Tabela Kılıçdaroğlu’nda, Siyaset Özel’de mi?
Türkiye siyaseti bazen seçimlerle değil, kopuşlarla yeniden şekillenir.
Özgür Özel’in CHP’den ayrılarak yeni bir siyasi hareketin başına geçmesi de basit bir istifa ya da parti içi hesaplaşma olarak okunamayacak kadar önemli bir kırılmadır.
Çünkü bu kez CHP’den ayrılan yalnızca birkaç milletvekili değil; yakın zamana kadar partinin genel başkanlığını yapan, 2024 yerel seçimlerinde CHP’yi uzun yıllar sonra Türkiye’nin birinci partisi konumuna taşıyan bir siyasi aktör ve onun etrafında kümelenen ciddi bir kadrodur.
Dolayısıyla mesele artık “CHP’de kim kazandı?” sorusunun ötesine geçti.
CHP’nin tabelası mı seçmeni taşıyacak, seçmen mi CHP’nin siyasi merkezini belirleyecek?
Bir parti iki ayrı meşruiyet
CHP’de yaşanan kriz uzun süredir Özgür Özel-Kemal Kılıçdaroğlu rekabeti üzerinden okunuyordu.
Oysa bugün karşı karşıya olduğumuz tablo kişilerden daha büyüktür.
Bir tarafta yüz yılı aşan CHP geleneği, altı ok, genel merkez ve tarihsel-kurumsal kimlik bulunuyor.
Diğer tarafta ise son seçimlerde ortaya çıkan seçmen desteğini ve siyasi dinamizmi temsil ettiğini savunan Özgür Özel ve beraberindeki kadro.
Başka bir ifadeyle CHP yalnızca kadrolar açısından değil, meşruiyet iddiası açısından da ikiye ayrılmış durumda.
İşte Özgür Özel’in aldığı büyük risk burada.
CHP herhangi bir tabela değildir.
Cumhuriyet tarihiyle iç içe geçmiş, seçmeni açısından güçlü bir aidiyet üreten, yenilgilerden ve büyük iç krizlerden geçmesine rağmen varlığını koruyabilmiş bir siyasi gelenektir.
Özel şimdi o tarihsel hafızaya karşı güncel siyasi meşruiyetini sınayacak.
Bu kolay bir mücadele olmayacak.
Çünkü siyaset mezarlıkları, “partiden ayrıldım ama seçmeni de götürürüm” diye yola çıkan liderlerle doludur.
Fakat bu defa önemli bir fark var:
Özel,........
