menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Trump İran’la savaşırken Türkiye’ye İran teşekkürü bir başarı mı yoksa dikkatle okunması gereken bir mesaj mı?

4 0
yesterday

ABD Başkanı Donald Trump İran’la savaş sürerken Türkiye’ye İran teşekkürü etmesi bazı gazetelerde neredeyse diplomatik bir başarı gibi sunuldu. Hatta bu açıklama “harika lider” manşetleriyle desteklendi. Oysa bu sözler alkışlanacak bir övgü değil, dikkatle analiz edilmesi gereken siyasî bir mesajdır.

Çünkü burada sıradan bir diplomatik nezaket yoktur.

Bir Amerikan başkanı savaş yürüttüğü bir ülkenin adıyla birlikte başka bir ülkeye teşekkür ediyorsa, ortada mutlaka üzerinde düşünülmesi gereken bir tablo vardır.

Trump İran’la savaş sürerken Türkiye’ye İran teşekkürü neden eder?

Bu soru basit değildir. Aksine bugünün bölgesel denklemine dair önemli ipuçları barındırır.

Bu teşekkür gerçekten Türkiye’nin sahadaki rolüne mi yöneliktir? Yoksa savaşın belirli sınırlar içinde tutulmasına yönelik bir memnuniyet ifadesi midir? Ya da Washington’un beklediği stratejik çerçevenin dışına çıkılmadığına dair bir işaret midir?

ABD dış politika dilinde “teşekkür” çoğu zaman bir dostluk göstergesi değildir. Bazen bu kelime şu anlama gelir:

Beklenmeyen bir hamle yapılmadı. Denklem kontrolden çıkmadı. Planlanan çerçevenin dışına taşılmadı.

Tam da bu yüzden Trump’ın İran’la savaş sürerken Türkiye’ye İran teşekkürü etmesi sıradan bir diplomatik cümle değildir.

Bu noktada başka bir gelişme daha dikkat çekicidir:

Türkiye yıllardır NATO’dan Patriot hava savunma sistemlerini talep etti. Ancak bu talepler uzun süre karşılıksız bırakıldı. Türkiye kendi hava savunma ihtiyacını dile getirdiğinde “verilemez”, “uygun değil”, “müttefik prosedürleri var” denildi.

Bugün ise İran’la savaşın konuşulduğu bir ortamda bir anda iki Patriot bataryasının alelacele kurulması gündeme geliyor.

Bu durum ister istemez şu soruyu akla getiriyor:

Yıllardır verilmeyen Patriotlar neden şimdi veriliyor?

Türkiye’nin güvenliği için mi?

Yoksa Türkiye’nin dahil olabileceği daha büyük bir savaş senaryosuna karşı bir hazırlık mı?

Bu sistemler Türkiye’yi korumak için mi konuşlandırılıyor, yoksa Türkiye’nin jeopolitik konumunu savaş denkleminde daha aktif bir hat hâline getirecek bir planın parçası mı?

Burada bir başka ihtimal daha dikkat çekmektedir:

Acaba ABD NATO’dan beklediği ölçüde destek alamadığı için Türkiye üzerinden farklı bir denge arayışına mı girmiştir?

Çünkü son dönemde Avrupa’dan gelen açıklamalar incelendiğinde Washington’un her çağrısına otomatik destek verilmediği görülmektedir. Özellikle Almanya başta olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinin savaşın genişlemesine mesafeli yaklaşması dikkat çekicidir.

Böyle bir tabloda Türkiye’nin adının “İran teşekkürü” ifadesiyle birlikte anılması ister istemez şu soruyu gündeme getirir:

Türkiye’den beklenen rol nedir?

Türkiye sadece coğrafi bir geçiş hattı olarak mı görülmektedir? Yoksa NATO içinde oluşan tereddütlü tabloyu dengeleyecek bir stratejik aktör olarak mı değerlendirilmektedir?

Washington’un bir yandan NATO üyesi ülke liderlerine karşı sert açıklamalar yaparken, diğer yandan Türkiye’ye İran teşekkürü etmesi, bölgede kurulan denklemin göründüğünden daha farklı bir stratejik çerçevede ilerlediğini düşündürmektedir.

Bir başka dikkat çekici nokta da şudur:

Washington’un bir yandan İran’a karşı sert açıklamalar yaparken diğer yandan Türkiye’ye İran teşekkürü etmesi, bölgedeki gelişmelerin tek boyutlu okunamayacağını göstermektedir.

Bu durum ister istemez şu ihtimali de düşündürmektedir:

Acaba savaşın görünen yüzü ile diplomatik arka planı arasında farklı bir denge mi kurulmaktadır?

Acaba Türkiye’den beklenen rol kamuoyuna anlatılandan daha farklı bir stratejik çerçevede mi şekillenmektedir?

Çünkü dış politikada bazen bir cümle, bir anlaşmadan daha fazla anlam taşır.

Trump’ın Türkiye’ye İran teşekkürü etmesi de böyle bir cümledir.

Bu nedenle mesele bu ifadeyi alkışlamak değildir.

Mesele bu ifadeyi doğru okumaktır


© Milli Gazete