“Ne ararlar ne sorarlar… Beş kuruş paraya, hayatımızı rehin aldılar”
Dün 20 Temmuz Barış Harekâtı’nın 52. yıl dönümüydü. Kuzey Kıbrıs’ta gün boyunca Barış ve Özgürlük Bayramı kutlandı. Törenler yapıldı, konuşmalar gerçekleştirildi, geçmiş yeniden hatırlandı.
20 Temmuz 1974, Kıbrıs Adası’nın bütünü açısından da, Kıbrıslı Türkler açısından da tarihin en önemli dönüm noktalarından biridir. Bu gerçeği kabul etmek için aynı siyasi görüşü paylaşmak gerekmez. O güne farklı pencerelerden bakabilirsiniz, farklı sonuçlar çıkarabilirsiniz. Ancak 20 Temmuz’un Kıbrıs’ın kaderini değiştirdiğini inkâr etmek mümkün değildir.
Dün KIBRIS TV’deki programımı hazırlarken bilinçli tercihler yaptım.
Pratik siyasetin içinde olan birini konuk etmeyi aklımdan bile geçirmedim. Çünkü seçim atmosferine girilen dönemlerde söylenen her sözün arkasında siyasi hesap ararım. Bu belki haksızlık gibi görülebilir ama bugünkü siyasi iklim bana başka türlü düşünme fırsatı vermiyor.
İşin ilginç tarafı, tarihçi kimliği taşıyan bazı isimleri de tercih etmiyorum. Çünkü tarihin görevi gerçeği anlatmaktır. Oysa bazen tarih, siyaset rüzgârının önüne bırakılıyor. Birilerine hoş görünmek adına eksik bilgiler, seçilmiş olaylar ya da tek taraflı anlatımlar “tarih” diye sunuluyor. İşte o zaman gerçek de yara alıyor.
Ben........
