menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (365)

26 0
06.08.2026

“Muhterem Arkadaşlar, İsmet İnönü konuşurken gülmek mi, ağlamak mı, sevinmek mi, kızmak mı lâzımgeldiğini insan hakikaten kolayca kestiremiyor, hayretler içinde kalıyor. Sözlerine kızmak lâzımdır: Çünkü hepinizin pek iyi bildiğiniz 1946 seçimleri hakkında, göz göre göre bu kadar açıkça yalan söylüyor ve bu insanı heyecandan heyecana sevkediyor. Nasıl olur da, bu derece yüksek mesuliyetler deruhde etmiş olan bir insan, karşısındakilerin gözlerinin içine bakarak yalan söyliyebilir, bu yolda böylesine bir suimisal verebilir? Bunu hakikaten beşer vicdanı kabul edemiyor ve insan, havsalalara sığmıyan bu vaziyet karşısında kızıp isyan ediyor. Fakat öte yandan İnönü’nün bu konuşmalarında çok sevinilecek bir taraf da var. İsmet İnönü’nün burada hürriyetten, seçim emniyetinden zari zari bahsetmesi, demokratik rejimin muhafazasının bu memleket itibarı için lüzumlu olduğunu ifade etmesi, sadece ve sadece ilâhî adaletin bir tecellisinden ibarettir. (Soldan alkışlar) O Allaha bakınız ki, ömrü boyunca inkâr ettiği prensipleri müdafaa etmek, ömrü boyunca ayaklar altında çiğnediği vatandaş reylerinin müdafi ve hâmiliğini yapmak için, onu bugün bu kürsüye zorlanarak gelmek mecburiyeti altında bırakıyor, ilâhî adaletin şu büyük tecellisine bakınız, arkadaşlar! Allaha çok şükür, bu memleket bu hâdiseyi gördü. Allaha çok şükür, Türk Milletinin kahhar sillesi dünkü müstebiti bugünün hürriyet kahramanı haline kalbetti. (Soldan alkışlar)”

Onun şu müşâhedesi, daha o zamândan, İnönü’nün, Menderes ve DP ik̆tidârını entrikayle ve yabancı mihrâkların yardımıyle devirmek peşinde olduğunu ifşâ ediyor:

“Dışarılara jurnal̃ etmek sûretiyle bir müdâhaleye yol açmak peşindedirler!”

Bu çatışmada muhakkak ki nefsâniyetin büyük payı vardır: Totaliter Şeflik yapmış bir adamın alelâde bir vatandaş gibi sîgaya çekilmesi, ağır tenk̆îdlere hedef olması onun tahammül edebileceği bir vazıyet değildir…

Fakat Mütehakkim Zümre nezdinde Menderes’in en büyük günâhı, Kemalist İnk̆ilâbların (kendi tâbirince) “halka mâl̃ olmamış” bâzılarına cephe alması ve dîndâr halkımıza yakınlık göstermesidir…

“Halka mâl̃ olmamış” o İnk̆ilâbların en başında, herhâlde, “Dîn İnk̆ilâbı” geliyordu… Halkımız, en fazla, onun bu İnk̆ilâba sırtını dönmesinden memnûn kalmıştır…

Dîğer bir memnûniyet sâik̆i de, yasaklanan dînî tedrîsâtı ve İsl̃âmın öğretilmesini tekrâr serbest bırakmasıdır…

Yukarıda gördük ki bizzât Adnan Menderes’in gelini (Yüksel Menderes’in sâbık eşi) İpek (Kumbaracıbaşı) Kıramer, onun gözden düşmesine (tabiî, kasdedilen, Mütehakkim Zümrenin gözünden düşmesidir) ve bir ihtilâlle devrilmesine başlıca sebeb olarak “DP ik̆tidarının İsl̃âmcı çevre ile yakınlaşmasını” gösteriyordu…

İşbu çalışmamızın 15 Eyl̃ûl̃ 2025 târihli 129. tefrikasında, Cuntacılar tarafından 27 Mayıs 1960 İhtilâli için gösterilen ilk sebebin de, “Menderes ik̆tidârının Kemalizmden uzaklaşması” olduğunu îzâh etmiş, ayrıca şu umûmî tesbîtte bulunmuştuk:

Kemalizm, Türkiye’de, ihtilâllerin........

© Milat