Demokrasi Kılığında ‘’Erdemsizlik’’ – Prof.Dr. Duran Bülbül Yazdı
Ülkemiz son yıllarda ilginç bir süreçten geçiyor. Bu süreç, tarafların nerede, nasıl, neyi, ne zaman ve ne şekilde savunduklarının paradoksal bir sürecidir. Bu süreçte kimin hain, kimin vatanperver, kimin demokrat, kimin milliyetçi olduğuna dair bir kargaşa yaşanmaktadır. Tuhaftır; bir partiyi usulsüz ve yolsuz bir şekilde ele geçirdiğinizde ve kazandığınızı sandığınız kamu kurumlarında var gücünüzle yolsuzluklara devam ederseniz bunun adı demokrasi ve adalet oluyor. Eğer yolsuzluğun hesabı hukuki olarak sorulduğunda bunun adı monarşi, adaletsizlik ve anti demokrasi oluyor. Ama yerseniz siz yolsuzluklarınıza ve adaletsizliklerinize devam ermek için çığırtkanlık yaptığınızda bunun adı; Adalet kavgası oluyor! Bu nasıl bir gaflet, nasıl bir anlayış?
En üstün erdem adalettir. Erdemsizliği arsız bir şekilde adalet olarak sunuyor ve savunuyorlar. Adalet devleti de partiyi de ayakta tutar. Adaletsizlik ise en büyük ihanet ve hak ihlalidir. Bu ihlali yapanlar ayakta değil, ayaklar altında kalırlar ve kaldılar. Daima iyi ve hakkaniyete uygun olana “hukuk” denir. Daima hakkaniyete uygun olmayana ise hukuksuzluk denir. Hukukun prensipleri şunlardır: dürüst yaşamak, başkasına zarar vermemek, herkese hakkını vermektir.
Bugün tartışılan, “niçin hakkını verdiniz?” tartışmasıdır. Tabii ki iyi, hak ve dürüstlük kavramı çığırtkanlık yapanların kitabında yok. Eğer demokrasiyi yalnızca kelimenin anlamını vermek olarak tanımlasaydık sorun kolayca çözülürdü; çünkü gereken tek şey biraz Yunanca bilgisi olurdu. Kelime olarak demokrasi, halkın iktidarı, iktidarın halkta olması demektir. Fakat burada yalnızca bir terminoloji........
