menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir emlak projesi olarak Gazze ve Ankara’nın bitmeyen çelişkileri

32 0
27.02.2026

Dış politikada hamaset ile reelpolitik arasındaki makas açıldığında ortaya çıkan tablo genellikle trajikomik olur. Son günlerde “Gazze Barış Kurulu” etrafında kopartılan fırtınaya ve Ankara’nın bu masadaki konumuna tam da bu pencereden bakmak gerekiyor.

Öncelikle adını doğru koyalım: Karşımızda Birleşmiş Milletler (BM) şemsiyesinde yürütülen, uluslararası hukuka dayalı bir barış süreci yok. Karşımızda, “Ben emlakçıyım” diyen bir ABD Başkanı’nın, Gazze’yi önce yerle bir edip sonra oteller ve kumarhanelerle dolu bir “Orta Doğu Riviera’sına” dönüştürme vizyonu var. Bu yapı, devletlerarası bir örgüt olmaktan ziyade, ABD iç hukuku ile dış politika arasındaki gri alanda var olan “Trump markalı” hibrit bir siyasi kulüptür.

Bu vizyonun nihai amacı son derece nettir: Gazze’yi Filistin davasından tamamen koparmak, özerkleştirerek İsrail’in güvenlik mimarisine entegre etmek ve 1967 sınırlarına dayalı, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin devleti idealini tarihin çöplüğüne atmak. Bu, kelimenin tam anlamıyla orijinal Filistin davasına yönelik bir tasfiye sürecidir.

Avrupa’nın çatlağı ve BM’nin devre dışı bırakılması

Trump çizgisi, BM’yi “etkisiz ve bürokratik” olarak kodlayarak tamamen baypas eden alternatif bir sahne kuruyor. Nitekim Fransa, kurulun tüzüğünün BM kararlarıyla ve BM Şartı ile çeliştiğini belirterek bu masada yer almayı reddetti. Sadece Fransa değil; İngiltere, Almanya, İtalya, Kanada gibi Batılı müttefikler ve Vatikan da bu yapının meşruiyetini sorgulayarak ya daveti reddetti ya da sadece gözlemci statüsünde kalmayı tercih etti. Çin ise bu yapıyı doğrudan ABD’nin jeopolitik bir enstrümanı olarak okuyor.........

© Medya Günlüğü