Sözü kâfir, özü Müslüman
Türk asıllı, anası-babası Müslüman olan, kendi ifadesiyle komünistliğe geçen, hukuk fakültesinde Dr. ünvanıyla dersler veren öğretim üyesi anlattı:
Hukuk fakültesinde ders verirken sınıfta yabancı birini gördüm. Kırk-elli yaşlarında, sakallı, bakımlı biriydi.
Öğrenciler teneffüse çıktılar, o hâlâ yerinde oturuyordu.
Ona doğru yürüdüm, o da kalktı, bana doğru yürüdü.
Karşılaştığımızda bana doğrudan, “Dili kâfir, gönlü Müslüman kardeşim” dedi ve kucakladı.
İrkildim, bu kim, neyin nesi dedim kendime.
Benim odaya geçtik, kendisini tanıtmadan bana, “Sen 1952 yılında İslam’ın aleyhine bir broşür hazırladın ve komünist Rusya’nın ajanları bu ülkede her Türk’ün evine birer tane girmesi için çok çalıştı.
Şimdi sana tevbe imkânı doğdu.
Buradan bugün istifa edeceksin ve filan okulun başına müdür olarak başlayacaksın ve buradan aldığın ücretin iki katını alacaksın” dedi.
“Adamın anlatım tarzı beni öylesine ikna etmiş ki, o gün istifamı verdim ve müdür olarak göreve başladım” dedi.
Ben, “Peki, annen, baban, kardeşlerin, sana karşı........
