menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kur’an kıssalarını işte böyle anlamaya başladım

161 0
25.04.2026

Kur’an ‘bilgi arşivi’ değil ‘düşünme metodolojisi’

Hiç kendine sordun mu: Allah, neden Kur’an’da bizim peşinden koştuğumuz o “gazetevârî bilgileri” gizler? Ashab-ı Kehf’in isimlerini vermez. Sayılarını açıkça bildirmez. Hangi çağda yaşadıklarını söylemez. Zalim hükümdarın adını anmaz. Hz. Nuh’un kavmini ne kadar süre davet ettiğini bile ayrıntılı safhalarla değil, toplu bir rakamla ifade eder… Firavun’un şahsî ismini de vermez. Ramses miydi, başkası mıydı? Bunu belirtmez.

Peki neden? Neden bu kadar kasıtlı bir “muğlaklık” var ayrıntılarda; ama duyguların, diyalogların ve ilahî yasaların tasvirinde bu derece güçlü bir açıklık ve derinlik bulunuyor?

Cevap insanın idrakini değiştirecek cinsten sarsıcıdır: Çünkü Kur’an bir “malumat kitabı” değil, bir “metodolojiler kitabıdır.” Allah, seni ölüp bitmiş bir olayın tarihî arşivinde boğmak istemez. O, sana her çağda ve her zeminde yeniden tecelli eden hakikati vermek ister. Sana “ham veriyi” değil, “şifreyi” sunar ki, yaşadığın çağın karmaşasını onunla çözebilesin.

1. Firavunluğun soyutlanması: Firavun bir şahıs değil, bir “işlev”dir.

Kur’an neden Firavun’un gerçek adını vermez? Çünkü Allah, zulmü mumyalanmış bir adama indirgemeni istemez. Kur’an, sana her çağın Firavun’unu........

© Milli Gazete