menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İBB davasında 12. gün: Savcılık “ihaleye fesat karıştırdı” dedi, “641 milyon TL” kamu faydası çıktı

14 0
30.03.2026

Ekrem İmamoğlu: Tutuklanması, davaları ve 19 Mart Krizi

Son güncelleme: 30 Mart 2026 -

İBB davasında 12. gün: Savcılık “ihaleye fesat karıştırdı” dedi, “641 milyon TL” kamu faydası çıktı

30 Mart 2026 Pazartesi

İSTANBUL (Medyascope) – İBB davasının ilk duruşmasına 12. gününde devam edildi. İBB Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar ve avukatları savunma yaptı. Avşar’ın avukatı, savcılığın ihaleye fesat iddiasının olduğunu ancak kamu zararının tespit edilemediğine dikkat çekip, “Bugün dört tane işlem yapmayı bilen, ilkokul terk bir adamın hesap edebileceği şekilde kamuya fayda sağlandı. Yaklaşık maliyete bakıyoruz. İhale arasındaki tekliflere bakıyoruz. Çıkartıyoruz ve biz bu faydayı görüyoruz. Nedir bu fayda? 641 milyon TL” dedi.

İBB davasının 12. gününde Ceyhun Avşar’ın avukatı, savcılığın kamu zararını tespit edemediğine vurgu yaptı.

Ceyhun Avşar, herhangi bir ilişkisinin bulunmadığını belirterek, Fatih Keleş’i tanımadığını ifade etti.

Avukat Uzun, müvekkilinin rüşvet suçlamasından muaf olduğunu ve sadece ihaleye fesat karıştırma ile suçlandığını dile getirdi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 107’si tutuklu 407 sanığın yargılandığı davada ilk duruşma 12. gününde devam etti. Duruşmaya, İBB Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar ve avukatlarının savunmalarıyla başlandı. Bilirkişi davası sonrası salona gelen Ekrem İmamoğlu, tutuklu isimlerle tokalaştı.

Duruşma savcısı, itirafçı sanıklar Adem Soytekin ve Ertan Yıldız’ın “Bir metro ihalesinde en başından hangi firma için hangi fiyat teklifinin konuşulduğu, bu ihaleden Fatih Keleş ile Ekrem İmamoğlu’nun yüzde 7 pay alacağı, ihaleden önce noterden hangi fiyata ihalenin alınacağının gazetelere çıktıktan sonra bu ihalenin iptal edildiğine” yönelik iddialarını sordu.

İmamoğlu’na düzenlenen operasyon haberlerimizin tamamını okuyun.

İmamoğlu’na düzenlenen operasyon videolarımızın tamamını izleyin.

İBB Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar, “Biz dosyayı inceledik, noter evrakı nerede? O yüzden ihale patlamış. Bu noter kimmiş, neredeymiş? Bu kadar ciddi iddialar var, nerede bunlar? Bir ihbardan bahsediliyor. Kayıtlara girdiği tarih 21 Ekim. Bizim ihaleyi iptal ettiğimiz tarih 7 Ekim. Adem Soytekin’in adını 19 Mart 2025’ten sonra duydum. Bizim ihalemiz hakkında konuşuyor. 3 milyar liralık işi, bizden iş bilmeyen biri alamaz. Alt taşeron olarak alamaz. Kontrol şefi mühendisi müsaade etmez. Önce bir istasyonu bitirirsin. Bizim bu dilekçelerden, iptalden 14 gün sonra haberimiz oldu. Bu piyasada çakallar ve çantacılar var. Yararlanmaya çalışanlar var. İstanbul’da yapılacak raylı sistem ihalesinde, doğru projeleri verirsin. İş potansiyeline bakarsın. Yüzde 7 verilecekse niye iptal edildi, o zaman” dedi.

“Kendisine ‘Fatih abi’ desem ters ters bakar”

Ceyhun Avşar’ın avukatı Abuzer Uzun, “Ben müvekkile şu hususu sormak istiyorum. Fatih Keleş’i tanır mı? Fatih Keleş’e ‘Fatih abi’ diyecek bir samimiyeti var mı? Bu hususu bir açıklarsa sevinirim. Memnun olurum” ifadelerini kullandı.

Avşar, “Ben Fatih Bey’i tanımam, görmüşlüğüm ve bilmişliğim vardı. Genel belediye toplantılarında, organizasyonlarında. Yani ben şimdi Fatih Keleş’in bu iddianame, bakın iddia edilenle konuşuyorum. Ben kendisine ‘Fatih abi’ desem ters ters bakar ya. Tanımıyorum, herhangi bir ilişkim yoktu. Yok yani” diye yanıt verdi.

Avukat Abuzer Uzun savunmasının devamında, “Şimdi Sayın savcım dosyaya soru olarak hazırlıklı gelmiş, soruları hazır ama içerik olarak bihaber. Çünkü mesela müvekkilim, ‘Müvekkil ihale yetkilisi’ diyor. Müvekkile, ‘İhale komisyonu başkanı’ diyor. Sayın savcım, ‘Bak’ diyor, ‘Şeyin’ diyor, ‘Böyle bir dilekçesi var’ diyor, ‘Bu sisteme 25’inde girmiş’ diyor. Önce bunu söylüyor, biz hani bize refere ediyor olayı. ‘Avukatların var, sistemden bunları görüyor, baksınlar’ diyor. İşte ben orada refere edilen insan olarak da şu cevabı veriyorum: ‘Sistemden baktım, gözükmüyor'” dedi.

Avşar hakkındaki suçlamaların çelişkili tanık beyanlarına dayandığını söyleyen avukat Uzun, şunları belirtti:

“Şimdi efendim, öncelikle biz bu aşamada deliller ortaya konuluyor, yeni yeni konulmaya başladı. Bu deliller neler? Tanık beyanları. Şu aşamada biz delillerin de ilk aşamasındayız; tanık beyanı. Bu dosyanın iki tane boyutu var. Bir tane boyutu rüşvet boyutu, bir tane boyutu ihaleye fesat karıştırma boyutu. Şimdi benim müvekkilimin tutuklandığı suç; tutuklandığı suç, ihaleye fesat karıştırma ve örgüt. Ama benim müvekkile dava açılan suç, iddianameye dönüşen kısım, neyse sadece ihaleye fesat karıştırma. Benim müvekkil bu dosyanın savcılara göre rüşvetin içinde yok. Rüşvet kısmında benim müvekkil dahil değil. Yok orada. Savcılık bir delil bulamamış ki, yok yani. Savcı özellikle tanıklar üzerinden, yani ihbarcılar, itirafçılar üzerinden sorduğu sorular işin rüşvet kısmını ilgilendiriyor. İşin ihaleye fesat karıştırma kısmı ise biraz teknik efendim. Teknik olduğu için bakın ben size bunu anlatırken olabildiğince sıradan bir insanın anlayabileceği şekle sokarak anlatacağım. Neden burada kamu zararı olmadığını, neden burada ihaleye fesat karıştırma olmadığını bu şekilde anlatmaya çalışacağım.”

“Şimdi efendim, öncelikle biz bu aşamada deliller ortaya konuluyor, yeni yeni konulmaya başladı. Bu deliller neler? Tanık beyanları. Şu aşamada biz delillerin de ilk aşamasındayız; tanık beyanı. Bu dosyanın iki tane boyutu var. Bir tane boyutu rüşvet boyutu, bir tane boyutu ihaleye fesat karıştırma boyutu. Şimdi benim müvekkilimin tutuklandığı suç; tutuklandığı suç, ihaleye fesat karıştırma ve örgüt. Ama benim müvekkile dava açılan suç, iddianameye dönüşen kısım, neyse sadece ihaleye fesat karıştırma. Benim müvekkil bu dosyanın savcılara göre rüşvetin içinde yok. Rüşvet kısmında benim müvekkil dahil değil. Yok orada. Savcılık bir delil bulamamış ki, yok yani. Savcı özellikle tanıklar üzerinden, yani ihbarcılar, itirafçılar üzerinden sorduğu sorular işin rüşvet kısmını ilgilendiriyor. İşin ihaleye fesat karıştırma kısmı ise biraz teknik efendim. Teknik olduğu için bakın ben size bunu anlatırken olabildiğince sıradan bir insanın anlayabileceği şekle sokarak anlatacağım. Neden burada kamu zararı olmadığını, neden burada ihaleye fesat karıştırma olmadığını bu şekilde anlatmaya çalışacağım.”

İhaleye fesat iddiası var kamu zararı yok

Müvekkilinin iddianamede iki farklı eylemle suçlandığını belirten avukat Uzun, “Bir tanesi rüşvet, öbürü ihaleye fesat karıştırma. Biraz önce söyledim; rüşvette müvekkilin adı yok, suçlanmıyor. Müvekkilin üzerine atılan tek suç ihaleye fesat karıştırma. Savcılık diyor ki: ‘Bakın efendim iki tane ihale var. Fesat karıştırıldığı iddia edilen iki tane ihale var.’ Bu ihaleler neler? Bir tanesi 1.243.475 ihale kayıt numaralı ihale, öbürü de 1.524.796 ihale kayıt numaralı ihale. Savcılık, ‘Bu ilk ihalede, ilk ihalede kamu zararı oluştu ve bu kamu zararı 690 milyon TL’ diyor. İkinci ihale için söylüyorum; ikinci ihalede de fesat karıştırıldığını iddia ediyor ama herhangi bir kamu zararı olmadığını söylüyor” dedi.

“‘8 milyarlık işi 22 milyara ihale eden adam. 14 milyar TL kamu zararına sebebiyet veren adam.’ Her yerde manşetler bu şekildeydi. Biz manşetlerin bu olduğunu gördük. Belki de o manşetleri desteklemek adına bugün iddianame kapsamında bize suçlama yöneltilmeyen bir ihalenin tekrar gündeme getirildiğini düşünüyoruz” diyen avukat Uzun, “Ben ne söylersem söyleyeyim, müvekkilim ne söylerse söylesin bunlar yine yazılacak. Ama tarihe not düşmek adına, artık haykırmak adına şunu söylüyoruz: Bu iki iş aynı iş değil” diye konuştu.

Avukat Uzun devamında şunları söyledi:

“Bir konu firma biraz önce de söylediğim gibi firmayla sözleşme imzalanıyor. Ve yer teslimi yapılıyor. Firma halihazırda sahada da çalışıyor. Şimdi biz buraya kadar neyi gördük efendim? Yani başka hiçbir algıya kapılmadan düşünelim. Biz buraya kadar anlattığım şeyden neyi gördük? Bir ihale yapıldı, iptal edildi. İptal edilme gerekçesi rekabetin oluşmamasıdır. İkinci ihale yapıldı, rekabet oluştu ve bakın bizim biraz sonra söyleyeceğim, bilirkişinin burada kamu zararı oluştu dediği, kamu zararı, varsayım, yok. Ama burada somut biz bir şey görüyoruz. Müvekkil ilk ihaleyi iptal etti. Rekabet oluşmadığı için iptal etti. İkinci ihaleyi yaptı. Rekabeti oluşturdu.

“Bir konu firma biraz önce de söylediğim gibi firmayla sözleşme imzalanıyor. Ve yer teslimi yapılıyor. Firma halihazırda sahada da çalışıyor. Şimdi biz buraya kadar neyi gördük efendim? Yani başka hiçbir algıya kapılmadan düşünelim. Biz buraya kadar anlattığım şeyden neyi gördük? Bir ihale yapıldı, iptal edildi. İptal edilme gerekçesi rekabetin oluşmamasıdır. İkinci ihale yapıldı, rekabet oluştu ve bakın bizim biraz sonra söyleyeceğim, bilirkişinin burada kamu zararı oluştu dediği, kamu zararı, varsayım, yok. Ama burada somut biz bir şey görüyoruz. Müvekkil ilk ihaleyi iptal etti. Rekabet oluşmadığı için iptal etti. İkinci ihaleyi yaptı. Rekabeti oluşturdu.

Bugün 4 tane işlem yapmayı bilen, ilkokul terk bir adamın hesap edebileceği şekilde kamuya fayda sağlandı. Yaklaşık maliyete bakıyoruz. İhale arasındaki tekliflere bakıyoruz. Çıkartıyoruz ve biz bu faydayı görüyoruz. Nedir bu fayda? 641 milyon TL. 641 milyon TL değil mi? 641 milyon TL. Fayda tam olarak. Şimdi bu kadar açık ve net olan bir hususu biz iddianamenin hiçbir yerinde göremiyoruz. Yok. Neden yok? Çünkü maddi gerçeğin arkası dolanılmaya çalışılıyor efendim. Bize her şey farklı yerden gösteriliyor. Algı oluşturulmaya çalışılıyor. Bu algıları kırmamız bekleniyor. Kıracağız Allah’ın izniyle. Efendim devamında bu fayda sağlandıktan sonra müvekkilin. Takdir ve tebrik edilmesi gereken müvekkil bir kişiyken yani huzurunuzda da gördüğünüz gibi tutuklanıyor.

Bugün 4 tane işlem yapmayı bilen, ilkokul terk bir adamın hesap edebileceği şekilde kamuya fayda sağlandı. Yaklaşık maliyete bakıyoruz. İhale arasındaki tekliflere bakıyoruz. Çıkartıyoruz ve biz bu faydayı görüyoruz. Nedir bu fayda? 641 milyon TL. 641 milyon TL değil mi? 641 milyon TL. Fayda tam olarak. Şimdi bu kadar açık ve net olan bir hususu biz iddianamenin hiçbir yerinde göremiyoruz. Yok. Neden yok? Çünkü maddi gerçeğin arkası dolanılmaya çalışılıyor efendim. Bize her şey farklı yerden gösteriliyor. Algı oluşturulmaya çalışılıyor. Bu algıları kırmamız bekleniyor. Kıracağız Allah’ın izniyle. Efendim devamında bu fayda sağlandıktan sonra müvekkilin. Takdir ve tebrik edilmesi gereken müvekkil bir kişiyken yani huzurunuzda da gördüğünüz gibi tutuklanıyor.

‘’Bunlar olabilir’ diyen bilirkişi ihtimal dilinden kurtulup, kesin yargılara ulaşıyor’

Savunmanın birinci kısmında söyledim; bilirkişi raporlarından bir tanesi 5 kişilik heyetin aldığı bir rapor, onun neye ilişkin olduğunu zaten söyledim. Geriye kalan 4 tane bilirkişi raporu ise aynı bilirkişiden alınmış bir rapor. Kim bu bilirkişi efendim? Bilirkişi kurulunda yer alan, İstanbul Bölge Bilirkişi Kurulu’nda yer alan İbrahim Süren. Uzmanlık alanına bakıyoruz; bunun uzmanlığı kamu maliyesi ve genel muhasebe. Bu 2 alanda uzman. Ama bizim dosyamız kamu maliyesiyle veya genel muhasebe ile ilgili değil ki! Bir bilirkişi raporunun sağlıksız olduğunu söylerken ilk buraya bakmalıyız bence. Bizim dosyamız kamu ihale mevzuatını yakından ilgilendiren bir dosya. Kamu ihale mevzuatı çok teknik bir mevzuat. Ve bizim dosyamızda, yani 140. eylem bazında bilirkişi raporu hazırlayacak bir kişinin mutlaka kamu ihale mevzuatına hakim olması lazım. Şimdi efendim, tüm bunlar 39. sayfada, yani ayrı bir raporda değil, aynı raporun içerisinde zikrediliyor. 39. sayfada ‘bunlar olabilir’ diyen bilirkişi, hemen devamında ihtimal dilinden kurtulup, kesin yargılara ulaşıyor. Peki, bunu neye dayanarak yaptı? Arada hangi evraka baktı? Baktı mı bakmadı mı bilmiyoruz; ama aynı raporun içerisinde bunlar var. O aradaki 8-10 cümleyi yazarken ne değişti ne oldu da kanaati bu denli farklılaştı bilemiyoruz. Bakın efendim, burası yargılamamızın inanın en temel noktasıdır. Size SGK borcu olmadığını burada kanıtlayacağız, eminim kanıtlayacağız. Şimdi Cumhuriyet Savcılığı bu tutarsızlığı görmüyor. Şahsın raporundaki bu çelişkiyi, kamu zararının belirlenmesindeki bu sakatlığı en baştan fark etmiyor. Ne yapıyor? Bu durumu SGK’ya sorup aydınlatmadan, doğrudan rapordaki tespitlere dayanarak ihale komisyonu başkan ve üyeleri ile firma sahipleri hakkında gözaltı kararı veriyor. İlk gözaltı kararı verildiğinde savcımızın elinde sadece bu rapor var. Raporun tanzim tarihine dikkat edin: 15.04.2025. Müvekkilin gözaltı tarihine bakın: 23.05.2025. Arada 1 aylık bir süre var. O sürede ben dosyayı tetkik ettim, her müzekkereyi okudum. Yapılan araştırmaların ardından firma sahipleri gözaltına alınıyor. Bilirkişi ne demişti? ‘Yapı Merkezi’nin borcu var, tapuya baktığımda 700 küsur milyon olduğunu gördüm’ demişti. Önce ‘olabilir’ demiş, sonra ‘gördüm’ demişti; yani tapu kayıtları üzerinden kurumun veri tabanındaki borcu tespit ettiğini iddia etmişti. Haliyle böyle bir iddia karşısında insanlar cevap vermek zorunda kalıyor. Yapı Merkezi’nin sahipleri ifadeye çağrıldığında, onlara bu bilirkişi tespiti soruluyor. Onlar da Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Kadıköy Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından düzenlenen resmi belgeyi sunuyorlar. Belgede aynen şöyle deniyor: ‘26.09.2024 tarihli dilekçeniz incelenmiştir. 4734 sayılı Kanun’un 10. maddesi hükmü uyarınca, Türkiye genelinde 26.09.2024 tarihi itibarıyla yapılan sorgulama sonucunda, kurumumuza kesinleşmiş sosyal güvenlik prim borcunuzun bulunmadığı tespit edilmiştir.’

Savunmanın birinci kısmında söyledim; bilirkişi raporlarından bir tanesi 5 kişilik heyetin aldığı bir rapor, onun neye ilişkin olduğunu zaten söyledim. Geriye kalan 4 tane bilirkişi raporu ise aynı bilirkişiden alınmış bir rapor. Kim bu bilirkişi efendim? Bilirkişi kurulunda yer alan, İstanbul Bölge Bilirkişi Kurulu’nda yer alan İbrahim Süren. Uzmanlık alanına bakıyoruz; bunun uzmanlığı kamu maliyesi ve genel muhasebe. Bu 2 alanda uzman. Ama bizim dosyamız kamu maliyesiyle veya genel muhasebe ile ilgili değil ki! Bir bilirkişi raporunun sağlıksız olduğunu söylerken ilk buraya bakmalıyız bence. Bizim dosyamız kamu ihale mevzuatını yakından ilgilendiren bir dosya. Kamu ihale mevzuatı çok teknik bir mevzuat. Ve bizim dosyamızda, yani 140. eylem bazında bilirkişi raporu hazırlayacak bir kişinin mutlaka kamu ihale mevzuatına hakim olması lazım.

Şimdi efendim, tüm bunlar 39. sayfada, yani ayrı bir raporda değil, aynı raporun içerisinde zikrediliyor. 39. sayfada ‘bunlar olabilir’ diyen bilirkişi, hemen devamında ihtimal dilinden kurtulup, kesin yargılara ulaşıyor. Peki, bunu neye dayanarak yaptı? Arada hangi evraka baktı? Baktı mı bakmadı mı bilmiyoruz; ama aynı raporun içerisinde bunlar var. O aradaki 8-10 cümleyi yazarken ne değişti ne oldu da kanaati bu denli farklılaştı bilemiyoruz. Bakın efendim, burası yargılamamızın inanın en temel noktasıdır. Size SGK borcu olmadığını burada kanıtlayacağız, eminim kanıtlayacağız. Şimdi Cumhuriyet Savcılığı bu tutarsızlığı görmüyor. Şahsın raporundaki bu çelişkiyi, kamu zararının belirlenmesindeki bu sakatlığı en baştan fark etmiyor. Ne yapıyor? Bu durumu SGK’ya sorup aydınlatmadan, doğrudan rapordaki tespitlere dayanarak ihale komisyonu başkan ve üyeleri ile firma sahipleri hakkında gözaltı kararı veriyor. İlk gözaltı kararı verildiğinde savcımızın elinde sadece bu rapor var.

Raporun tanzim tarihine dikkat edin: 15.04.2025. Müvekkilin gözaltı tarihine bakın: 23.05.2025. Arada 1 aylık bir süre var. O sürede ben dosyayı tetkik ettim, her müzekkereyi okudum. Yapılan araştırmaların ardından firma sahipleri gözaltına alınıyor. Bilirkişi ne demişti? ‘Yapı Merkezi’nin borcu var, tapuya baktığımda 700 küsur milyon olduğunu gördüm’ demişti. Önce ‘olabilir’ demiş, sonra ‘gördüm’ demişti; yani tapu kayıtları üzerinden kurumun veri tabanındaki borcu tespit ettiğini iddia etmişti. Haliyle böyle bir iddia karşısında insanlar cevap vermek zorunda kalıyor. Yapı Merkezi’nin sahipleri ifadeye çağrıldığında, onlara bu bilirkişi tespiti soruluyor. Onlar da Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Kadıköy Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından düzenlenen resmi belgeyi sunuyorlar. Belgede aynen şöyle deniyor: ‘26.09.2024 tarihli dilekçeniz incelenmiştir. 4734 sayılı Kanun’un 10. maddesi hükmü uyarınca, Türkiye genelinde 26.09.2024 tarihi itibarıyla yapılan sorgulama sonucunda, kurumumuza kesinleşmiş sosyal güvenlik prim borcunuzun bulunmadığı tespit edilmiştir.’

“‘SGK, firmanın ihale tarihi itibarıyla borcu yoktur’ diyor”

Süreç bilirkişi raporuyla başladı, ifadelere geçildi. Borcu olduğu iddia edilen firma sahibi gelip ‘Benim borcum yok, buyurun resmi yazı’ dedi. Savcı Bey bu yazıyı alınca normal şartlarda, ‘Demek ki borçları yokmuş, ihaleye girebilirlermiş, bilirkişimiz hata yapmış’ demesini beklerdik. Ancak beklendiği gibi olmuyor; savcılık, ihaleye fesat karıştırdığı iddia edilen birçok kişiyi tutuklamaya sevk ediyor. Elindeki bu resmi yazıya ve bilirkişinin çelişkisine rağmen bu kararlar veriliyor. Biz o tarihte dosyadaki kısıtlılık kararı nedeniyle bu delilleri göremiyoruz. Eğer o tarihte görseydik, bu savunmayı o gün yapacaktık. Savcılar ifade sırasında ‘Hayır, SGK borcu var’ diyorlar; millet borcu olmadığını kanıtlamak için kurumdan yazı getiriyor ama gelen yazıya rağmen bu adamlar tutuklamaya sevk ediliyor. Burada tekrar sormak gerekiyor: Bilirkişi hangi uzmanlıkla bunu söylüyor? Bizim koskoca kurumlarımız var. Bir firmanın SGK borcu olup olmadığına karar verecek merci bilirkişi midir yoksa kurumun kendisi mi? Sosyal Güvenlik Kurumu bu durumu en net biçimde ortaya çıkartacak merciidir. Nitekim kurum, devamında ‘Bu firmanın ihale tarihi itibarıyla borcu yoktur, ihaleye girebilir’ diye yazı gönderiyor. Bilirkişi ise ‘Hayır, giremez’ diyerek kurumun üzerinde bir iddia ortaya atıyor.”

Süreç bilirkişi raporuyla başladı, ifadelere geçildi. Borcu olduğu iddia edilen firma sahibi gelip ‘Benim borcum yok, buyurun resmi yazı’ dedi. Savcı Bey bu yazıyı alınca normal şartlarda, ‘Demek ki borçları yokmuş, ihaleye girebilirlermiş, bilirkişimiz hata yapmış’ demesini beklerdik. Ancak beklendiği gibi olmuyor; savcılık, ihaleye fesat karıştırdığı iddia edilen birçok kişiyi tutuklamaya sevk ediyor. Elindeki bu resmi yazıya ve bilirkişinin çelişkisine rağmen bu kararlar veriliyor. Biz o tarihte dosyadaki kısıtlılık kararı nedeniyle bu delilleri göremiyoruz. Eğer o tarihte görseydik, bu savunmayı o gün yapacaktık. Savcılar ifade sırasında ‘Hayır, SGK borcu var’ diyorlar; millet borcu olmadığını kanıtlamak için kurumdan yazı getiriyor ama gelen yazıya rağmen bu adamlar tutuklamaya sevk ediliyor. Burada tekrar sormak gerekiyor: Bilirkişi hangi uzmanlıkla bunu söylüyor? Bizim koskoca kurumlarımız var. Bir firmanın SGK borcu olup olmadığına karar verecek merci bilirkişi midir yoksa kurumun kendisi mi? Sosyal Güvenlik Kurumu bu durumu en net biçimde ortaya çıkartacak merciidir. Nitekim kurum, devamında ‘Bu firmanın ihale tarihi itibarıyla borcu yoktur, ihaleye girebilir’ diye yazı gönderiyor. Bilirkişi ise ‘Hayır, giremez’ diyerek kurumun üzerinde bir iddia ortaya atıyor.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Medyascope'u Google Haberler üzerinden takip edin

Medyascope'un mobil uygulamasını indirin

Rivayet Muhtelif (12) | Türkiye’de hukuk krizi: İBB davası, Ergenekon ve kayıtdışı hukuk

İmamoğlu bilirkişi davasında: “Biz nasıl bir örgütüz? Yoksa bu sistem mi örgütlü bir suç işliyor?”

Konuşmazsak Olmaz (16) – Gazeteci Murat Sabuncu: “Özgür Özel slogan atmadı, belge gösterdi”

Furkan Karabay / Diğer içerikleri

İmamoğlu bilirkişi davasında: “Biz nasıl bir örgütüz? Yoksa bu sistem mi örgütlü bir suç işliyor?”

Antalya’da neler oluyor: Başsavcıya Muhittin Böcek baskısı mı yapıldı?

İşte “itirafçı” Murat Kapki’nin mahkemeye sunduğu dilekçe: “İfadeleri savcıların tahliye vaadiyle verdim”

“Psikolojim bozuldu”: İBB dosyası itirafçılarından Ümit Polat duruşmalara katılmamak için dilekçe verdi

Saraçhane mitingi sonrası 2 genç tutuklandı: Kararı Akın Gürlek’in devir teslim törenine katılan hakim verdi

Mütalaa (10): Özgür Özel ve Akın Gürlek atışması büyüyecek mi?

Haftanın en popüler içerikleri

Gökhan Bacık yazdı: Onuncu yılında İran savaşı (?)

Taner Akçam yazdı: Oğuzhan Müftüoğlu vesilesiyle Türk solu 

Mehmet Tatlı yazdı: Kürt basınında DEM Parti’ye eleştirilerin dozu artıyor

Uyuşturucu soruşturmasında gözaltına alınan 14 kişi emniyete götürüldü

Hakan Şahin yazdı: Adana’da çok uluslu NATO kolordusunun kurulması ne anlama geliyor?

Selim Kuneralp yazdı: Ortadoğu’da büyük değişim

İktidara yakın Emre Erciş İBB davasında tanık oldu

Kubilay Kaan Kundakçı cinayeti: Aleyna Kalaycıoğlu ve İzzet Yıldızhan dahil 7 kişi tutuklandı

Mahfi Eğilmez yazdı: Savaş sırasında altın niçin değer kaybediyor?

Başsavcılıktan mahkemeye Murat Kapki yazısı: Dilekçenin örneğini “ivedi” olarak istedi

Medyascope'un günlük e-bülteni

Editörlerimizin derlediği öngörüler, analizler, Türkiye’yi ve dünyayı şekillendiren haberler, Medyascope’un e-bülteni Andaç‘la her gün mail kutunuzda.

Medyascope'u destekle

© 2015-2026 Scope Medya A.Ş.

© 2015-2026 Scope Medya A.Ş.

Kişisel Verilerin Korunması Aydınlatma Metni

İşbu Aydınlatma Metni, Veri Sorumlusu sıfatıyla Maslak Mahallesi, Dereboyu 2. Cadde, No: 15A/70, Ata Center İş Merkezi Kat:G2, Sarıyer/İstanbul adresinde mukim Şirketimiz Scope Medya Ticaret Pazarlama A.Ş.’nin (“Medyascope”) tarafından sağlanan ürün ve hizmetlerin tanıtımı amacıyla internet sitemizde yer alan E-Bülten Aboneliği kısmından elde edilen kişisel verilerin işlenmesine ilişkin olup, Şirketimiz tarafından başta 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“KVKK”) olmak üzere ilgili mevzuat kapsamında aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi amacıyla hazırlanmıştır. Şirketimizin kişisel verilerin korunmasına ilişkin politikaları https://medyascope.tv adresinde yer almaktadır.

İşleme; KVKK’nın 3. maddesinde kişisel verilerin kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması işlemleri olarak tanımlanmıştır.

İşlenen Kişisel Verileriniz

İşlenen kişisel verileriniz, E-Bülten Aboneliği aracılığıyla bizimle paylaşmayı tercih ettiğiniz adınız, soyadınız, e-posta adresinizdir.

Kişisel Verilerin Toplanma Yöntemi ve Hukuki Sebebi

Kişisel verileriniz, şirketimiz tarafından sağlanan ürün ve hizmetler kapsamında promosyon, kampanya ve tanıtım faaliyetlerinin yürütülmesi sırasında internet sitemizde yer alan E-Bülten Aboneliği bölümünde e-posta adreslerini bildiren kişilere Şirketimizin ticari olarak faaliyet gösterdiği alanlarda reklam, tanıtım ve bilgilendirme yapmasına ilişkin sözleşmenin kurulması ve ifası, veri sorumlusunun meşru menfaati ve açık rızanız kapsamında işlenmektedir.

Kişisel Verilerin İşlenme Amaçları

Kişisel verileriniz Şirketimiz tarafından, aşağıdaki belirtilen işleme amaçlarıyla uygun süre zarfında, KVKK’nın 5. ve 6. maddelerinde belirtilen kişisel veri işleme şartları ve amaçları kapsamında işlenecektir:

İletişim faaliyetlerinin yürütülmesi

Reklam / kampanya / promosyon Süreçlerinin Yürütülmesi

Saklama ve arşiv faaliyetlerinin yürütülmesi

Pazarlama analiz çalışmalarının yürütülmesi

Ürün / hizmetlerin pazarlama süreçlerinin yürütülmesi,

Organizasyon ve etkinlik yönetimi

Şirketimizin faaliyet alanlarında reklam, tanıtım ve bilgilendirme hizmeti sağlamak,

Şirketimiz tarafından gönderilen bu e-postalar üzerine gelen talep ve şikayetlerin cevaplanması,

Hukuki bir ihtilafın vuku bulması halinde hukuki işlem yapmak,

Sair tüm yasal yükümlülükler.

Kişisel Verilerin Hangi Amaçlarla Kimlere Aktarılabileceği

Şirketimiz, kişisel verileri “bilme gereği” ve “kullanma gereği” ilkelerine uygun olarak, gerekli veri minimizasyonunu sağlayarak ve gerekli teknik ve idari güvenlik tedbirlerini alarak işlemeye özen göstermektedir ve sadece zorunlu durumlarda üçüncü kişilere aktarmaktadır. Kişisel verileriniz; KVKK’nın 8. ve 9. maddelerinde belirtilen kişisel veri işleme şartları ve amaçları çerçevesinde Şirketimiz ilgili birimlerince işlenmekte ve aşağıda yer verilen amaçlarla üçüncü kişilerle paylaşılmaktadır.

İlgili mevzuatı gereği talep halinde idari makamlara, adli makamlara veya ilgili kolluk kuvvetlerine, yetkili idari ve denetleme kurullarına ve/veya diğer yetkili denetleyici kurum ve kuruluşlara aktarılabilecek ve/veya hukuki bir ihtilaf vuku bulması halinde Şirketimizin hukuki menfaatlerinin korunması amacıyla bu mercilerle ve Şirketimiz avukatları ile paylaşılmaktadır.

Ürün ve hizmetlerimizin tanıtımı amacıyla E- Bülten Aboneliği veri işleme altyapısını tedarik ettiğimiz iş ortağımız, bu bildirimlerin yapılması amacıyla hizmet aldığımız ajanslar ve pazarlama analiz şirketleri ile paylaşılmaktadır.

Kişisel verileriniz e-posta altyapısı ve ilgili hizmetlerinden yararlandığımız hizmet sağlayıcılarımızın yurt dışında bulunan veri depolama sistemleri nedeniyle KVKK’nın 9. maddesindeki şartlardan biri olan açık rıza şartı sağlandığı takdirde yurt dışına aktarılabilmektedir.

Kişisel Verilerin Saklama Süresi

Kişisel verilerinizi, sunduğumuz hizmetlerin mahiyetinden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmesi amacıyla, hizmetlerin sağlandığı süre boyunca ve ardından hukuki yükümlülüklerini yerine getirmek ve meşru menfaatini temin etmek amaçlarıyla ilgili mevzuata uygun olarak, makul süreler boyunca saklayacaktır.

Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi ve Anonim Hale Getirilmesi

Kişisel verileriniz KVKK’nın 7. maddesi uyarınca işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması halinde kişisel veriler re’sen veya kişisel veri sahibinin talebi üzerine tarafımızca silinir, yok edilir veya anonim hale getirilir.

Kişisel Verilerinizin Güvenliği

Bize sağladığınız kişisel verilerin gizliliğini ve güvenliğini korumaya önem veriyoruz. Bu doğrultuda, kişisel verilerinizi yetkisiz erişim, zarar, kayıp veya ifşaya karşı korumak için gerekli teknik ve idari güvenlik önlemleri almaktayız.

Kişisel Veri Sahibi İlgili Kişinin Hakları

Kişisel veri sahibi “İlgili Kişi”, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 11. maddesinde aşağıda yer verilen haklarını ve taleplerini www.eliteworldhotels.com.tr adresinde yer alan Başvuru Formunu usule uygun olarak doldurmak suretiyle bildirebilecektir.

6698 sayılı KVKK’nın 11. Maddesi kapsamında herkes veri sorumlusu sıfatı ile Şirketimize aşağıdaki hususlarda başvurma hakkına sahiptir:

• Kişisel verilerinizin işlenip işlenmediğini öğrenme,

• İşlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme,

• Kişisel verilerinizin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme,• Yurt içinde veya yurt dışında aktarıldığı üçüncü kişileri bilme,

• Kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması halinde bunların düzeltilmesini isteme,

• KVKK’da öngörülen şartlar çerçevesinde kişisel verilerinizin silinmesini veya yok edilmesini isteme,• Yukarıda belirtilen düzeltme, silinme ve yok edilme şeklindeki haklarınız uyarınca yapılan işlemlerin, kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme,

• İşlenen kişisel verilerinizin münhasıran otomatik sistemler ile analiz edilmesi sureti ile aleyhinize bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme,

• Kişisel verilerinizin ilgili mevzuata aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğramanız halinde zararınızın giderilmesini talep etme haklarına sahipsiniz.

Hak ve Talepleriniz İçin İletişim

Kişisel verilerinizle ilgili sorularınızı ve taleplerinizi, Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları hakkında Tebliğ’de belirtilen şartlara uygun düzenlenmiş dilekçeyle aşağıdaki yöntemlerle iletebilirsiniz.

“Şahsen Yazılı Başvuru” yoluna başvuracak İlgili Kişilerin kimliğini tevsik edici belgeleri ibraz etmesi zorunludur. Bu bağlamda Maslak Mahallesi, Dereboyu 2. Cadde, No: 15A/70, Ata Center İş Merkezi Kat: G2, Sarıyer/İstanbul adresine yapacağınız şahsen yazılı başvurularda başvuru formuyla birlikte kimlik fotokopisinin yalnızca ön yüzünün (kan grubu ve din hanesi gözükmeyecek şekilde) ibraz edilmesini rica ederiz.

Başvuru formunun tebligat zarfına veya e-postanın konu kısmına “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu İlgili Kişi Talebi” yazılmasını rica ederiz.

Kişisel veri sahipleri olarak, haklarınıza ilişkin taleplerinizi, Medyascope ‘a iletmeniz durumunda Medyascope talebinizi en geç 30 (otuz) gün içinde ücretsiz olarak sonuçlandıracaktır. Ancak, başvurunuza verilecek yanıtın mevzuat uyarınca bir maliyet gerektirmesi halinde Medyascope tarafından Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından belirlenen tarifedeki ücret talep edilebilecektir.

Ticari Elektronik İleti Gönderimi Hakkında Bilgilendirme

6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca ticari elektronik ileti; telefon, çağrı merkezleri, faks, otomatik arama makineleri, akıllı ses kaydedici sistemler, elektronik posta, kısa mesaj hizmeti gibi vasıtalar kullanılarak elektronik ortamda gerçekleştirilen ve ticari amaçlarla gönderilen veri, ses ve görüntü içerikli iletileri ifade eder.

Ticari elektronik iletiler, alıcılara ancak önceden onayları alınmak kaydıyla gönderilebilir. Ticari Elektronik İleti Yönetim Sistemi (“İYS”) üzerinde onayı bulunmayan alıcılara ticari elektronik ileti gönderilemez. Bu onay, yazılı olarak veya her türlü elektronik iletişim araçlarıyla ya da İYS üzerinden alınabilir. İYS üzerinden alınan onaylarda ise olumlu irade beyanı ve elektronik iletişim adresi yer alır. Alıcılar diledikleri zaman, hiçbir gerekçe belirtmeksizin ticari elektronik iletileri almayı reddedebilir. Alıcının ret bildiriminde bulunması, bildirimin yapıldığı iletişim kanalına ilişkin onayı geçersiz kılar. Alıcı reddetme hakkını İYS üzerinden de kullanabilir.

Alıcının kendisiyle iletişime geçilmesi amacıyla iletişim bilgilerini vermesi halinde, temin edilen mal veya hizmetlere ilişkin değişiklik, kullanım ve bakıma yönelik ticari elektronik iletiler için ayrıca onay alınmaz.

Tacir veya esnaf olan alıcıların elektronik iletişim adreslerine gönderilen ticari elektronik iletiler için önceden onay alınması zorunlu değildir. Ancak tacir ve esnafların ilgili mevzuatta yer alan reddetme hakkını kullanması halinde onayları alınmadan ticari elektronik ileti gönderilemez. Bu kapsamında ileti gönderilmesinden önce tacir veya esnaf olan alıcıların elektronik iletişim adresleri hizmet sağlayıcı tarafından İYS’ye kaydedilir ve İYS üzerinden alıcıların ret hakkını kullanıp kullanmadığı kontrol edilir.

6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca, Scope Medya Ticaret Pazarlama A.Ş.’nin (“Medyascope”) tarafından vermekte olduğumuz hizmetler kapsamında, Medyascope üzerinden temin edilen bilgileriniz doğrultusunda, onay vermeniz halinde E-posta iletişim aracı kullanarak tarafınıza her türlü bilgilendirme, tanıtım, reklam, ürün teklifleri, promosyonlar, kampanyalar, memnuniyet değerlendirme çalışmaları ve duyuruların iletilmesi amacıyla tarafınızla iletişime geçilebilecektir.

6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca ticari elektronik ileti gönderimine dair onay verseniz dahi dilediğiniz zaman, hiçbir gerekçe belirtmeksizin ticari elektronik iletileri almayı reddedebilirsiniz. Ret bildirimini kolay ve ücretsiz bir şekilde olmak üzere e-posta iletişim kanalı ile verebileceğinizi hatırlatmak isteriz. Reddetme hakkınızı İYS üzerinden de kullanabilirsiniz.


© Medyascope