Kutsala hakaret, düşünce değildir
Bir komedyenin sahnede kullandığı ifadeler günlerdir Türkiye'nin gündeminde. Kimisi ifade özgürlüğü diyor. Kimisi tartışmayı yalnızca tutuklama meselesine indirgemeye çalışıyor. Oysa bana göre asıl tartışma ne bir komedyendir ne de tek bir gösteridir. Asıl tartışma şudur. Eleştiri ile hakaret arasındaki çizgi nerededir Düşünce özgürlüğü nereye kadar uzanır Hakaret nerede başlar Bir Müslüman olarak önce Kur'an'a bakarım.
Çünkü ölçüm vahiydir. Rabbim bu konuda ne buyuruyor, onu anlamaya çalışırım. Ardından Peygamber Efendimiz'in (sav) böyle durumlarda nasıl davrandığına ve hangi ölçüyü ortaya koyduğuna bakarım. Kur'an bize çok önemli bir ilke öğretir. Allah'tan başka yalvardıklarına sövmeyin.
Sonra onlar da bilgisizlikle haddi aşarak Allah'a söverler. (En'âm, 108) Dikkat edin. Kur'an burada inanmayanlara değil, Müslümanlara hitap ediyor. Müslümanlara bir ahlak öğretiyor. Batıl olduğunu bildirdiği putlara bile sövmemeyi emrediyor. Çünkü hakaret hakikati büyütmez. Hakaret yalnızca öfkeyi büyütür. Ardından şu ölçüyü koyuyor. Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır. Onlarla en güzel şekilde mücadele et. (Nahl, 125) Kur'an'ın yöntemi hakaret değildir. Hikmettir. Güzel sözdür. Delildir. İşte Müslümanın dili de, üslubu da bu ölçüyle şekillenir. Bugün özgürlük adına en çok istismar edilen alanlardan biri de düşünce ve ifade özgürlüğüdür. Öyle bir noktaya geldik ki, hakaret eden herkes kendisini ifade özgürlüğünün arkasına saklıyor. Oysa düşünce başka şeydir. Hakaret başka şeydir. Bir fikri eleştirebilirsiniz. Bir ideolojiyi reddedebilirsiniz. Bir dünya görüşüne katılmayabilirsiniz.
Bir dine inanmayabilirsiniz. Bütün bunlar düşünce alanındadır. İnsan düşüncesini açıklayabilir. Delilini ortaya koyabilir. Karşı tez geliştirebilir. Bunlar özgürlüğün doğal sonucudur. Mmemlekette Ben........
