menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Aziz Üstad Ahmed Güner Sayar ve Şeyh Bedreddin Kitabına Dair Mülahazalar

7 0
yesterday

“Şeyh Bedreddin hakkında klasik kaynaklarda resmedilen imajlar, yönetime karşı bir isyana kalkışıp kalkışmadığı, şayet böyle bir isyanın liderliğini deruhte ettiyse bunun gerekçeleri hakkında ana çizgileriyle iki farklı yaklaşım olduğu söylenebilir. Bir tarafta Âşıkpaşazâde’nin Tevârîh-i Âl-i Osmân’ında ve (genellikle bu esere dayanan veya bu eserin muhtevasıyla alâkadar Oruç Bey (Oruç b. Âdil), Lutfi Paşa, Matrakçı Nasuh ve Anonim Tevârîh-i Âl-i Osmân’larda, Neşrî ve Bitlisî gibi müelliflere ait) diğer bazı kroniklerde yansıtılan isyancı Bedreddin imajı, diğer tarafta Taşköprizâde’nin eş-Şekāik’ında ve Kefevî, Hoca Sadeddin, Gelibolulu Mustafa Âlî, Kâtib Çelebi, Nişancızâde Muhyiddin Mehmed, Solakzâde Mehmed Hemdemî ve Müneccimbaşı Ahmed Dede gibi ulema sınıfından tabâkat ve tarih yazarlarının eserlerinde çizdikleri isyanla alakası olmadığı halde kendisine haksızlık edilen bir âlim ve sûfi portresi vardır. Birkaç istisnası haricinde Osmanlı tasavvuf muhitinde genellikle olumlu bir Şeyh Bedreddin imajı benimsenmiştir (olumsuz tasavvurlar Bedreddin’in şahsından ziyade “Bedreddinîler” denilen “heterodoks” taife hakkındadır).”

Asım Cüneyd Köksal, İdeolojik Kurguların Ötesinde: Bir Fakih ve SûfiOlarak Şeyh Bedreddin, İslam Araştırmaları Dergisi, 45 (2021), s. 146.

Giriş: Prof. Dr. Ahmed Güner Sayar

Devr-i kadimin, kudemanın ve ilmiyenin irfan ufkunu yeni zamanlarda teşrih ederek vefa çerçevesi içinde idraklere takdim eden bir düşünürdür Ahmed Güner Sayar. Vakıa akademideki son büyük hocalar silsilesinden, bir ibadet şevki içinde çalışmayı bir an bile bırakmayan güzidelerden, değerlilerdendir. Esasen Ahmed Güner bey, içine doğduğu çevrenin, ilim, irfan ve hikmet dairesinin sunduğu mehabetli imkânın farkında olarak devraldığı mirası ötelere taşımış ve ait olduğu dünyanın, değerin ve değerlilerin hayırlı ve hatırlı bir hatibi olmuştur. 

Prof. Sayar’ın eserlerinde sağlam kaynaklara yaslanmış derin bilgi birikimi, akl-ı selim ve kalb-i selim hattında muhakemenin ve üslûbun kıvamı ile sarıp sarmalar. Adeta bir marifet sandığı olarak alışılmış bir tarih anlatıcılığına pirim vermez. Geçip gitmiş ve tarih olmuş hadiselerin, kavramların, anlayış tarzlarının ve anlam katmanlarını kuşatıcı ve birleyici bir düşünce zemininde vukufla kavrayan bir mütefekkir olarak temayüz eder. Hocanın düşünce ufku, tarihi olup bitene düşülmüş bir kayıt değil, nasıl anlam kazandığını açıklamak ve akabinde fizik ve metafizik alanın beraberliğini dikkat nazarına vererek anlamlandırma eksenindedir. Bu yönüyle Sayar’ın münferit yazıları ve kitapları, vakıayı tasvir ederken, onu mümkün kılan zihin ve kavram zenginliğini gösterirken, incelikli bir işçilikle inşa edilmiş ilmiye hisarının irfan burçlarını tahkime dönük bir hizmettir.   

Prof. Sayar’ın entelektüel müktesebatı, Türkiye’de ilmiye geleneğinin iki seçkin damarı olan Sabri F. Ülgener ve A. Süheyl Ünver’in düşünce dünyasının aydınlığında şekillenmiştir. Hocası Sabri beyin zihniyet merkezli analitik yaklaşımı ona tarihî ve iktisadî olguları kültürel kodlar üzerinden okuma imkânı kazandırmış ve böylelikle tarihsel, toplumsal ve kültürel gerçekliğin tespiti ve anlamlandırılması güçlü bir ilmî/bilimsel zemine oturmuştur. Buna bağlı olarak irfan damarı, Abdülaziz Mecdi Efendi üzerinden Fatih Türbedarı Ahmed Amiş Efendi’ye bağlanan Süheyl beyin medeniyet tasavvuruna ve hikmet ufkuna dayalı tarih ve sanat duyarlılığı geçmişi yaşayan özel bir kültürel ayrıcalık çerçevesi içerisinde kavramasını temin etmiştir. 

Bu iki ana hattın buluşma noktasının ifadesi olan Ahmed Güner bey, silsilesinin bereketi olsa gerek tarihi indirgemeci açıklama modellerine ve anlık keyif vesilesi romantik nostaljiye teslim etmemektedir. Dikkat çeken bir tarzda zihniyet, medeniyet, kültür, tasavvuf ve düşünce tarihi ekseninde geniş bir bakış açısı, değerlendirme çerçevesi veya yorumlama biçimi geliştirmiştir. Bu yönüyle onun çalışmaları, titizlikle çözümleyerek açıklayan, ilişkileri ortaya koyan ve medenî bir perspektifi mezceden kendine has bir tarih ve düşünce yöntemini ve bu yöntemin arkasındaki kavram/lar dünyasının ifadesidir. 

İşte onun bu derin birikimi, Prof. Sayar’ın kaleme aldığı eserlerin tamamına yön veren temel fikir zeminini oluşturur. İktisat tarihi, zihniyet tarihi, Osmanlı düşünce hayatı ve entelektüel biyografi ekseninde şekillenen çalışmaları, tarih düşüncesinin farklı sahalardaki uygulanış tezahürleri olarak okunmalıdır.

Ahmed Güner Sayar, klasik Osmanlı ilim geleneğinden nasiplenen yaklaşımıyla tarihin kurucu şahsiyetlerini kuru biyografik anlatıma feda etmeden ait oldukları ilmî, tasavvufî ve kültürel çevre içerisinde anlamlandırır. Bu yönüyle onun eserleri, ferdî hayat hikâyelerini aşarak Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan entelektüel sürekliliğin, ilim halkalarının, el yazması eserlerin, hatıratların, zihniyetteki dönüşümlerin, kültürel atmosferin ve medeniyet tasavvurunun izlerini takip eden nitelikli araştırmalardır. 

Bu hükmün şahidesi olan büyük külliyatı inşa eden eserlerini zikredecek olursak: Osmanlı İktisat Düşüncesinin Çağdaşlaşması,İstanbul 1986, A. Süheyl Ünver: Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri, İstanbul 1994, A. Süheyl Ünver Bibliyografyası, İstanbul 1998, Bir İktisatçının Entelektüel Portresi: Sabri F. Ülgener, İstanbul 1998, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Portre Denemeleri, İstanbul 2000, Osmanlı’dan 21. Yüzyıla Ekonomik, Kültürel ve Devlet Felsefesine Ait Değişmeler, İstanbul 2001, Hasan Âli Yücel’in Tasavvufî Dünyası ve Mevlevîliği, İstanbul 2002, İktisat Metodolojisi ve Düşünce Tarihi Yazıları, İstanbul 2005, Ülgener Yazıları, İstanbul 2006, İnsanlar, Olaylar ve Mekânlara Dair Yazılar, İstanbul 2007, İdris Küçükömer, İstanbul 2008, Abdülbâki Gölpınarlı, İstanbul2011, Sahhaf Râif Yelkenci, İstanbul 2012, ‘Velâyet’ten ‘Siyâset’e’ Şeyh Bedreddin İstanbul 2018, Yusuf Mardin’den Ahmed Güner Sayar’a Mektuplar, İstanbul 2020, Çekiç ile Örs Arasında: Mehmed Âkif Ersoy, İstanbul 2022, Balıkesirli Abdülaziz Mecdi Tolun,İstanbul 2024… ve diğer…     

Prof. Sayar, tarihi, sürekli yeniden kurulan bir anlam ve tecrübe alanı olarak kavrayan özgün bir mütefekkirdir. Onun entelektüel dünyası, iktisat tarihinden şehir kültürüne, medeniyet tasavvurundan biyografi yazılarına uzanan geniş bir epistemik sahada teşekkül etmiştir. Bu itibarla eserleri, tarih, düşünce, medeniyet, kültür, şehir ve entelektüel gelenek üzerine kurduğu epistemolojik çerçevenin doğrudan taşıyıcı metinleridir.

İşte bu yazıda muhtasar da olsa değerlendirmeye çalışacağımız Prof. Dr. Ahmed Güner Sayar’ın “Velâyet’ten ‘Siyaset’e Şeyh Bedreddin” adlı eseri, Şeyh Bedreddin’i Osmanlı hukuk, tasavvuf ve siyaset düşüncesinin iç bütünlüğü içinde yeniden anlamlandırması bakımından dikkat çekicidir. Çünkü eser, Şeyh Bedreddin’i ne yalnızca devrimci bir figür ne de tek boyutlu bir tarihî şahsiyet olarak ele almakta; onu farklı yorumların kavşağında değerlendirerek tarih yazımının kavram sınırlarını yeniden düşünmeye davet etmektedir.

Gölgelenen Tarih ve Şeyh Bedreddin

Şeyh Bedreddin (Tarihlerde birkaç yıl oynama ihtimalinden dolayı ihtiyat payı koymakla birlikte Diyanet İslam Ansiklopedisi’nin Bedreddin Simâvî maddesindeki tarih esas alınmıştır: d.........

© Maarifin Sesi