Pazar’lık…
ÇAN SESİ: Ortaçağ’da, Avrupa’nın Hristiyanları, nasıl birinin öldüğünü anlayabilmek adına kilisenin çan seslerine kulak verirlerdi… Tek çan sesi sıradan bir insanın, iki çan sesi soylu birinin, üç çan sesi kraliyet ailesinden birinin, dört çan sesi ise kralın öldüğünü duyururdu… Gel zaman git zaman, işlerin çok kötü gittiği, her şeyin sarpa sardığı bir kasabadaki kilisenin papazı gün gele çanı beş kez çalar… Ayağa fırlayan kasaba halkı merakla kiliseye koşar… Sorarlar papaza: “Kraldan büyük var mı?.. Niye çanı beş kez çaldın?” Papaz şu yanıtı verir: “Kraldan büyük sosyal adalet var ve bu kasabada sosyal adaleti ellerimizle öldürdük… Dahası, öldürülmesine de kayıtsız kaldık.” Sosyal adaletin ölümünü bize haber verecek bir çanımız yok, ama vicdanımız var… Vicdanımız her sızladığında durup çevremize bir bakalım… Çan sesi vicdandan gelir… Tabii ki, eğer vicdan da kalmışsa!.. *** İNSAN YÜKSELDİKÇE: Profesör bir öğrenciyi kürsüye çağırıp, “Anlat dersi” demiş… Öğrenci başlamış anlatmaya… O anlatırken “Şimdi kürsünün üstüne çık, devam et” demiş profesör. Öğrenci kürsüye çıkıp devam etmiş… Profesör “Kürsünün üstüne bir sandalye koy, onun üstüne çık devam et” demiş. Öğrenci denileni yine yapmış. “Şimdi sandalye üstüne tabureyi koy, onun........
