menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Göğü yırtan inkâr

16 0
25.05.2026

Bin dokuz yüz otuz dokuz yılında, yeryüzünün büyük bir yıkıma hazırlandığı o puslu günlerde inşa edilen bir binanın asırlık camları, seksen beş yıl sonra bir gece yarısı tuzla buz oldu. Ukrayna'nın başkenti, sabaha karşı gökyüzünü yararak inen amansız bir fırtınanın ortasında uyandı. Olayın sıradan bir askeri operasyon olmaktan çıkıp, topyekûn bir gövde gösterisine dönüştüğü anlar; doksan ayrı füzenin ve altı yüz insansız hava aracının şehre yağmasıyla başladı. Moskova, elindeki o ağır yıkım aracını, kıtaları aşan menziliyle bilinen o balistik gövdeyi üçüncü kez sahaya sürdü. Hedef, başkentin kalbi ve Bila Tserkva bölgesiydi.

Gerçek, iki zıt iddianın tam ortasındaki o sessiz enkazda kanıyor.

Resmi makamlardan yayımlanan metinler, bir mahkeme tutanağının tüm soğukkanlılığını taşıyordu: Sivil altyapıya yönelik hiçbir hamle planlanmamış ve gerçekleştirilmemiştir.

Hemen ardından, Kiev sokaklarının ve o yıkıntının yeryüzünün hafızasına düştüğü kayıtlar döküldü ortaya: Hasar görmüş okul binaları, vurulan apartmanlar, yıkılmış bir pazar yeri, yaralanan en az seksen üç sivil ve hayatını kaybedenler.

Bu, sadece belirlenmiş koordinatların vurulması değildir. Karşı tarafın iradesinin, nefes alma direncinin ve yarına dair umudunun kül edilmesidir. Mutlak tahribat; gücün, hakikati kendi namlusuyla yeniden yazma çabasıdır.Meseleyi kılıflarından sıyırıp hakikatin o sarsılmaz ağırlığıyla yüzleştiğimizde görürüz ki: Uzun menzilli hamlelere verilen bu yanıt, diplomatik bir misilleme değil; gökyüzünden yeryüzüne inen, bedeli bizzat sivillerin ödediği ağır bir tırmandırma........

© Milat