Son düdüğe kadar, sinirlerine hakim olan kazanır…
Dünya Kupası heyecanı bu kez okyanusun ötesinde yaşandı. Yarın akşam oynanacak İspanya–Arjantin final maçıyla, futbolda dünya çapında heyecan noktalanacak.
Saat farkı nedeniyle maçları canlı izlemek her zaman kolay olmadı. Kimi zaman uykudan fedakârlık yapıldı, kimi zaman da internet ortamında maçların özetlerini ya da tekrarlarını izleyerek futbol şöleninden geri kalmamaya çalışıldı..
Ancak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, Dünya Kupası söz konusu olduğunda on milyonlarca insanın günlük yaşam düzeni değişiyor. Çünkü futbol, uzun yıllardır sadece futbol değildir.
Daha önce de çeşitli vesilelerle yazdım… Futbol dünyanın en büyük dinidir.
Milyarlarca insanı aynı heyecan etrafında buluşturabilen başka bir organizasyon bulmak kolay değildir. Farklı dilleri konuşan, farklı kültürlerden gelen insanlar aynı golde sevinip aynı yenilgide üzülüyorsa, bunun adı sadece futbol olamaz.
Tarihin derinliklerine baktığımızda futbola farklı misyonlar yüklendiğini de görüyoruz.
Futbol bazen ulusal kimliğin güçlenmesinde araç oldu, bazen toplumların moral kaynağı haline geldi. Günümüzde de futbol başarısını siyasi kazanca dönüştürmek isteyen iktidarlar yok değildir.
Ne var ki futbolun üzerine siyaset fazlasıyla yüklenmeye başladığında, oyunun güzelliği zarar görür. İnsanların futbola duyduğu saf sportif sevgi gölgelenir. Oysa futbolun en güzel yanı, insanların farklılıklarını bir kenara bırakıp aynı heyecanda buluşabilmesidir.
Futbolun ekonomik boyutu ise artık başlı başına bir dünya oluşturuyor. Gerçi bu yeni bir........
