Hicret Diyerek Srebrenitsa’nın Yolunu Açanlar: Gazze’yi Boşaltma Siyasetinin Maskeleri
Günümüzün en trajik sahnelerinden biri Gazze’de yaşanıyor. Her yeni gün, yeni bir katliam, yeni bir yıkım, yeni bir sessizlik. Ve ne yazık ki bu yıkım yalnızca bombalarla değil, söylemlerle de derinleşiyor. Trump’ın “Gazze boşaltılmalı” sözleriyle eş zamanlı olarak kimi İslam ülkelerinden ve çevrelerinden yükselen “Gazzeliler isterlerse hicret edebilir” türü açıklamalar son derece tehlikeli bir zihinsel kırılmaya işaret ediyor.
I. Kavramların Bozulması: Hicret mi, Tahliye mi?
İslami literatürde “hicret”, zulüm altındaki bir müminin inancını ve canını koruyarak adaletin hüküm süreceği bir coğrafyaya yönelmesini ifade eder. Ancak bu kavram, yalnızca mekânsal bir hareketi değil aynı zamanda bir iman ve dava taşımacılığı anlamını içerir. Hicret, bir ümmet inşası sürecidir. Hz. Peygamber'in Mekke’den Medine’ye hicreti İslam tarihinin en kritik kırılma noktalarından biridir; çünkü bu hareket, sadece zulümden kaçış değil, hakikatin inşası için bir fırsattı.
Bugün Gazzelilere önerilen ise hicret değil, açıkça tahliye, sürgün ve etnik temizliktir. İsrail’in stratejik hedefi, Gazze’yi askerden ve halktan “arındırmak”tır. Trump’ın sözleri bu hedefin dışa vurumudur. Ve ne yazık ki bu politikaya bilerek veya bilmeyerek eşlik eden bazı “kanaat önderleri” bu kirli planın dilini meşrulaştırmakta, tarihî bir hataya ortak........
