Kemal Beyatlı’yı getirebilir. Her iki şairimizin de kışı anlatan şiirlerine seçtikleri başlık hemen hemen aynı anlamları çağrıştırıyor. Önce Servet-i Fünun şairi Cenap Şahabettin, “Kışın Nağmeleri” demek olan Elhân-ı Şitâıyı yazmış. 1927 yılında da Yahya Kemal “Kar Mûsıkîleri” şiirini vücuda getirmiş. Her iki şiiri de derinlemesine incelemek bu sütuna sığmayacağı için biz şiirlerin özünden bahsetmekle yetineceğiz.

Elhân-ı Şitâ, kış nağmeleri anlamını taşıyor ama şiirde kışı hatırlatan hiç ses imgesi yok. Karın durmaksızın yağışında ritmik bir ahenk bulan Cenap, şiirin dokusunu kurarken seçtiği kelimelerin müzikal uyumuyla bir beste yapmış gibi. Karın yağışı, durması ve yeniden yağmaya başlaması farklı aruz kalıplarıyla anlatılmış.

Kelimelerle hareketli bir kış manzarası çiziyor. Karlar kimi zaman saltanat bahçelerinin çiçeklerine, kimi zaman yasemin yapraklarına, kuş tüyüne benzetiliyor. Her tarafta sessizlik hüküm sürmektedir: “ Kapladı bir derin sükûta yeri karlar / Ki hamûşane dem -be-dem dem ağlar” diyor. Karın yağması bile sessiz ağlamaya benzetiliyor. Kalplerin delice nağmeleri, güvercinlerin şiirleri baharda kalmıştır…Şair kendi ruhunun aksini tabiatta görüyor:

“Göklerden emeller gibi rîzân oluyor kar, ( rîzân: dökülüp akan)

Her sûda hayalim gibi pûyan oluyor kar, (pûyan : dalan, yüzen)

Bir bâd-ı hamuşun per-i sâfında uyuklar (Bad-ı hamuşun per-i sâfı: suskun rüzgarın saf kanadı)

Tarzında durur bir aralık, sonra uçarlar”.

Elhan-ı Şita, kış mevsiminde baharın........

© Mir'at Haber