menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Direnen bellek: Sarkis Margosyan’dan Dilara’ya kasketin ilmekleri

19 0
02.03.2026

TEZCAN KARAKUŞ CANDAN

Ankara Kalesi’nin kıvrımlı sokaklarında birbiri ardına dizilen dükkânlar, içlerine sinmiş insan nefesiyle, kalenin surlarına yaslanmış göç hikâyeleriyle, taşların üzerine düşmüş alın teriyle emekle açar her gün kapılarını. Her dükkânın göç, emek, çok kültürlülük ve esnaf ahlakına dair biriktirdiği ayrı bir hikâyesi vardır. Ve bu hikâyeler gün yüzüne çıkarıldıkça bir kentin hafızası küçük atölyelerde işlenir. Zamana direnen emekçilerin elinde hafıza kayıt altına alınır. Bu bir yeniden varoluş izidir.

Mekânın hafızası ve başın üzerindeki tarih

Bu izin peşinde Ankara Kalesi’nin surlarına, sokaklarına, öte yüzüne sığınmış atölyelerin hikâyesinin peşindeyiz. Can Sokak’ta Ahi Şerafettin Camisi’nin gölgesine sığınmış, şapkacılığı ile kaleye iz bırakan o mütevazı dükkân işte böyle bir belleğin geçmişten bugüne taşıyıcısı. Burası çok kültürlülüğümüzün izlerini içerisinde barındıran Ermeni zanaatkârların el verdiği dükkânlardan birisi: Bozdağ Kasketleri.

Şapka, Orta Çağ’dan bu yana yalnızca başı örten bir nesne olmadı. Aynı zamanda insanın toplum içerisindeki yerini ve statüsünü belirten, sınıfını, inancını gösteren sessiz bir simgeye dönüştü. Orta Çağ Avrupası’nda soylunun başındaki tüy, zanaatkârın sade başlığı, Osmanlı’da sarığın sarılış biçimi, fesin rengi ve yüksekliği hep bir temsiliyetin simgesiydi. Şapka Cumhuriyet’te Kastamonu’da ilan edilen başta taşınan devrimin adıydı. O yıllarda başa geçirilen her fötr, yalnızca bir kumaş değil, yeni bir yurttaşlık tahayyülünün işaretiydi. İşte bu yüzden başımızdaki o korunak çoğu zaman başımızın içindekinden önce konuştu.

İşte bu korunağın izinde Ankara Kalesi’nin parıltılı yüzünde, turizm dönüşümü adı altında silinmek isteyen mahallelerin ortasında, zamana karşı sessiz ama kararlı bir direniş noktası olan Bozdağ Kasketleri’ndeyiz.

Kayseri’den İstanbul’a, Sarkis Margosyan’ın Eli

Bozdağ Kasketleri’nin hikâyesi Ali Bozdağ ile başlar. Yıl 1957, Kayseri Melikgazi’den 18 yaşında çıkan ve ustalaşmak isteyen Ali Bozdağ’ın rotası İstanbul’dur. Yoksullukla, göçle yaşama tutunmaya çalışan bu genç İstanbul’da Ermeni bir şapka ustası olan Sarkis Margosyan’ın çırağı olarak emeğe adım atar. İstanbul’da Sarkis Usta’nın atölyesi, Ali Bozdağ’ın kasket yapımı ile birlikte, iş ahlakını, vefayı, kardeşliği ve çok kültürlülüğü öğrendiği yerdir.

Sarkis Usta’nın çırağı Ali’ye öğrettiği şey yalnızca kasket biçmek, dikmek değil işin onurunu emanet etmekti.

Sigortanın yeni başladığı yıllarda yarım gün çalışan işçisinin dahi sigortasını yatıran........

© Kısa Dalga