Bu gemi nereye gidiyor?
MERT MAPOLAR’IN KÖŞE YAZISINI SESLİ DİNLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ
Bazı gemiler vardır; fırtınaya rağmen yolunu bulur. Bazı gemiler ise denizin hırçınlığından değil, güvertedeki kararsızlıktan dolayı sürüklenir. Tarih boyunca toplumların kaderini belirleyen en önemli unsur sahip oldukları imkânlar değil, o imkânları yönetebilme kabiliyetleri olmuştur. Bir ülke kaynak eksikliğinden önce akıl eksikliğinden, ekonomik krizlerden önce yönetim krizlerinden, dış tehditlerden önce iç zafiyetlerden zarar görür. Bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yaşanan gelişmeler bu gerçeği tüm açıklığıyla ortaya koymaktadır. İçinde bulunulan tabloya bakıldığında, karşı karşıya olunan sorunların her biri ayrı ayrı önemli olsa da, asıl tehlikenin bu sorunların birbirini besleyerek büyümesi olduğu görülmektedir. Çünkü artık sorunlar tek başına ilerlememekte, birbirlerini çoğaltarak ve derinleştirerek ülkesel yapının bütününe yayılmaktadır.
Bir tarafta uyuşturucu vakalarındaki artış, diğer tarafta hayat pahalılığı ve ekonomik sıkışmışlık, bir başka tarafta kontrolsüz nüfus hareketleri, eğitimden sağlığa kadar zorlanan kamu sistemleri, derinleşen güvensizlik duygusu, büyüyen kayıt dışılık, güçlenen kara para ağları ve tüm bunların gölgesinde yeniden şekillenmeye başlayan Kıbrıs meselesi bulunmaktadır. Bunların her biri ayrı başlıklar gibi görünse de, gerçekte aynı sistemsel kırılmanın farklı yüzleridir.
Son dönemde kamuoyuna yansıyan uyuşturucu operasyonları ve ele geçirilen miktarlar, yalnızca bir güvenlik sorunu olarak değerlendirilmemelidir. Uyuşturucu kullanımındaki ve ticaretindeki artışlar çoğu zaman ekonomik, sosyal ve psikolojik kırılmaların sonucudur. Umudun azaldığı, gelecek beklentisinin düştüğü, toplumsal aidiyet duygusunun zayıfladığı toplumlarda bağımlılık türleri artmaya başlar. Bu nedenle uyuşturucu sorunu yalnızca polisin değil, eğitim sisteminin, aile yapısının, sosyal politikaların ve ülkenin genel yönetim anlayışının da aynasıdır.
Ekonomik tarafta yaşanan gelişmeler ise toplumun psikolojisini her geçen gün daha fazla etkilemektedir. Artan hayat pahalılığı, düşen alım gücü ve sürekli yükselen yaşam maliyetleri yalnızca ekonomik göstergeleri değil, insanların duygu dünyalarını da değiştirmektedir. İnsanlar artık geleceği planlamak yerine günü kurtarmaya çalışmaktadır. Tasarruf kültürü yerini hayatta kalma refleksine bırakmaktadır. Bir toplumun geleceğe olan inancı azaldığında, ekonomik kriz finansal olmaktan çıkar ve psikolojik bir krize dönüşür. Bugün yaşanan tam olarak budur.
Alışverişin giderek Kıbrıs'ın güneyine doğru kayması, tüketim tercihlerinin değişmesi ve yerel ekonominin daralması da yalnızca fiyat farklılıklarının sonucu değildir. Bu durum aynı zamanda insanların mevcut sisteme olan güvenlerinin azaldığını göstermektedir. Güven duygusunun zedelendiği yerde ekonomik sadakat de zayıflar. İnsanlar kendileri için daha avantajlı gördükleri seçeneklere yönelir. Bu ise yerel ekonominin daha fazla küçülmesine neden olur.
Bir başka önemli konu ise nüfus meselesidir. Yıllardır tartışılan ancak sağlıklı verilerle ortaya konulamayan nüfus yapısı, bugün birçok sorunun merkezinde yer almaktadır. Eğitim sisteminden sağlık sistemine,........
