Paranın İdeolojisi – Prof.Dr. Duran Bülbül & Melih Demirel Yazdı
Modern çağın en büyük yanılgılarından biri, ideolojilerin hala toplumsal hayatın merkezinde durduğu zannıdır. Oysa günümüz dünyasında ideolojiler çoğu zaman birer söylemden ibaret kalmış, asıl belirleyici unsur ekonomi olmuştur. Bugün insan ilişkilerinden devlet politikalarına, kültürel tercihlerden sosyal sınıflara kadar hemen her şeyin arkasında ekonomik çıkarlar yatmaktadır.
Kapitalist sistem yalnızca üretim ve tüketim biçimlerini değiştirmemiştir; aynı zamanda insanın düşünme tarzını da dönüştürmüştür. İnsan artık yalnızca “neye inanıyorum?” sorusunu değil, “ne kazanıyorum?” sorusunu öncelemektedir. Bu durum ideolojilerin, değerlerin ve hatta ahlaki sınırların bile maddi gerçeklik karşısında zayıflamasına neden olmaktadır.
Sosyolojik açıdan bakıldığında para, toplum içinde yalnızca bir değişim aracı değil, aynı zamanda bir statü göstergesi haline belirgin şekilde gelmiştir. İnsanlar kimliklerini artık düşüncelerle değil, tüketim alışkanlıklarıyla ifade etmeye başlamıştır. Bir zamanlar ideolojik kamplar üzerinden şekillenen toplumsal ayrışmalar, bugün ekonomik sınıflar üzerinden yeniden üretilmektedir.
Bugün bireyler, hangi fikir dünyasına ait olduklarından çok, hangi ekonomik dünyaya ait olduklarıyla tanımlanıyor. Gelir düzeyi, yaşam tarzını belirlediği gibi, sosyal çevreyi, kültürel kodları ve hatta siyasal refleksleri bile belirler hale gelmiştir. Böyle bir düzlemde ideolojiler, çoğu zaman birer kimlik aksesuarına dönüşmektedir.
Üstelik bu dönüşüm yalnızca bireysel düzeyde değil, kolektif düzeyde de kendini göstermektedir. Kurumlar, yapılar, hatta devletler bile ekonomik gerçekliğin dışında hareket edemez hâle gelmiştir. Toplumların refah arayışı, ideolojik iddiaların önüne geçmekte; “hakikat” bile çoğu zaman ekonomik faydanın süzgecinden geçirilmektedir.
Sistem, insanı sürekli tüketmeye çağırırken, aynı zamanda düşünceyi de metalaştırmaktadır. Fikirler artık pazarlanabilir, satılabilir ve tüketilebilir ürünlere benzetilmektedir. Bir ideolojiye bağlılık bile, piyasanın sunduğu konforla ölçülmektedir. Bu nedenle........
