İbrahim anlaşmanız batsın sizin!
Ortadoğu’nun üzerine çöken kan bulutunun adı bugün sadece savaş değildir; aynı zamanda ikiyüzlülük, emperyal tahakküm ve kirli pazarlıklardır. “Barış” diye pazarlanan İbrahim Anlaşmaları’nın arkasında ne huzur vardır ne kardeşlik ne de insanlık. O anlaşmaların mürekkebi kurumadan Gazze’nin üstüne bombalar yağdı, çocuk cesetleri enkaz altından çıkarıldı, hastaneler vuruldu, siviller açlığa mahkûm edildi. Dünyanın gözleri önünde işlenen bu vahşetin en büyük destekçisi ise yine Amerika Birleşik Devletleri oldu. Washington yönetimi yıllardır İsrail’in her saldırısını “meşru müdafaa” masalıyla aklamaya çalışıyor. Ama artık bu masalları dinleyecek bir dünya yok. Çünkü insanlar televizyon ekranlarında parçalanmış çocuk bedenlerini görüyor. İnsanlar fosfor bombalarının altında yanan şehirleri görüyor. İnsanlar ambulansların, gazetecilerin, mülteci kamplarının hedef alındığını görüyor. Ve bütün bunların ardından Amerikan sözcülerinin çıkıp “İsrail’in güvenlik hakkı vardır” cümlesini tekrarlamasını duyuyor. Bu artık diplomasi değil; alenen suça ortaklıktır. Uluslararası hukuk dedikleri düzen, iş İsrail olunca bir anda buharlaşıyor. Eğer aynı saldırıları başka bir ülke yapsaydı bugün çoktan yaptırımlar devreye sokulur, Birleşmiş Milletler kürsülerinden tehditler savrulur, savaş suçları mahkemeleri kurulurdu. Ama İsrail yapınca herkes susuyor. Çünkü Amerika’nın veto sopası devreye giriyor. Çünkü Batı’nın insan hakları anlayışı sadece kendi çıkarlarına hizmet ettiği sürece geçerli oluyor. Daha da aşağılayıcı olanı ise Körfez ülkelerine yıllardır kurulan baskıdır. Amerika açık........
