menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Özün ve Yüzün Meshi

26 0
15.10.2026

Yine yazımıza da, ‘selam duâsı’yla başlıyoruz efendim inşallah;

‘Aşk olsun. Aşkınız cemâl olsun. Cemâliniz nûr olsun. Nûrunuz ayn olsun.’

Geçen yazımızda ‘boş hayal peşinde olanlardan bahsetmiştik. Bu hafta ise kaldığımız beyitten devam ediyoruz:

“Kadını zühreye dönüştürmek mesh olur da insanın toprak ve balçık olması mesh ve değişim olmaz mı?”

İnsanın yaratılış yönüyle bir maddi bir de mânevi tarafı vardır. İnsanın bedenî ciheti onun maddi boyutudur ama insanın bir de mânâ boyutu vardır ki, o insanı yüceltir ve onu âlâyı illiyine çıkartır, insanı meleği âlâya yüceltir. İnsanda yapısında, madde ve mânâ boyutu birleşir. İnsanın maddi boyutu onun hayvânî cihetini yâni dünyevî boyutunu temsil eder. İnsan eğer madde yönünü geliştirirse dünyevî yönü inkişaf eder fakat mânevî yönünü geliştirirse dünyâya gelmesinin hakiki amacı gerçekleşir, meleklerden üstün duruma dahi gelebilir. İnsan madde tarafını geliştirirse su ve çamurdan oluşan balçık durumuna gelir ve basit, insana yakışmayan hayvânî bir hayâtın esiri olur. Bu durum Kurânu Azûmüşşân’da şu âyetle teşmil edilir: “Biz insanı en güzel biçimde yarattık. Sonra da çevirdik aşağıların aşağısına attık. Fakat iman edip sâlih amel işleyenler için eksilmeyen devamlı bir ecir vardır.” (Tin, 4) Cenâbı Hak insanı aşağılardan aşağı (=esfeli sâfiliyn)’e düşürebilir ama iman edenleri ve güzel amel işleyenleri meleği âlâ’ya çıkartabilir. Bu ciheti geliştirmek akıl kârıdır.

“Akılların gıpta edip, kıskanacağı bu mükemmel vücudu, o alçaklık sebebiyle meshettin,........

© Merhaba Haber