İnsan, kulluk ve anlam 7
Yeni yıla (2026) girmeden önce başladığımız “Kulluk” yazılarımızı seri şekilde sürdürüyorduk. Ramazan dolayısıyla Oruç yazılarına başlamıştık ki İran’a karşı İsrail&ABD’nin başlattıkları savaşa yoğunlaştık. Bu sebeple seri yazılarımıza ara vermek gerekmişti. Derken İnsan, Kulluk ve Anlam yazılarımıza dönüş için kısmet bugün imiş.
İkinci gruba giren ibadetler-menasık, inananların Rableri ile irtibatını diri ve kavi tutması suretiyle İslamî ve tabi ki insanî yükümlülüklerini (kul ve halife bilinciyle) yerine getirmede önemli rol oynar. Ancak her iki tanımda da yaşanan ‘arıza’ ve eksiklik inanan insanda (mü’min) kulluğun ‘bilinç’ seviyesine çıkmamasıyla alakalıdır. Oysa bizden istenen kulluğun ‘bilinç’ düzeyine çıkarılmasıdır.
İbadetler-nüsuklar, mü’min kulu Allah’a yaklaştıran, belirli ritüel ve davranış biçimlerini kapsamaktadır. Bunları Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de belirtmiş, Hz. Muhammed da (sav) bunların nasıl uygulanacağını o güzel örnekliğiyle Müslümanlara kusursuz ve eksiksiz bir şekilde öğretmiştir. Öğrettikleri hem yaşanarak hem de yazıya geçirilmek suretiyle kayıt altına alınıp bizlere ulaştırıldığı gibi bizden sonraki nesillere de intikali sürecektir.
Ama yine de biliyoruz ki,
İbadetin “ne”liği ile ilgili pek çok tanımlama yapılmışsa da ancak ibadeti/nüsuku açıklamak istediğimizde onu “Ulûhiyet ve kulluk ilişkisi” bağlamında kabul ederek........
