ALDANMAK
Aldanıyoruz, aldanıyorsunuz, aldanıyorlar diye başlıyor cümleler. Herkes diğer tarafın aldattığından bahsediyor. Gözümüzün içine sokuyorlar aldatanları. Peki ya aynı işlemi yapanlar, neden kendilerinden bahsetmiyorlar. Ya da aldatan neden utanmıyor da pişkinlik gösteriyor ülkemde. Vatandaş olarak pür dikkat kesiliyoruz aldatanlara. Ama elimizden bir şey gelmiyor ve sadece seyirci olarak izliyoruz. Kim doğru söylüyor, kim kandırıyor, hayatımız bunu tespit etmekle heba oluyor. Büyüklerimiz doğuştan başlıyor “gözünü açacaksın” diye, ancak gözünü açmaktan yoruldu bu ülkenin insanı.
Sevgilisini danışman yapmaya çalışan İtalya Kültür Bakanı durum öğrenilince özür diliyor, istifa etmeye çalışıyor da, bizdekiler kılıf bulmaya çalışıyor.
“Halkını aldatan yöneticiler, düşman ordusundan daha tehlikelidir.” diyor Amerika bağımsızlık bildirgesinin başyazarı Thomas Jefferson. Kandırılmak artık günlük hayatın olağan parçası. En acısı da bunu kanıksamamız.Bir kısım “laiklik elden gidiyor, şeriat geliyor, kadınlar araba bile süremeyecek”; diğer kısım “İstanbul seçimlerini biz kazanırsak Gazze kazanacak” diyor. Peki, böyle bir ortamda halkın nasıl davranmasını, ne yapmasını beklersiniz? Belediyeler asli görevlerini bırakmış, konserlerle, şenliklerle, hediyelerle göz boyuyor. Bir belediye 43 bin şişelik içki ihalesine çıkıyor, işçiler maaşlarını alamayıp........
