İnsanın değişmeyen gerçeği: Acizlik
Bismillâhirrahmânirrahîm. Elhamdülillâhirabbilâlemîn ve sallallâhu ve sellemalâseyyidinâ Muhammedin ve alââlihî ve sahbihî ecmaîn.
İnsan, hangi şartlar altında yaşarsa yaşasın acizdir. Uzaya çıksa da, denizin dibinde köşk kursa da; fakir de olsa zengin de olsa; kadın, erkek, genç ya da ihtiyar olsun fark etmez. İnsan acizdir ve fanidir. Acizlik denildiğinde çoğu zaman yaşlanmış, gücü tükenmiş bir beden akla gelir. Oysa bu doğru bir tanım değildir. Kasları güçlü olan bir insan da o kasların bir gün zayıflayacağını bildiği için korku taşır. İşte acizlik tam olarak budur.
Güzel bir insan aynanın karşısında güzelliğini korumak için ömrünü harcar. Çünkü güzelliğin kaybolmasından korkar. Gençlik gider diye korkar, para biter diye korkar, sağlık elden gider diye korkar. Her insanın, kendi çapında ve kendi dünyasında korkuları vardır. Kadınların korkuları vardır, erkeklerin korkuları vardır. Zenginlerin korkuları başka, fakirlerin korkuları başkadır. Ama sonuç değişmez: Hepimiz aciziz.
Bir tek Allah vardır ki Samed’dir; yani kimseye muhtaç değildir. Herkes O’na muhtaçtır. İnsan ise başkasının elinden tutmadan ayakta durmakta zorlanan bir mahlûktur. Parası olan, makamı olan kendini güçlü zanneder ama o gücün büyük bir kısmını parasını ve makamını kaybetmemek için harcar. Demek ki tükenebilen bir şeye dayanıyordur. Demek ki yine acizdir.
İNSAN İNSANA MUHTAÇTIR
İnsan olmak, diğer insanları hayatın vazgeçilmez destekleri olarak kabul etmeyi zorunlu kılar. İnsanlar birbirlerini “benim ırkımdan değil, benim grubumdan değil, benim gibi değil” diyerek dışladıklarında, sonunda yalnızlık çöllerinde kaybolurlar. Oysa insan, diğer insanlarla ayakta durur.
Elinden tutulmaya sadece çocukların ihtiyacı yoktur. Büyükler de birbirlerinin elinden tutmak zorundadır. Hastalık zamanında hasta, doktorun, hemşirenin, yakınının elinden tutmasına muhtaçtır. Kibirli insanlar bile........
