menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dijital katedrallerden 360 derece evrenlere: Halina Rice ile söyleşi

11 0
25.03.2026

Son güncelleme: 25 Mart 2026 -

Dijital katedrallerden 360 derece evrenlere: Halina Rice ile söyleşi

25 Mart 2026 Çarşamba

İSTANBUL (Medyascope, Betül Memiş) – “Müziksiz bir hayat hata olurdu” diyen Nietzsche’ye göre müzik, hayatın trajik doğasına katlanmamızı sağlayan en güçlü araç… Dünyanın ve Türkiye’nin fanilik mesaisinde şerbetlenen ahvalimize bir nebze ilaç olur niyetine rotamızı, 10-11 Nisan’da 10. yaşını kutlayan Sónar Istanbul’a çeviriyoruz. Festivalin konuklarından, Londra merkezli Halina Rice ile müzik, görsellik ve teknolojinin kesişiminde konumlanan yaratım pratiği üzerine konuştuk.

“Amacım her zaman izleyiciyi günlük deneyimlerinin ötesine taşıyacak, sürükleyici/sarmalayıcı ve ilham verici bir evren sunmak” diyen Halina Rice, karmaşık ses manzaralarını dijital sanatın sınırlarını zorlayan görsellerle harmanlayarak çağdaş elektronik müzik sahnesinde kendine özgü bir yer edinen, son yılların dikkat çeken isimlerinden… 2020 yılında hayata geçirdiği, eleştirmenlerin “çığır açan” olarak tariflediği “New Worlds” projesiyle, her notasının kendine has bir görsel dünyayla eşleştiği benzersiz bir ekosistem yaratan Rice, o günden bu yana teknoloji ile sanatı duygusal bir derinlikle birleştirmeye devam ediyor.

Zorlu PSM’de “Satıcının Ölümü” tartışması: Bilet fiyatları ve sponsorluk eleştirileri

Görsel tasarımcı Freny Antony ile işbirliği yaparak sürükleyici (immersive) deneyimlerin öncü isimlerinden biri haline gelen Rice, son dönemde Target3D stüdyosu ve koreograf Anna Vargha ile birlikte imza attığı yeni çalışmasıyla sınırları bir kez daha zorluyor. En yeni “Gaussian Splat”i (360 derecelik dijital modelleme teknolojisi) kullanarak gerçekleştirilen bu çekimler, alışılmışın dışında bir görsel dil sunarak sanat festivallerinde büyük bir merak uyandırıyor. Özellikle yaratıcı kitlenin (Rice’ın söylemiyle) “Bunu nasıl yaptınız?” sorusuyla karşıladığı bu yenilikçi yaklaşım, Rice’ın teknolojiye duyduğu tutkuyu ve müziğini ulaştırmak istediği o ruhani noktayı temsil ediyor. 

Şimdi, Türkiye müzik ahalisi de bu performansın tanıklarından biri oluyor: Sónar Istanbul 2026 kapsamında sahalarımıza teşrif edecek isimlerden biri de Halina Rice. Ritim odaklı parçalardan derin ses manzaralarına uzanan geniş yelpazesiyle Rice, izleyiciyi sadece dinlemeye değil, bir parçası olmaya davet ettiği o “büyüleyici dünyayı” anlatıyor.

10-11 Nisan’da Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde gerçekleşecek Sónar Istanbul, 10. yıla özel bu edisyonunda çağdaş elektronik müziğin iki belirleyici gücünü de bir araya getiriyor. Programın merkezinde İsviçreli DJ, prodüktör Eric Sheridan Prydz ve Belçikalı DJ, plak yapımcısı Charlotte de Witte yer alıyor. 

“Kendimi bir tür ‘sanatsal kâşif’ gibi hissediyorum”

Bugüne kadar imza attığınız çalışmalara ve projelere bakıldığında, “Spheres”, “Terrain”, “Breaks”, “Sunken Suns”, “Elision”, “New Basis”, “Evolve” ve son olarak Ekim 2025’te dinleyiciyi selamlayan “Unreality”… Bu kronolojik akışta müziğinizin sürekli kabuk değiştirdiğini görüyoruz. Bugünden geçmişe baktığınızda, bu çalışmalar/projeler sizin için nasıl bir yaratıcı yolculuğu temsil ediyor? Arşivinizi açtığınızda karşınıza çıkan o bütünsel fotoğrafı nasıl tanımlarsınız?

Bu yayımların tümünü “New Worlds (Yeni Dünyalar)” projesinin bir parçası olarak görüyorum ve sanırım her biri müzikte, görsel dünyada ya da hatta yayımlama sürecinde bir tür keşfi temsil ediyor. Benim için evrim ve değişim önemli ve kucaklanması gereken temel kavramlar. Bu yüzden kendimi bir tür “sanatsal kâşif” gibi hissediyorum. Elbette tüm bu sürecin merkezinde, duygusal bir nitelik taşıyan müzik üretmeye dair süregelen, görünmez bir bağ var. Bunun dışında ise kendime sınırlar ya da kısıtlamalar koymayı hiçbir zaman tercih etmiyorum.

Bu yayımların tümünü “New Worlds (Yeni Dünyalar)” projesinin bir parçası olarak görüyorum ve sanırım her biri müzikte, görsel dünyada ya da hatta yayımlama sürecinde bir tür keşfi temsil ediyor. Benim için evrim ve değişim önemli ve kucaklanması gereken temel kavramlar. Bu yüzden kendimi bir tür “sanatsal kâşif” gibi hissediyorum. Elbette tüm bu sürecin merkezinde, duygusal bir nitelik taşıyan müzik üretmeye dair süregelen, görünmez bir bağ var. Bunun dışında ise kendime sınırlar ya da kısıtlamalar koymayı hiçbir zaman tercih etmiyorum.

Eleştirmenler sizi, elektronik dans müziğini görsel estetikle yeni biçimlere dönüştüren öncü bir hareketin figürü olarak tanımlıyor. Hatta şu tarif çok çarpıcı: “Dijital katedral atmosferi yaratıyor.” Peki, siz müziğinizi ve yarattığınız bu işitsel mabedi nasıl tarif ediyorsunuz?

Bence üretimlerim, en saf duyguları açığa çıkarabilmek adına formların dışına taşan, oldukça serbest ve kuralsız bir alandan doğuyor. Eğer o duyguyu müziğin içinde ben hissedebiliyorsam, bunun dinleyiciye de bir karşılık bulacağına inanıyorum. Bu, kelimelere veya tanımlara ihtiyaç duymayan bir tür iletişim biçimi, frekans paylaşımı. Belki de bir anlamda bu oldukça ruhani bir iletişim veya temas… googletag.cmd.push(function() { googletag.display('inline_ad'); });

Bence üretimlerim, en saf duyguları açığa çıkarabilmek adına formların dışına taşan, oldukça serbest ve kuralsız bir alandan doğuyor. Eğer o duyguyu müziğin içinde ben hissedebiliyorsam, bunun dinleyiciye de bir karşılık bulacağına inanıyorum. Bu, kelimelere veya tanımlara ihtiyaç duymayan bir tür iletişim biçimi, frekans paylaşımı. Belki de bir anlamda bu oldukça ruhani bir iletişim veya temas…

Müziğiniz, ruhani ses manzaralarından ritim odaklı IDM’ye kadar uzanan oldukça geniş ve melez bir alanı kapsıyor. Bu türsel çeşitlilik, bestelerinizdeki atmosferi nasıl şekillendiriyor? Algınızda veya çalışma pratiğinizde “ses, fiziksel mekân ve kompozisyon” arasındaki bağı, ilişkiyi nasıl kurguluyorsunuz?

Sadece müzik prodüktörlerinden değil, sesi dinleyiciyi etkilemek için bir palet gibi kullanılan enstelasyon çalışmaları yapan sanatçılardan da ilham alıyorum. Görsel-işitsel eserler yarattıkça, ses ile mekânın nasıl bir araya gelebileceği ya da nasıl diyalog kurabileceği üzerine daha derinlemesine düşünmeye başladım. Mümkün olduğunca eserin/çalışmanın, sesin dinleyiciyi 360 derece çevrelediği, aslında doğal bir işitme deneyimimize daha yakın, sürükleyici bir ortamda sunulmasını tercih ediyorum. Bu yaklaşım, tasarımcı Freny Antony ile geliştirdiğimiz görsellerle tamamlanıyor; burada müziğin duygusal kodlarını sinematik bir deneyime dönüştürmeye çalışıyoruz.

Sadece müzik prodüktörlerinden değil, sesi dinleyiciyi etkilemek için bir palet gibi kullanılan enstelasyon çalışmaları yapan sanatçılardan da ilham alıyorum. Görsel-işitsel eserler yarattıkça, ses ile mekânın nasıl bir araya gelebileceği ya da nasıl diyalog kurabileceği üzerine daha derinlemesine düşünmeye başladım. Mümkün olduğunca eserin/çalışmanın, sesin dinleyiciyi 360 derece çevrelediği, aslında doğal bir işitme deneyimimize daha yakın, sürükleyici bir ortamda sunulmasını tercih ediyorum. Bu yaklaşım, tasarımcı Freny Antony ile geliştirdiğimiz görsellerle tamamlanıyor; burada müziğin duygusal kodlarını sinematik bir deneyime dönüştürmeye çalışıyoruz.

Günümüzde müziğin artık sadece melodiler değil, tamamen işitsel karakter odaklı bir yaklaşıma evrildiğini görüyoruz. Hem bir dinleyici hem de üretici olarak bu eğilimi nasıl gözlemliyorsunuz? Kendi ses dokunuzda sizi özellikle cezbeden ya da işitmekten bilinçli olarak kaçındığınız sesler var mı?

Çalışmalarımda kullandığım seslerin çoğu foley’e, yani doğadan kaydedilen organik kaynaklara dayanıyor. Örneğin, buzun çatlaması, sonbaharda kuru yaprakların hışırtısı ya da bir kayanın düşüşü gibi sesler… Bu kayıtlar daha sonra katmanlar halinde defalarca işlenip başkalaştırılıyor; öyle ki gerçeklikle bağlarını korusalar da sonunda alışılmadık ve inorganik bir his uyandırıyorlar. Sesin küçük parçalarından (mikro fragmanlardan) oluşan çok sayıda katman kullanmak, yapıya kesinlikle “odyofil” bir cazibe katıyor. Eseri benzersiz, detaylı ve canlı kılan şey de aslında bu; o neredeyse fark edilmeyecek kadar küçük ses zerreciklerinin bir araya gelerek kurduğu bütün.

Çalışmalarımda kullandığım seslerin çoğu foley’e, yani doğadan kaydedilen organik kaynaklara dayanıyor. Örneğin, buzun çatlaması, sonbaharda kuru yaprakların hışırtısı ya da bir kayanın düşüşü gibi sesler… Bu kayıtlar daha sonra katmanlar halinde defalarca işlenip başkalaştırılıyor; öyle ki gerçeklikle bağlarını korusalar da sonunda alışılmadık ve inorganik bir his uyandırıyorlar. Sesin küçük parçalarından (mikro fragmanlardan) oluşan çok sayıda katman kullanmak, yapıya kesinlikle “odyofil” bir cazibe katıyor. Eseri benzersiz, detaylı ve canlı kılan şey de aslında bu; o neredeyse fark edilmeyecek kadar küçük ses zerreciklerinin bir araya gelerek kurduğu bütün.

“Sanal evrende bir gösteri inşa etmek”

Müzik ve görsel-işitsel sanat alanındaki yolculuğunuz klasik enstrümanlardan elektronik prodüksiyona kadar uzanıyor. Bu süreçte enstrümanla birlikte sanatsal bir dönüşüm de söz konusu… Eğer bu bir dönüşümse, bu geçişte sizin için belirleyici dönüm noktası ne oldu?

Klasik piyano eğitimi alarak büyüdüm ama aynı zamanda kardeşimin sahip olduğu ve benim de kurcalama fırsatı bulduğum geniş bir sentezleyici ve davul makinesi koleksiyonu vardı. Bu yüzden elektronik müzik prodüksiyonuna her zaman bir aşinalık hissettim. Gençlik yıllarımda daha çok indie müziğe yöneliyordum; ancak Jon Hopkins, Rival Consoles ve Lorn gibi isimlerin çalışmalarını duyduğumda; indie duyarlılığını ve o yoğun duygusallığı elektronik altyapıyla harmanlayan bir tür ifade alanı keşfettim. İşte o an, her şey zihnimde yerli yerine oturdu.

Klasik piyano eğitimi alarak büyüdüm ama aynı zamanda kardeşimin sahip olduğu ve benim de kurcalama fırsatı bulduğum geniş bir sentezleyici ve davul makinesi koleksiyonu vardı. Bu yüzden elektronik müzik prodüksiyonuna her zaman bir aşinalık hissettim. Gençlik yıllarımda daha çok indie müziğe yöneliyordum; ancak Jon Hopkins, Rival Consoles ve Lorn gibi isimlerin çalışmalarını duyduğumda; indie duyarlılığını ve o yoğun duygusallığı elektronik altyapıyla harmanlayan bir tür ifade alanı keşfettim. İşte o an, her şey zihnimde yerli yerine oturdu.

Performanslarınızda sesi alışıldık stereo (sağ-sol) düzlemin dışına çıkarıp üç boyutlu bir hacme kavuşturan “mekânsal ses” (spatial audio) teknolojisini, 360 derecelik görsel tasarımlarla ve metaverse ile harmanlıyorsunuz. Tüm bu gelişmiş araçlar sizin için sadece performansınızı destekleyen teknik birer “detay” mı, yoksa yaratıcı sürecinizin özünü de şekillendiren bir hemhal mi?

Mekânsal ses (spatial audio), ses dünyasında gerçek bir kırılma yaratarak insanların müziği deneyimleme biçimlerini kökten dönüştürüyor. Yeni teknolojilere duyduğum ilgi nedeniyle bu yaklaşım, 2019’dan beri üretimimin ayrılmaz bir parçası hâline geldi. Son iki albümümü Dolby Atmos formatında hazırladım; ayrıca L-Acoustics’in L-ISA yazılımıyla mekânsal ses düzeninde pek çok festivalde canlı performanslar sergiledim. Bu sistemde üretim yapmak için bir parçayı, dinleyicinin 360 derece etrafına serpiştirebileceğiniz bağımsız ses katmanlarına -başka bir deyişle objelere- ayırmanız gerekiyor. Bu, her parçada çok sayıda katman ve efekt kullanan benim gibi birinin çalışma pratiğine mükemmel uyuyor. Örneğin, Londra’daki Polygon Live festivalinde, 3 bin kişilik oditoryumdaki 100’ü aşkın hoparlör için ses mühendisi Davey Williamson ile günlerce çalıştık; hedefimiz, her bir sesin dinleyiciyi fiziksel olarak kuşattığı hissini yaratmaktı. Bu tür prodüksiyonlar ciddi bir ek emek ve zaman gerektiriyor; ancak aldığımız geri dönüşler, ortaya çıkan deneyimin buna fazlasıyla değdiğini gösteriyor.

Mekânsal ses (spatial audio), ses dünyasında gerçek bir kırılma yaratarak insanların müziği deneyimleme biçimlerini kökten dönüştürüyor. Yeni teknolojilere duyduğum ilgi nedeniyle bu yaklaşım, 2019’dan beri üretimimin ayrılmaz bir parçası hâline geldi. Son iki albümümü Dolby Atmos formatında hazırladım; ayrıca L-Acoustics’in L-ISA yazılımıyla mekânsal ses düzeninde pek çok festivalde canlı performanslar sergiledim. Bu sistemde üretim yapmak için bir parçayı, dinleyicinin 360 derece etrafına serpiştirebileceğiniz bağımsız ses katmanlarına -başka bir deyişle objelere- ayırmanız gerekiyor. Bu, her parçada çok sayıda katman ve efekt kullanan benim gibi birinin çalışma pratiğine mükemmel uyuyor. Örneğin, Londra’daki Polygon Live festivalinde, 3 bin kişilik oditoryumdaki 100’ü aşkın hoparlör için ses mühendisi Davey Williamson ile günlerce çalıştık; hedefimiz, her bir sesin dinleyiciyi fiziksel olarak kuşattığı hissini yaratmaktı. Bu tür prodüksiyonlar ciddi bir ek emek ve zaman gerektiriyor; ancak aldığımız geri dönüşler, ortaya çıkan deneyimin buna fazlasıyla değdiğini gösteriyor.

Performanslarınızı “yarı rave, yarı sanat enstalasyonu” olarak tanımladığınızı röportajlarınızda sıkça dile getiriyorsunuz. Fiziksel sahnenin somut enerjisi ile metaverse veya VR gibi uçsuz bucaksız sanal uzamlar arasında mekik dokurken; bu iki dünya arasındaki o eşikte sizi en çok heyecanlandıran veya teknik/duygusal anlamda en çok zorlayan unsurlar neler oluyor?”

Sanal evrende (metaverse) bir gösteri inşa etmek gerçekten alışılmadık bir deneyim. Çünkü çoğu zaman birkaç teknisyenle birlikte, parlak ışıklarla çevrili bir stüdyo ortamında, karşınızda somut bir izleyici kitlesi olmadan, adeta boşluğa doğru performans sergiliyorsunuz.  Bu durumda o “rave” ruhunu ve enerjisini bütünüyle zihninizde kurmanız, sıfırdan inşa etmeniz gerekiyor. Ardından da görünmeyen, dokunulamayan bu sürece tam anlamıyla güven duymak… Sanırım en büyük meydan okuma tam da burada yatıyor.

Sanal evrende (metaverse) bir gösteri inşa etmek gerçekten alışılmadık bir deneyim. Çünkü çoğu zaman birkaç teknisyenle birlikte, parlak ışıklarla çevrili bir stüdyo ortamında, karşınızda somut bir izleyici kitlesi olmadan, adeta boşluğa doğru performans sergiliyorsunuz. 

Bu durumda o “rave” ruhunu ve enerjisini bütünüyle zihninizde kurmanız, sıfırdan inşa etmeniz gerekiyor. Ardından da görünmeyen, dokunulamayan bu sürece tam anlamıyla güven duymak… Sanırım en büyük meydan okuma tam da burada yatıyor.

“Sınırları yıkın ve içgüdülerinize güvenin”

Tüm bu ses sistemleri ve devasa ölçekli görsel teknolojiler kuşkusuz yüksek maliyetli üretimler demek… Küresel ekonomik tablonun pek de iyimser olmadığı bir dönemde, bu maliyetli üretimlerin icra ettiğiniz sanatın geleceğini nasıl şekillendireceğini düşünüyorsunuz?

Gerçekten çok yerinde bir soru… Yakın zamanda, Londra’daki Goldsmiths Üniversitesi bünyesindeki CoStar Labs tarafından yürütülen “yaratıcı pratiklerin geleceği” üzerine bir araştırmaya katıldım. Orada farklı sanatçıların bu çalışmadaki öngörülerini duymak / görmek oldukça ilham verici ve ilginçti; sanki iki ayrı gelecek hattı belirginleşiyor. Bir yanda disiplinlerarası teknikleri paylaşan, LED ekranlar ve butik mekânsal ses kurulumlarına yatırım yapan, çok amaçlı alanlar geliştiren yaratıcı kolektifler var. Diğer yanda ise Las Vegas’taki “The Sphere” gibi, sürükleyici deneyimleri devasa ticari yatırımlar gerektiren stadyum boyutunda fenomenlere dönüştüren görkemli yapılar, şovlar… Bu tablo, devasa arenalar ile daha bağımsız ve “tabandan gelen” (grassroots) mekânlar arasında üretim yapabileceğiniz oldukça geniş bir yelpazeye işaret ediyor.

Gerçekten çok yerinde bir soru… Yakın zamanda, Londra’daki Goldsmiths Üniversitesi bünyesindeki CoStar Labs tarafından yürütülen “yaratıcı pratiklerin geleceği” üzerine bir araştırmaya katıldım. Orada farklı sanatçıların bu çalışmadaki öngörülerini duymak / görmek oldukça ilham verici ve ilginçti; sanki iki ayrı gelecek hattı belirginleşiyor. Bir yanda disiplinlerarası teknikleri paylaşan, LED ekranlar ve butik mekânsal ses kurulumlarına yatırım yapan, çok amaçlı alanlar geliştiren yaratıcı kolektifler var. Diğer yanda ise Las Vegas’taki “The Sphere” gibi, sürükleyici deneyimleri devasa ticari yatırımlar gerektiren stadyum boyutunda fenomenlere dönüştüren görkemli yapılar, şovlar… Bu tablo, devasa arenalar ile daha bağımsız ve “tabandan gelen” (grassroots) mekânlar arasında üretim yapabileceğiniz oldukça geniş bir yelpazeye işaret ediyor.

Birleşik Krallık merkezli müzik yardım kuruluşu PRS Vakfı, Londra’nın ikonik sanat kompleksi Southbank Centre ve köklü BBC Konser Orchestra ile hayata geçirdiğiniz proje, klasik müzik ile elektroniği kusursuzca harmanlayan bir çalışmaydı. Eleştirmenlerden tam not alan bu “disiplinlerarası senfoni”nin ardından, zihninizde benzer bir vizyonla şekillenen yeni hibrit arayışlar var mı? 

BBC Konser ve Senfoni Orkestraları için The Path adlı eseri bestelemek, hayatımın en büyük deneyimlerinden ve fırsatlarından biriydi; aynı zamanda en öğretici ama bir o kadar da zorlu süreçlerinden biri oldu. Elektronik müziğin o kendine has ritmik etkileşim dinamiklerini akustik enstrümanlara uyarlama fırsatı bulmaktan büyük keyif aldım. Önümüzdeki birkaç ay içinde, daha önceki projelerimde de birlikte çalıştığım dansçı Anna Vargha’nın koreografisiyle piyanoyu birleştiren; klasik ve çağdaş disiplinleri tek bir nefeste buluşturan yeni bir eser üzerinde çalışıyor olacağım.

BBC Konser ve Senfoni Orkestraları için The Path adlı eseri bestelemek, hayatımın en büyük deneyimlerinden ve fırsatlarından biriydi; aynı zamanda en öğretici ama bir o kadar da zorlu süreçlerinden biri oldu. Elektronik müziğin o kendine has ritmik etkileşim dinamiklerini akustik enstrümanlara uyarlama fırsatı bulmaktan büyük keyif aldım. Önümüzdeki birkaç ay içinde, daha önceki projelerimde de birlikte çalıştığım dansçı Anna Vargha’nın koreografisiyle piyanoyu birleştiren; klasik ve çağdaş disiplinleri tek bir nefeste buluşturan yeni bir eser üzerinde çalışıyor olacağım.

Sesle görselliği, teknolojiyle duyguyu harmanlayan bir vizyoner olarak gençlere rotanız ne olur?

Tavsiyem, kendi yeteneklerinizi parlatmak ve o arzuladığınız özgün sesi bulmak için olabildiğince çok üretmeniz olurdu. Müziğinizin belirli bir türe hapsolup kalması konusunda asla endişelenmeyin; sınırları yıkın ve sadece kendi yaratıcı içgüdülerinize güvenin!

Tavsiyem, kendi yeteneklerinizi parlatmak ve o arzuladığınız özgün sesi bulmak için olabildiğince çok üretmeniz olurdu. Müziğinizin belirli bir türe hapsolup kalması konusunda asla endişelenmeyin; sınırları yıkın ve sadece kendi yaratıcı içgüdülerinize güvenin!

festivaller ve konserler

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Medyascope'u Google Haberler üzerinden takip edin

Medyascope'un mobil uygulamasını indirin

Önder Özden yazdı: Kurtuluşa bir ilahi

Hande Yener’e konser soruşturması: “Zıplamayan Tayyipçi” sloganı nedeniyle ifadeye çağrıldı

Salon İKSV, martta punk-rock’tan uda sekiz konserle kapılarını açıyor

Kültür Sanat Servisi / Diğer içerikleri

Bridgerton’da yeni dönem: Beşinci sezonun merkezinde Francesca ve Michaela’nın hikâyesi var

Altı sezon sürmüştü: Yasak Elma dizisi yeniden çekiliyor

Aslı Tunç İstanbul Film Festivali’nde jüri üyesi seçildi

Ahmet Ümit’in İstanbul Hatırası romanı dizi oluyor

“Domuz eti” sahnesiyle gündem olmuştu: Reytinglerde dibi gören ATV’nin Aynı Yağmur Altında dizisi final yapıyor

Mikroscope’un 45. sayısı “Mahremiyet” temasıyla yayında!

Haftanın en popüler içerikleri

Bir belgeselin anatomik yapısı: The Perfect Neighbor

Tarık Çelenk yazdı: İlber Ortaylı’nın ardından

Kemal Can yazdı: Muhalefetin geniş imkânları

Gazeteci İsmail Arı tutuklandı

“Psikolojim bozuldu”: İBB dosyası itirafçılarından Ümit Polat duruşmalara katılmamak için dilekçe verdi

Kubilay Kaan Kundakçı cinayeti: Aleyna Kalaycıoğlu ve İzzet Yıldızhan dahil 7 kişi tutuklandı

Behlül Özkan ile söyleşi: Trump Hürmüz Boğazı konusunda niçin çark etti?

Recep Karagöz yazdı | İslamcı aklın krizi: Sarayın uleması

Akın Gürlek Muhittin Böcek dosyasına gönderme yaptı, soruşturma başsavcısı ve vekili görevden alındı | Gerekçe: “Amin”

Ruşen Çakır yorumladı: Tamam Netanyahu kötü, peki ya Trump?

Medyascope'un günlük e-bülteni

Editörlerimizin derlediği öngörüler, analizler, Türkiye’yi ve dünyayı şekillendiren haberler, Medyascope’un e-bülteni Andaç‘la her gün mail kutunuzda.

Medyascope'u destekle

© 2015-2026 Scope Medya A.Ş.

© 2015-2026 Scope Medya A.Ş.

Kişisel Verilerin Korunması Aydınlatma Metni

İşbu Aydınlatma Metni, Veri Sorumlusu sıfatıyla Maslak Mahallesi, Dereboyu 2. Cadde, No: 15A/70, Ata Center İş Merkezi Kat:G2, Sarıyer/İstanbul adresinde mukim Şirketimiz Scope Medya Ticaret Pazarlama A.Ş.’nin (“Medyascope”) tarafından sağlanan ürün ve hizmetlerin tanıtımı amacıyla internet sitemizde yer alan E-Bülten Aboneliği kısmından elde edilen kişisel verilerin işlenmesine ilişkin olup, Şirketimiz tarafından başta 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“KVKK”) olmak üzere ilgili mevzuat kapsamında aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi amacıyla hazırlanmıştır. Şirketimizin kişisel verilerin korunmasına ilişkin politikaları https://medyascope.tv adresinde yer almaktadır.

İşleme; KVKK’nın 3. maddesinde kişisel verilerin kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması işlemleri olarak tanımlanmıştır.

İşlenen Kişisel Verileriniz

İşlenen kişisel verileriniz, E-Bülten Aboneliği aracılığıyla bizimle paylaşmayı tercih ettiğiniz adınız, soyadınız, e-posta adresinizdir.

Kişisel Verilerin Toplanma Yöntemi ve Hukuki Sebebi

Kişisel verileriniz, şirketimiz tarafından sağlanan ürün ve hizmetler kapsamında promosyon, kampanya ve tanıtım faaliyetlerinin yürütülmesi sırasında internet sitemizde yer alan E-Bülten Aboneliği bölümünde e-posta adreslerini bildiren kişilere Şirketimizin ticari olarak faaliyet gösterdiği alanlarda reklam, tanıtım ve bilgilendirme yapmasına ilişkin sözleşmenin kurulması ve ifası, veri sorumlusunun meşru menfaati ve açık rızanız kapsamında işlenmektedir.

Kişisel Verilerin İşlenme Amaçları

Kişisel verileriniz Şirketimiz tarafından, aşağıdaki belirtilen işleme amaçlarıyla uygun süre zarfında, KVKK’nın 5. ve 6. maddelerinde belirtilen kişisel veri işleme şartları ve amaçları kapsamında işlenecektir:

İletişim faaliyetlerinin yürütülmesi

Reklam / kampanya / promosyon Süreçlerinin Yürütülmesi

Saklama ve arşiv faaliyetlerinin yürütülmesi

Pazarlama analiz çalışmalarının yürütülmesi

Ürün / hizmetlerin pazarlama süreçlerinin yürütülmesi,

Organizasyon ve etkinlik yönetimi

Şirketimizin faaliyet alanlarında reklam, tanıtım ve bilgilendirme hizmeti sağlamak,

Şirketimiz tarafından gönderilen bu e-postalar üzerine gelen talep ve şikayetlerin cevaplanması,

Hukuki bir ihtilafın vuku bulması halinde hukuki işlem yapmak,

Sair tüm yasal yükümlülükler.

Kişisel Verilerin Hangi Amaçlarla Kimlere Aktarılabileceği

Şirketimiz, kişisel verileri “bilme gereği” ve “kullanma gereği” ilkelerine uygun olarak, gerekli veri minimizasyonunu sağlayarak ve gerekli teknik ve idari güvenlik tedbirlerini alarak işlemeye özen göstermektedir ve sadece zorunlu durumlarda üçüncü kişilere aktarmaktadır. Kişisel verileriniz; KVKK’nın 8. ve 9. maddelerinde belirtilen kişisel veri işleme şartları ve amaçları çerçevesinde Şirketimiz ilgili birimlerince işlenmekte ve aşağıda yer verilen amaçlarla üçüncü kişilerle paylaşılmaktadır.

İlgili mevzuatı gereği talep halinde idari makamlara, adli makamlara veya ilgili kolluk kuvvetlerine, yetkili idari ve denetleme kurullarına ve/veya diğer yetkili denetleyici kurum ve kuruluşlara aktarılabilecek ve/veya hukuki bir ihtilaf vuku bulması halinde Şirketimizin hukuki menfaatlerinin korunması amacıyla bu mercilerle ve Şirketimiz avukatları ile paylaşılmaktadır.

Ürün ve hizmetlerimizin tanıtımı amacıyla E- Bülten Aboneliği veri işleme altyapısını tedarik ettiğimiz iş ortağımız, bu bildirimlerin yapılması amacıyla hizmet aldığımız ajanslar ve pazarlama analiz şirketleri ile paylaşılmaktadır.

Kişisel verileriniz e-posta altyapısı ve ilgili hizmetlerinden yararlandığımız hizmet sağlayıcılarımızın yurt dışında bulunan veri depolama sistemleri nedeniyle KVKK’nın 9. maddesindeki şartlardan biri olan açık rıza şartı sağlandığı takdirde yurt dışına aktarılabilmektedir.

Kişisel Verilerin Saklama Süresi

Kişisel verilerinizi, sunduğumuz hizmetlerin mahiyetinden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmesi amacıyla, hizmetlerin sağlandığı süre boyunca ve ardından hukuki yükümlülüklerini yerine getirmek ve meşru menfaatini temin etmek amaçlarıyla ilgili mevzuata uygun olarak, makul süreler boyunca saklayacaktır.

Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi ve Anonim Hale Getirilmesi

Kişisel verileriniz KVKK’nın 7. maddesi uyarınca işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması halinde kişisel veriler re’sen veya kişisel veri sahibinin talebi üzerine tarafımızca silinir, yok edilir veya anonim hale getirilir.

Kişisel Verilerinizin Güvenliği

Bize sağladığınız kişisel verilerin gizliliğini ve güvenliğini korumaya önem veriyoruz. Bu doğrultuda, kişisel verilerinizi yetkisiz erişim, zarar, kayıp veya ifşaya karşı korumak için gerekli teknik ve idari güvenlik önlemleri almaktayız.

Kişisel Veri Sahibi İlgili Kişinin Hakları

Kişisel veri sahibi “İlgili Kişi”, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 11. maddesinde aşağıda yer verilen haklarını ve taleplerini www.eliteworldhotels.com.tr adresinde yer alan Başvuru Formunu usule uygun olarak doldurmak suretiyle bildirebilecektir.

6698 sayılı KVKK’nın 11. Maddesi kapsamında herkes veri sorumlusu sıfatı ile Şirketimize aşağıdaki hususlarda başvurma hakkına sahiptir:

• Kişisel verilerinizin işlenip işlenmediğini öğrenme,

• İşlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme,

• Kişisel verilerinizin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme,• Yurt içinde veya yurt dışında aktarıldığı üçüncü kişileri bilme,

• Kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması halinde bunların düzeltilmesini isteme,

• KVKK’da öngörülen şartlar çerçevesinde kişisel verilerinizin silinmesini veya yok edilmesini isteme,• Yukarıda belirtilen düzeltme, silinme ve yok edilme şeklindeki haklarınız uyarınca yapılan işlemlerin, kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme,

• İşlenen kişisel verilerinizin münhasıran otomatik sistemler ile analiz edilmesi sureti ile aleyhinize bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme,

• Kişisel verilerinizin ilgili mevzuata aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğramanız halinde zararınızın giderilmesini talep etme haklarına sahipsiniz.

Hak ve Talepleriniz İçin İletişim

Kişisel verilerinizle ilgili sorularınızı ve taleplerinizi, Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları hakkında Tebliğ’de belirtilen şartlara uygun düzenlenmiş dilekçeyle aşağıdaki yöntemlerle iletebilirsiniz.

“Şahsen Yazılı Başvuru” yoluna başvuracak İlgili Kişilerin kimliğini tevsik edici belgeleri ibraz etmesi zorunludur. Bu bağlamda Maslak Mahallesi, Dereboyu 2. Cadde, No: 15A/70, Ata Center İş Merkezi Kat: G2, Sarıyer/İstanbul adresine yapacağınız şahsen yazılı başvurularda başvuru formuyla birlikte kimlik fotokopisinin yalnızca ön yüzünün (kan grubu ve din hanesi gözükmeyecek şekilde) ibraz edilmesini rica ederiz.

Başvuru formunun tebligat zarfına veya e-postanın konu kısmına “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu İlgili Kişi Talebi” yazılmasını rica ederiz.

Kişisel veri sahipleri olarak, haklarınıza ilişkin taleplerinizi, Medyascope ‘a iletmeniz durumunda Medyascope talebinizi en geç 30 (otuz) gün içinde ücretsiz olarak sonuçlandıracaktır. Ancak, başvurunuza verilecek yanıtın mevzuat uyarınca bir maliyet gerektirmesi halinde Medyascope tarafından Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından belirlenen tarifedeki ücret talep edilebilecektir.

Ticari Elektronik İleti Gönderimi Hakkında Bilgilendirme

6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca ticari elektronik ileti; telefon, çağrı merkezleri, faks, otomatik arama makineleri, akıllı ses kaydedici sistemler, elektronik posta, kısa mesaj hizmeti gibi vasıtalar kullanılarak elektronik ortamda gerçekleştirilen ve ticari amaçlarla gönderilen veri, ses ve görüntü içerikli iletileri ifade eder.

Ticari elektronik iletiler, alıcılara ancak önceden onayları alınmak kaydıyla gönderilebilir. Ticari Elektronik İleti Yönetim Sistemi (“İYS”) üzerinde onayı bulunmayan alıcılara ticari elektronik ileti gönderilemez. Bu onay, yazılı olarak veya her türlü elektronik iletişim araçlarıyla ya da İYS üzerinden alınabilir. İYS üzerinden alınan onaylarda ise olumlu irade beyanı ve elektronik iletişim adresi yer alır. Alıcılar diledikleri zaman, hiçbir gerekçe belirtmeksizin ticari elektronik iletileri almayı reddedebilir. Alıcının ret bildiriminde bulunması, bildirimin yapıldığı iletişim kanalına ilişkin onayı geçersiz kılar. Alıcı reddetme hakkını İYS üzerinden de kullanabilir.

Alıcının kendisiyle iletişime geçilmesi amacıyla iletişim bilgilerini vermesi halinde, temin edilen mal veya hizmetlere ilişkin değişiklik, kullanım ve bakıma yönelik ticari elektronik iletiler için ayrıca onay alınmaz.

Tacir veya esnaf olan alıcıların elektronik iletişim adreslerine gönderilen ticari elektronik iletiler için önceden onay alınması zorunlu değildir. Ancak tacir ve esnafların ilgili mevzuatta yer alan reddetme hakkını kullanması halinde onayları alınmadan ticari elektronik ileti gönderilemez. Bu kapsamında ileti gönderilmesinden önce tacir veya esnaf olan alıcıların elektronik iletişim adresleri hizmet sağlayıcı tarafından İYS’ye kaydedilir ve İYS üzerinden alıcıların ret hakkını kullanıp kullanmadığı kontrol edilir.

6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca, Scope Medya Ticaret Pazarlama A.Ş.’nin (“Medyascope”) tarafından vermekte olduğumuz hizmetler kapsamında, Medyascope üzerinden temin edilen bilgileriniz doğrultusunda, onay vermeniz halinde E-posta iletişim aracı kullanarak tarafınıza her türlü bilgilendirme, tanıtım, reklam, ürün teklifleri, promosyonlar, kampanyalar, memnuniyet değerlendirme çalışmaları ve duyuruların iletilmesi amacıyla tarafınızla iletişime geçilebilecektir.

6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca ticari elektronik ileti gönderimine dair onay verseniz dahi dilediğiniz zaman, hiçbir gerekçe belirtmeksizin ticari elektronik iletileri almayı reddedebilirsiniz. Ret bildirimini kolay ve ücretsiz bir şekilde olmak üzere e-posta iletişim kanalı ile verebileceğinizi hatırlatmak isteriz. Reddetme hakkınızı İYS üzerinden de kullanabilirsiniz.


© Medyascope