menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çerçeve yasanın eşiğinde çözüm süreci

14 0
22.07.2026

Çözüm sürecinin silahların bırakılması ve yakılması olarak kodlanan hamlenin yıldönümünde, demokratik kanalların açılması ve barışın toplumsallaşması yönündeki tartışmalar yeniden hız kazandı. Öte yandan Meclis’in tatile girme takviminin işlemesi gerilimi iyice tırmandırıyor. En başından beri yeni çözüm sürecinin, sadece devlet ile Kürt hareketi arasında yasal bir zeminin aranmasından ibaret olmadığını; aynı zamanda solun, işçi sınıfının ve tüm ezilenlerin sokaktaki kader birliğini yeniden inşa etmek anlamına geldiğinin altını çiziyoruz. 

Barış iradesinin arkasında Kürt hareketinin her düzeyde çok net bir şekilde durduğu ve Kürtlerin, sürecin sabote edilmeyeceği yönündeki eğilim net bir şekilde ortadadır. Gazeteci Ruşen Çakır’ın Duran Kalkan’la yaptığı röportaj bunu gösteriyor. Kalkan, röportajda “Bir de 2015’ten bu yana yaşanan bir süreç var, savaş gerçeği. O da yeni şeyler ortaya çıkardı. Yani önceki gibi değil. Hem kendi savaşımızla bir noktaya geldik. ‘Artık nereye kadar?’ sorusu gündeme geldi. Bu nereye gidecek? Yani bir çözüm gerekli buna. Her şey savaşla çözülmez. Savaş açığa çıkarır, çoğu zaman siyaset çözer. Dolayısıyla hem çözümün zamanı hem de siyasetin zamanı geldi.” diyor. 

Oyalama ya da oyalanma zamanı değil

Ancak iktidarın somut adımlar atmak yerine süreci zamana yayması ve oyalama taktiklerine başvurması, geleceğe yönelik haklı kaygıları beraberinde getiriyor. Siyaseti sadece “silahsızlanma” parantezine sıkıştıran, meselenin özündeki kök ve tarihsel demokrasi noksanlığını görmezden gelen yaklaşımların toplumsal bir karşılığı bulunmuyor. Sürecin ihtiyaç duyduğu adım; suçlu-suçsuz ayrımının ötesine geçerek, Kürt siyasi aktörlerinin özgürce siyaset yapabilme hakkının tanınması ve gerçek müzakere koşullarının yasal güvenceye kavuşturulmasıdır. Meclis kapanmadan önce gündeme gelmesi beklenen çerçeve yasa, bu anlamda nihai bir çözüm değil, yalnızca makul bir başlangıç seviyesi olarak kabul edilmelidir. Şimdi tüm Kürt halkı ve sol, çerçeve yasanın hangi kapsamla ve ne zaman Meclis’e geleceğine odaklanmış durumda haklı olarak.

Çözüm süreci ve çerçeve yasa tartışmalarına Kürt halkının bugüne kadar kimlik ve demokrasi haklarını pazarlıklarla değil, tavizsiz bir mücadeleyle kazandığını ve anti-demokratik hukuki, politik ve askeri uygulamalara rağmen bu yürüyüşünü sürdürmekte kararlı olduğunu görerek bakmak, Batı’da yaşayanlar açısından bir zorunluluk. Müzakere, mücadelenin bir biçimi halini aldı ve Kürtler bu müzakere sürecinde tıpkı mücadele sürecinde de olduğu gibi yalnız........

© marksist.org