menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Avrupa Birliği kuruluş amacından tamamen saptı

10 0
12.06.2026

Avrupa bugün kendisine eskiden övünerek anlattığı o büyük masalı artık eskisi kadar inandırıcı biçimde anlatamıyor. İnsan hakları, çoğulculuk, demokrasi, hukuk devleti, liberal değerler ve savaş sonrası ahlaki arınma iddiası üzerine kurulmuş Avrupa fikri, bugün kendi içinden yükselen sert, dışlayıcı, yabancı düşmanı ve otoriter sağ dalga karşısında ciddi bir vicdan sınavı veriyor. Bu dalgaya yalnızca “sağ popülizm” demek meseleyi yumuşatır. Çünkü bugün Avrupa’da yükselen şey, sıradan bir siyasi tercih değil; ekonomik korkunun, göçmen karşıtlığının, kültürel paniklerin, ulusal kibirlerin ve merkez siyasetin tükenmişliğinin birleştiği yeni bir faşizan iklimdir.

Fransa’da Marine Le Pen çizgisindeki Rassemblement National, 2024 Avrupa Parlamentosu seçimlerinde yaklaşık yüzde 31,5 oy aldı; aynı yıl yapılan erken genel seçimlerin ilk turunda RN ve müttefikleri yüzde 33,2’ye ulaştı. Almanya’da AfD, 2025 federal seçimlerinde yüzde 20,8 oyla ikinci parti oldu; 2026 baharında bazı anketlerde yüzde 28’e kadar çıktı. Avusturya’da FPÖ, 2024 genel seçimlerinde yaklaşık yüzde 29 ile birinci parti konumuna yükseldi. İtalya’da Giorgia Meloni’nin Fratelli d’Italia’sı 2022’de yüzde 26 civarında oy alarak iktidarın ana gücü oldu; 2024 Avrupa seçimlerinde ise yüzde 28’in üzerine çıktı. Hollanda’da Geert Wilders’in PVV’si 2023 seçimlerinde yüzde 23,7 ile birinci parti oldu. Portekiz’de Chega, 2025 seçimlerinde yüzde 22’nin üzerine çıkarak ülkenin geleneksel iki partili düzenini sarstı. İsveç’te Sweden Democrats yüzde 20,5 ile ikinci parti oldu. Finlandiya’da Finns Party yüzde 20,1 aldı. İspanya’da Vox yüzde 12,4 ile Meclis’te güçlü bir aktör olarak kaldı. Belçika’da Vlaams Belang özellikle Flaman siyaseti içinde yüzde 17 civarında ciddi bir güç haline geldi.

Bu tablo tesadüf değildir. Avrupa seçmeni bir gecede faşist olmadı; ama yıllardır biriktirilen öfke, korku ve güvensizlik, faşizan partiler tarafından ustaca siyasallaştırıldı. Birinci neden ekonomik kırılmadır. Avrupa’nın orta sınıfı daralıyor, alım gücü düşüyor, konut krizi büyüyor, gençler gelecek vaadini kaybediyor. Merkez partiler bu krize teknik raporlarla cevap verirken aşırı sağ basit bir düşman gösteriyor: göçmen, Müslüman, yabancı, Brüksel, elitler, feministler, küreselciler. Karmaşık krize kaba cevap veriyorlar; fakat kalabalıklar bazen hakikati değil, acılarını en hızlı açıklayan yalanı seçer.

İkinci neden göç meselesinin yönetilememesidir. Avrupa göçü insani bir mesele olarak değil, çoğu zaman güvenlik ve kimlik paniği olarak tartıştı. Entegrasyon sorunları, gettolaşma, işsizlik, suç korkusu, kültürel uyumsuzluk ve sınır güvenliği gibi alanlarda merkez siyaset ya inkâr etti ya da aşırı sağın dilini taklit etti. Sonuçta aşırı sağ kaybetmedi; çünkü onun kelimeleri merkeze taşındı. Bir toplumda faşizmin yükselmesi için faşist........

© Kıbrıs Postası