menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

NATO Bizim Neyimiz Oluyor?

5 0
yesterday

7-8 Temmuz 2026 günlerinde; 36. NATO zirvesini gerçekleştirmek üzere; Gazze soykırımının hamisi; İran’lı 168 ilkokul öğrencisinin katili işgalci Trump’ın da aralarında olduğu 32 devlet ve hükümet başkanının Ankara’ya gelecek olmaları sebebiyle; yolların, kavşakların, hava limanlarının yeniden düzenlenmesinin; geçiş güzergahlarındaki tabelaların yenilenmesinin; insanların özgürlük alanları kısıtlanarak adeta hayatın durdurulmasının; TBMM’nin ve devlet dairelerinin hizmete kapatılmasının esbabı mucibesi hala anlaşılabilmiş değildir.

Bunların hepsi Soykırımcı İsrail’e silah, mühimmat ve askeri destek sağlayan, Komşumuz İran’a saldıran ve başka ülkeleri işgali planlayan hepsinden önemlisi ahlâkî zafiyet içinde olan Trump için mi yapılıyor. Trump mezkûr toplantıya katılmasaydı bu savurganlık yapılır mıydı? NATO gerçekten üye devletler için güvenlik şemsiyesi mi, Trump böyle bir karşılamayı hak eden biri mi? NATO neyimiz oluyor? Dostumuz mu, düşmanımız mı, müttefikimiz mi; yoksa bizim için bir tehdit unsuru mu? Soruları kafaları tırmalamaktadır.

Bilindiği üzere; NATO adıyla bilinen “Kuzey Atlantik Antlaşması” Örgütü, İkinci Dünya Savaşı sonrasında; Sovyetler Birliği’nin genişlemesini durdurmak, üye ülkelerin güvenliğini sağlamak amacıyla 4 Nisan 1949’da Avrupa’da kurulan; üyeleri arasında İslam ülkesi olan Türkiye’nin de yer aldığı; Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinden 32 bağımsız devletin bulunduğu siyasi ve askeri savunma teşkilatıdır.

NATO’nun Karargâhı,1967 yılından beri Belçika’nın Bürüksel şehrinde bulunmaktadır. İttifakın en kıdemli uluslararası sivil memuru olan NATO Genel Sekreterliğine her zaman bir Avrupalı getirilmektedir. Genel Sekreter resmi oylama ile değil, üye ülke temsilcileri arasında kapalı kapılar arkasında yürütülen sözde diplomatik konsensüs ile seçilmekte, askeri kanadın başı olan “Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Komutanlığına da istisnasız bir Amerikalı general atanmaktadır.

NATO’da tüm kararları oy birliği (konsensüs) ile alınmakta Teoride her üyenin eşit oy hakkı ve veto hakkı bulunmasına rağmen ittifakın bütçesinin, lojistiğinin ve nükleer caydırıcılığının tedariki ABD tarafından sağlandığından son sözü ABD söylemekte; ABD’nin rızası olmadan stratejik bir karar alınması imkânsız bulunmaktadır.

Küresel sömürü düzenini oluşturan güçler tarafından Sovyet Blokuna karşı, bir savunma ittifakı olarak kurulana NATO’nun amacı anlaşmanın 5. Maddesinde ifadesini bulduğu üzere; üye ülkelerin özgürlük ve güvenliğini siyasi ve askeri yollarla korumak; üye ülkelerden herhangi birine yapılacak silahlı bir saldırıyı tüm üyelere yapılmış bir saldırı olarak kabul etmek; saldırı yapılan ülkeye diğer ülkeler tarafından askeri destek vermek şeklinde formüle edilmiştir.

Ancak Soğuk savaşın bitmesi ve komünist birliğin dağılması ile NATO’da yapısal bir değişikliğe gidilerek; düşman İslam ve Müslümanlar olarak belirlenmiştir. Böylece süreç içinde NATO İslam coğrafyasında hangi ülkelerin işgal edilip edilmeyeceğine; kimlerin iktidara getirilip kimlerin iktidardan uzaklaştırılacağına karar veren bir örgüt konumuna dönüştürülmüştür.

Öteden beri Batı, iç bütünlüğünü korumak için kendisini bir “Öteki” yaratmak zorunda hissetmiştir. Rusya’nın dağılmasından ve Berlin Duvarı’nın........

© Maarifin Sesi