Sanchez dik duruyor
Dünya, Gazze’de akan kanı izlerken; uluslararası hukuk ayaklar altına alınırken; büyük güçler ya sessizliğe gömüldü ya da bu suça ortak oldu. Tam da böyle bir zamanda, Avrupa’dan beklenmeyen bir ses yükseldi. Pedro Sanchez, yalnızca söz söyleyen biri olmadı; risk alan, bedel ödeyen ve tutumunu somut adımlarla ortaya koyan bir lider olarak öne çıktı.
Savaşın ilk anlarından itibaren Sanchez’in tavrı netti: “Savaşa hayır.” Bu, sıradan bir diplomatik cümle değil, arkasını doldurduğu bir ilkeydi. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını açıkça “yasa dışı” olarak nitelendirmesi, Avrupa siyasetinde alışılmış bir refleks değildi. Dahası, bu tutumu sadece sözle bırakmamış; ABD’nin İspanya’daki askeri üsleri kullanmasına izin vermeyerek bu karşı duruşu somut bir devlet politikası haline getirmişti.
Bu kararın bedeli de gecikmedi. Washington’dan gelen tehditler, ticari yaptırım imaları ve siyasi baskılar, Sanchez’i geri adım attırmadı. Çünkü onun yaklaşımının güç dengelerine göre şekillenmediği açıktı. Hukuka dayalı bir ilke siyaseti gütmek istiyordu. Nitekim yaptığı açıklamalarda altını çizdiği bir cümle, bu duruşun özeti gibiydi: “Bir hukuksuzluk, başka bir hukuksuzlukla karşılık bulamaz.”
İspanya’nın attığı adımlar bununla sınırlı değildi. Gazze’de yaşananları “soykırım” olarak nitelendiren az sayıdaki Avrupa ülkesinden biri olmuş; İsrail’e........
