menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Homo Ludens

9 0
26.04.2026

Geçtiğimiz hafta Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırıları, toplum olarak hepimizin yüreğini yaktı. Bu tür sarsıcı trajedilerin ardından, haklı bir infialle birlikte hemen bir "suçlu" arayışına giriyoruz. Ve ne yazık ki, her zamanki gibi o kolaycı refleks devreye girdi; olağan şüpheliler anında hedef tahtasına kondu: Bilgisayar oyunları ve televizyon dizileri.

Görünüşe göre şiddetin kaynağı şıp diye bulunmuştu! Ekranda gördüğünü taklit eden gençler, oyunların şiddete özendirmesi... Peki, denklem gerçekten bu kadar basit mi?

Ben hiç de öyle olduğunu düşünmüyorum. Şiddet içerikli savaş veya dövüş oyunları yeni icat edilmedi, on yıllardır hayatımızdalar. Dizi ve filmlerin bu temaları işlemesi ise çok daha eskiye dayanıyor. Üstelik günümüzde televizyon ve sinema, geçmişe kıyasla çok daha ağır bir denetim kıskacında. Ekranlar buzlamalarla, ses kesintileriyle, çiçek böcek sansürleriyle dolu. Ancak ekrandaki şiddeti sansürlemek, sokaktaki, okuldaki veya evdeki şiddeti durdurmaya yetmiyor. Aksine, hayatın içindeki şiddet, ekrandakinden çok daha çıplak, çok daha pervasız bir şekilde........

© Milat