Eskiden rastlaşacaktık
Birden bire…Bir tesâdüf, plansız bir karşılaşma ile başlayan serüven. Rastlaşmak böyledir.
Kalbi derinden etkiler, izi kalır böyle rastlaşmaların. Tesadüf olsa da her şeyin kader çizgisinde olduğunu unutmamak… Öyledir de her şey kaderde sabittir.
Bir diğer kelime ise eski. Eskiden her şey daha güzeldi, denir. Hep böyle söylenir. Eski özlenir, nostaljik gelir çoğu kez. Herkesin içinden geçirdiği bir âh vardır; pişmanlık vardır, geçmişe dönmek vardır. “Sordum sarı çiçeğe benzin neden sarıdır/Çiçek eydür ey derviş âhım dağlar eritir” diyordu Yunus.
Çiçeğin âhı dağları eritiyor. Zamansız açmak mıdır? Belki de öyledir. Bir kalp de öyle midir? Zamansız mı atar?
Dönüşü mümkün olmayan yollar çıkıyor. Zamana karşı durulmuyor.
İnsan geçmişe dönmek istiyor. Geçmişi yeniden inşâ etmek, hatalarını telafi etmek, istediklerini tamamlamak istiyor. Verdiği kararları gözden geçirmek ve yeniden karar vermek istiyor. Allah’tan istiyor ama bunları yapmak mümkün mü? Değil!
Yaşanılan yaşanmıştır.
Yaşanılanlardan ders çıkarmak diye bir şey var ama bu yine mümkün olmuyor. Yaşadığımız her şey hafızamıza yerleşiyor; ruhumuzu, bedenimizi, duygularımızı, her şeyimizi etkiliyor. Tesiri kalıyor, hatırası kalıyor.
İnsan yanlış kararlarıyla da doğruyu bulabilir. Bulmak istedikten sonra… Ne yazık ki çiçek açtıktan, toprak kuruduktan, mevsim geçtikten sonra gelen âhlarla yaşamak kolay değil.
Her şey sönüyor. Yıldızlar bile.
Geç........
