menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mümtaz’er Türköne yazdı: Kördüğüm nasıl çözülecek?

29 33
18.02.2025

Güne, 51 ilde KCK/PKK operasyonu haberi ile uyandık. Mesele bir şiddet eylemi hazırlığı gibi sıcak bir konu değil, PKK’ya finans sağlamak şeklinde uzun uzun takip ve araştırma gerektiren suçlamalar. Gözaltına alınanların sayısı her ne kadar 2009’daki KCK tutuklamaları kadar fazla olmasa da insan yine de tarihin tekerrür ettiğini düşünüyor. O zaman da Barış Süreci için çok iddialı adımlar atılırken bin 500 civarında kişi, ellerinde plastik kelepçelerle gazete manşetlerini süslemişti. Özetle, Van Belediyesi’ne kayyum atanmasından sonra zamanlama manidar. Bir yandan İmralı’dan kritik yerlere mektuplar ulaşıyor, umudun kanat sesleri yükseliyor, öbür taraftan bu kapsamlı operasyonlar için düğmeye basılıyor.

22 Ekim’de Bahçeli siyasette yeni bir milat oluşturan meşhur mesajını vermişti. Mesaj Öcalan’a ve topyekun Kürt siyasetine idi. İlk cevap, kendisine yakınlığı ile bilinen Ahmet Türk’ün makamına kayyum atanarak devlet veya iktidar içinden başka bir odaktan gelmişti. Öcalan mektupları postaya verdikten sonra, ilk karşılık KCK operasyonu ile muhtemelen aynı odaktan verildi.

Soruyu şöyle sorduğunuz zaman mesele anlaşılıyor: KCK’nın lideri kim? Kent uzlaşısı kimin eseri? Mektupları kaleme alan adam değil mi?

Cezaevi mektupları özel değildir; “görüldü” damgası taşır ve zarfı açık bir şekilde postaya teslim edilir. Cezaevinde olmak aynı zamanda haberleşme özgürlüğünüzün kısıtlanması demektir. İmralı’dan adreslerine ulaştığı DEM tarafından resmen açıklanan Öcalan mektuplarının “görüldü” damgasının ötesinde, devletimizin sorumluları ile müzakere edilmeden ve son şekli üzerinde mutabık kalınmadan postaya verilmesi ise mümkün değil. Posta görevi de elbette temsil niteliğine sahip aracılar marifetiyle yerine getiriliyor. Demek ki bütün gelişmeler devletin gözetimi ve denetimi altında, mutlaka bir planlama dahilinde yürüyor. Kürt siyasetinin bütün aktörleri gelişmelerden memnun, süreci yöneten devlet kanadından itiraz anlamına gelecek bir mesaj gelmediğine göre an itibarıyla işler yolunda gidiyor.

Peki o zaman kör göze parmak sokar gibi, yani göstere göstere KCK ve kayyum operasyonları neden yapılıyor? Parti rekabeti düzeni içinde gerçekleşen “kent uzlaşısı” denilen işbirliğinin soruşturma konusu yapılması, kanunda yeri olmayan etki ajanlığının bu fasılda suç gerekçelerinde yer alması verilmek istenen mesajın altını çizmek için değil mi?

İki ihtimal var: Ya malum süreç için farklı iki egemen irade birbiriyle çarpışıyor, biri diğerinin tekerine çomak sokarak hüküm sürüyor; ya da devlet içinde bildiğimiz klasik “iyi polis-kötü polis”........

© Medyascope