Bir Asır Evvel, Bir Nisan Gecesi…-Melih Demirel Yazdı
Melih Demirel, 23 Nisan’ın doğuşunu anlatırken Kahramanmaraş’ta yaşanan acıyı da hatırlattı: “Bu bayramın içinde artık bir sızı var.”
Melih Demirel, 23 Nisan’ın doğuşunu anlatırken Kahramanmaraş’ta yaşanan acıyı da hatırlattı: “Bu bayramın içinde artık bir sızı var.”
23 Nisan’dan bir gün önce…
Takvim yaprakları 22 Nisan 1920’yi gösterirken, Ankara’da sıradan bir gün yaşanmıyordu. O gün, bir milletin kaderi henüz yazılmamış bir cümlenin başında bekliyordu.
Ne saraylar vardı ortada, ne de ihtişamlı salonlar… Tozlu yollar, yorgun yüzler, umutla karışık bir sessizlik… Ama o sessizliğin içinde, tarihin en gür sesi saklıydı.
İstanbul işgal altındaydı. Sokaklarında yabancı postallar dolaşıyor, milletin iradesi zincire vurulmak isteniyordu. Ve o günlerde bazı adamlar… Gecenin karanlığında, hayatlarını ortaya koyarak yola çıktılar. Kimi bir köy yolundan geçti, kimi bir istasyon köşesinde saklandı, kimi idam fermanı cebinde Ankara’ya yürüdü. Çünkü biliyorlardı… Eğer varılacak bir yer varsa, orası Ankara’ydı. Eğer yeniden doğulacaksa, o doğum sancısı burada çekilecekti. Artık binlerce yıllık yolun selameti için, Ankara’dan öte yol yoktu. Yıllarını kalelere fedai yetiştirerek geçiren bozkır, artık kalenin kendisiydi…
22 Nisan gecesi… Ankara’da lambalar geç söndü. Hatta belki hiç sönmedi. Çünkü o gece uyumak, yarına ihanet gibi geliyordu.
Bir avuç........
