Afrika: Ümmetin imtihanı
Yüce Allah (cc), kullarını farklı şekillerde imtihan eder. Kimini hastalıkla, dertle ve musibetlerle sınar. Kimini sağlıkla, afiyetle ve mutlulukla... Kimini yoklukla, yoksullukla ve çaresizlikle... Kimini de servetle, imkânla ve güçle... Kimine makam verir, kimine şöhret verir, kimine de sıradan bir hayat nasip eder. Çünkü ilâhî imtihanın tek şekli sıkıntılar değildir. Bazen en ağır imtihan, insanın sahip olduğu nimetlerdir.
Darlık içinde olanın imtihanı; isyan etmeksizin sabırdır, teslimiyettir. Bolluk içinde olanın imtihanı ise hamd ve şükredip azmamak ve sapmamaktır. Fakat mesele sadece "şükrettim" demekle bitmez. Asıl soru şudur:
· Elindeki nimetlerin hakkını verebiliyor muyuz?
· Haddimizi aşmadan nimeti ve imkânları mülkün sahibinden bilip kulluğa daha samimi sarılıyor muyuz?
· Lüks, israf ve konfor delisi olup saçıp savuruyor muyuz? Yoksa sade ve mütevazı hayatımıza devam mı ediyoruz?
· Soframızı komşu, akraba vs. ihtiyaç sahiplerine açabiliyor muyuz?
· Kendi çocuklarımızı doyururken aç kalan çocukları hatırlayabiliyor muyuz?
· Sahip olduğumuz servetten, makamdan ve imkânlardan mazlumlara, mahrumlara, mağdurlara da bir pay ayırabiliyor muyuz?
İşte bugün Afrika, bu soruların cevabını ortaya çıkaran büyük bir imtihan kâğıdıdır.
Mazlum Afrika... Mahrum Afrika… Mağdur Afrika... Yıllardır sömürünün, savaşların, açlığın ve yoksulluğun yükünü omuzlarında taşıyan Afrika... Bir lokma ekmeğe, temiz bir yudum suya, temel sağlık hizmetlerine ve eğitime muhtaç bırakılan milyonlarca........
