Duygusal birliktelikler
Hiçbir insan diğerlerinden bütünüyle bağımsız yaşayamaz. İnsan, hem maddi varlığını sürdürebilmek hem de manevi anlam dünyasını inşa edebilmek için başkalarına muhtaçtır. En temel ihtiyaçlarını bile başkasının emeği olmadan karşılama şansı yoktur. Aynı şekilde güvenliğini sağlarken başkasının fedakârlığına, mutlu olmak için başkasının neşesine, derdini paylaşmak için başkasının ona kulak kabartmasına ihtiyaç duyar. Bu muhtaçlık bir zayıflık hâli değil, insanın toplumsal bir varlık olmasının doğal sonucudur. Paylaşım, dayanışma ve iş bölümü olmadan toplumsal hayatın sürekliliği mümkün değildir. Bu yüzden insanların birlikte yaşaması fıtri bir zarurettir. Önemli olansa bu zorunluluğun hangi şartlarda sürdürüldüğüdür.
Birlikte yaşamak derken mekâna sıkıştırılmış bir alandan bahsetmiyoruz. Aynı ülkede, şehirde, mahallede, sitede yaşayıp birbirine yabancı kalındığına da şahitlik ediyoruz. Burada temel motivasyon duygu birlikteliğinin sağlanabilmesidir. Bir toplumu ayakta tutan şey, ortak bir duygusal zeminin sağlanmasıdır. Bu zemini bir duygu dünyasının tahakkümüyle değil, farklı duygu tonlarını kapsayacak........
