Dünya ekonomisinin yeni kuralları
Uluslararası gündemde son günlerde öne çıkan gelişmeler ilk bakışta birbirinden bağımsız olaylar gibi görünüyor. G7 ülkelerinin kritik mineraller konusunda ortak hareket etme kararı, Avrupa'nın Çin karşısında yeni ticaret önlemlerini tartışması, enerji güvenliğiyle ilgili artan kaygılar ve küresel büyümeye ilişkin değerlendirmeler aynı büyük dönüşümün farklı başlıklarını oluşturuyor. Dünya ekonomisi artık yeni kurallarla işliyor. Devletler ekonomik politikalarını maliyet hesabına göre belirlemek yerine ulusal güvenlik, stratejik bağımsızlık ve teknolojik üstünlük hedefleri doğrultusunda yeniden şekillendiriyor. Bu değişim Türkiye gibi dış ticarete açık ülkeler açısından önemli fırsatlar kadar dikkatle yönetilmesi gereken riskler de barındırıyor.
Uzun yıllar boyunca küreselleşmenin temel amacı daha düşük maliyetle üretim yapmaktı. Şirketler en ucuz iş gücünün bulunduğu ülkelere yatırım yapıyor, üretim zincirleri dünyanın farklı bölgelerine yayılıyor ve ticaret sürekli genişliyordu. Salgın döneminde yaşanan tedarik sorunları, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş ve son yıllarda artan jeopolitik gerilimler bu anlayışı değiştirdi. Artık üretimin kesintisiz devam etmesi, kritik ham maddelere güvenli biçimde ulaşılması ve stratejik sektörlerde dışa bağımlılığın azaltılması ekonomik planlamanın temel öncelikleri arasında yer alıyor.
Bugün lityum, nikel, kobalt ve nadir toprak elementleri geçmişte petrolün taşıdığı öneme yaklaşmış durumda. Elektrikli araçlardan savunma sanayiine, yapay zeka altyapısından yarı iletken üretimine kadar birçok sektör bu kaynaklara ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle büyük ekonomiler yeni maden yatırımlarını destekliyor, farklı ülkelerle uzun vadeli anlaşmalar yapıyor ve tedarik ağlarını çeşitlendiriyor. Ekonomik rekabet giderek teknoloji, enerji ve stratejik kaynaklar etrafında........
