Kişisel imtihanlara değil, Ümmetin derdine omuz vermek
Hayat, her insan için farklı imtihanlarla örülmüş uzun bir yolculuktur. Kimi hastalıkla, kimi fakirlikle, kimi evladıyla, kimi yalnızlıkla, kimi de haksızlıklarla sınanır. Ancak mümini diğer insanlardan ayıran en önemli özellik, kendi acısına kapanıp kalmaması; ümmetin derdiyle de dertlenmesidir. Çünkü İslam, yalnızca "ben" demeyi değil, "biz" olmayı öğreten bir dinin adıdır.
Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
"Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar."
Bu ayet, müminlerin yalnız kendi hayatlarından değil, toplumun ve ümmetin geleceğinden de sorumlu olduklarını açıkça ortaya koymaktadır.
Bugün İslam coğrafyasına baktığımızda Gazze'den Doğu Türkistan'a, Arakan'dan Sudan'a kadar milyonlarca Müslüman zulüm altında yaşamaktadır. Bunun yanında cehalet, ahlaki yozlaşma, aile kurumunun zayıflaması ve gençlerin manevi boşluk içinde savrulması da ümmetin en büyük yaraları arasındadır. Böyle bir zamanda "Benim derdim bana yeter." anlayışı, Kur'an ve sünnetin inşa ettiği mümin şahsiyetle bağdaşmaz.
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
"Müminler birbirlerini sevmede,........
