Kur’an'ı Öğrenmek Öğretmek
İnsanlar Kuranı Kerime inandıklarını söylerler, ama bazen inandıkları ile söyledikleri, söyledikleri ile yaptıkları arasında dikkat etmedikleri farklar oluşur.
Bundan dolayı bilgilerimizi tazelemek adına, Kuranı Kerimin geniş tarifi ile başlayalım:
Kur’an-ı Kerîm, Hz. Allah(cc) tarafından Hz. Muhammed (sav)’e vahiy yoluyla Arapça olarak indirilen, Mushaflarda yazılan, tevatür yoluyla nakledilen, tilavetiyle ibadet edilen ve mucizevî yönleri ile inanmayanlara karşı meydan okuyan bir kelâmı ilâhîdir.
Şimdilerde Kuran okuyorum diyenlerden daha çok, Kuranı Kerimi öğretiyorum diyenlerin öncelikle bu tarifi içselleştirmeleri gerekiyor.
Müslümanlar Kuranı öğrenmek ve öğretmek için bu anlamda, öncelikle İslam’ın Kurucu nesli, Sahabe Efendilerimiz gibi davranmaları gerekiyor.
Sahabe Neslinin(ra) Kuranı Kerimi öğrenmek ve öğretmekten önce imanı öğrendiği gibi bizim de öncelikle Kuranı Kerime iman etmemiz gerekiyor.
Bu konudaki dayanağımız Nisa, 136 da ki: “Ey İman edenler, İman edin” ayetidir.
Sahabe Nesli(ra) örnekliğinde gördüğümüz gibi Müslümanlar sırasıyla iman edecekler, sonra Kur’an’ı okuyacaklar, okumaları ile birlikte anlamaları ve hükümlerini öğrenerek hem kendi hem de toplum hayatına uygulamaları gerekecektir.
Bun sıralamada örneğimiz Risalet’in ilk yıllarından başlamak üzere 13 yıllık bütün bir Mekke dönemi boyunca nazil olan ve Mekki sureler diye ifade edilen ayet ve surelerin hiçbirinde Müslümanlara “Ey iman edenler” ifadesi diye hitap edilmemesidir.
Bu dönemdeki bütün hitaplar; “Ey insanlar, Ey Âdemoğulları” ifadeleri ile........
