Palandöken’den Kartepe’ye: Bir Şehrin Kendine Söylediği Türkü
Bazı geceler vardır;
takvim yaprağında bir tarih olarak kalmaz.
Şehrin hafızasına kazınır.
1 Şubat akşamı, Kocaeli Kongre Merkezi’nde yaşanan tam olarak buydu.
Bir programa katılmadım;
bir şehrin kendisiyle yüzleşmesine tanıklık ettim.
Bu Şehre Gelirken Yanımıza Ne Aldık?
Fuaye alanına adım attığımda ilk dikkatimi çeken kalabalık değildi.
Bir düzen, bir özen, bir emek vardı.
Ehramlar serilmişti.
Ama bir sergi unsuru gibi değil;
bir hayatın içinden çıkıp gelmiş gibiydi.
Kilimler konuşmuyordu belki ama
bakana çok şey anlatıyordu.
“Biz bu şehre sadece insan olarak gelmedik” diyorlardı.
“Kültürümüzle geldik.”
İlmek İlmek Taşınan Kültür
Bir köşede oturan bir usta vardı.
Yünü eğiriyor, ip yapıyordu.
Eliyle yaptığı şey basitti belki
ama taşıdığı anlam büyüktü.
Göç böyle bir şeydi.
Valizle değil,
ilmek ilmek taşınırdı.
Erzurum’dan Kocaeli’ye uzanan yol,
romantik bir yol değildi.
Ayazdan geçti,
yokluktan geçti,
sabırdan geçti.
Bugün Kocaeli’de sayıları 200 bine yaklaşan Erzurumlular,
bir istatistik değildir.
Bu şehirde sabah erken açılan........
