menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kıbrıs Türk solunun kafası karışmasın diye! (1)

8 0
08.06.2026

Niyazi Kızılyürek benim akademik kariyerimde çok katkısı bulunan ve tüm Kıbrıs için gerçekten müstesna bir akademisyendir. AKEL’den AB milletvekili olma çabasında da bir Kıbrıslı Türk’ün hem AKEL’in iç dinamiklerini değiştirmesi açısından hem de Avrupa Birliği’nde Kıbrıslı Türklerin haklarını savunacağı için kendisini desteklemiştim. Bu desteğimi de açık yaptım. “Niyazi ile görünürsem siyaseten yıpranırım” hesabı da hiç yapmadım. Niyazi Kızılyürek’in beş sene boyunca AB milletvekilliği süresince Kıbrıslı Türklere faydalı olacak siyasi aktivizmler yaptığına da şahit oldum.

Ancak Niyazi Kızılyürek’in Kıbrıs Sorunu’na bakışı açısından çok temel ayrılıklarım olduğunu söylemeliyim. Dahası, Niyazi Kızılyürek’in bazı tezlerinin Kıbrıs Türk solunda ciddi kafa karışıklığına yol açtığını düşünenlerdenim. Niyazi Kızılyürek sosyal medyada yayımladığı “ELAM’ın Kitabında Kızılyürek ‘Türk Ajanıdır’, Ya Türk Milliyetçilerinin?” yazısında, kendi akademik kariyerinden ve tek baş kahramanı olduğu hayat öyküsünden yola çıkarak ELAM ile Kıbrıslı Türk milliyetçilerinin kendisine benzer sözel saldırılarda bulunduğunu, dolayısıyla iki farklı milliyetçiliğin de aynı kapıya çıktığını vurguluyor.

Ben kendi hayatımın baş kahramanı değilim. Beni hayatta bugüne kadar getiren çok kahramanlar oldu. Ailem, arkadaşlarım, hocalarım (Niyazi de bunların içindedir) ve daha bir sürü insan… Dolayısıyla kendi hayat hikâyem üzerinden ELAM ile Kıbrıslı Türk milliyetçileri aynıdır diye bir tez geliştirmem mümkün değildir.

Ben Kıbrıslı Türküm. O yüzden siyasi tezlerimi Kıbrıslı Türkleri merkeze alarak geliştiririm. Japonya’nın derdini Japonlar düşünür elbet. Ben Kıbrıslı Türklerin dertlerini düşünüyorum.

ELAM ile Kıbrıs Türk Milliyetçilerini Aynılaştırmak Ölümcül bir Hatadır!

Birinci değineceğim noktu şu: Kıbrıs’taki Türk milliyetçilerinin hiçbirinin Kıbrıslı Türklerin oturduğu topraklarda gözü yoktur. Bunu artık herkes iyi anlasın! Türk milliyetçilerinin yer yer kendi muhaliflerine “Rumcu” veya “vatan haini” diyerek aşağıladıkları ve travmatize ettikleri doğrudur. Demokratik kültürlerinin gelişmediği de doğrudur. Ancak Türk milliyetçileri, Kıbrıslı Türklerin en solcusunun dahi üzerinde oturduğu toprakta hak iddia etmez. ELAM gibi “Kıbrıs’ın taşları bile Yunandır” sloganları attıkları da yoktur veya “Kıbrıslı Türkler bu adada sadece azınlık olabilir” dedikleri de yoktur.

ELAM’ın etrafa ve Kıbrıslı Türklere (solcusu da sağcısı da dahil olmak üzere) uyguladığı şiddet, Türkiye’de MHP’li ülkücülerin 1970’lerde solculara uyguladığı vandalizmle benzeştirilebilir. Ancak buradaki ELAM’ın verdiği kavga bir sol-sağ kavgası değildir; Kıbrıs’ın tamamının Yunan olması gerektiği kavgasıdır.

Ben Türk milliyetçileri ile bu adada solcu kimliğimle 40 yıldır yaşıyorum. Belki birkaç tartışmamız veya münakaşamız oldu. Seçim yapıyoruz ve kazanan KKTC’de hükümet veya Cumhurbaşkanı oluyor. ELAM ise beni ve Sayın Talat’ın ekibini Leymosun’da linç etmeye kalktı. Kapıların arkasına geçip bir buçuk saat boyunca yumrukladıkları kapıları tutmasaydık, o kapıları kırıp içeri gireceklerdi.

Niyazi Hocam diyor ki; “Bu ülkede iki tarafın milliyetçilerinin ağız birliği etmişçesine bana çatmaları uzun yıllardan beri hayatımın bir gerçeği olageldi.” Tamam da bu senin hayatının öznel gerçekliği. Kıbrıslı Türklerin toplumsal bir gerçekliği değil ki! Olaya bütünsel olarak bakarsak Kıbrıslı Türklerinin toplumsal gerçeği şudur: Türk milliyetçileri Kıbrıs’ta iki ayrı devlet istiyor; federasyon istemiyorlar. ELAM ise Kıbrıs’ın Yunan olmasını istiyor ve Kıbrıslı Türklere sadece azınlık hakkı veriyor.

Şimdi tekrar soruyorum: Kıbrıslı Türklerin toplumsal gerçekliği açısından ELAM ile Türk milliyetçileri nasıl aynı olabiliyor? ELAM ve Türk milliyetçileri “milliyetçilik dünyasına” ait olmaları demek Kıbrıslı Türklerin toplumsal ve tarihsel gerçekliği açısından da aynı olması demek........

© Kıbrıs Postası