Kâbusa dönen Amerikan rüyası
Alınmakta olan tarihi ders çok önemli… Kara operasyonlarına girmeden havadan füze yağmurları ile yürütülen bir savaş kolay ve sonuç getirici olamıyor… Savaşların esas kaderini belirleyen ve coğrafyaları değiştiren, kara savaşlarıdır… ABD Başkanı Donald Trump’ın atraksiyonlarıyla boyut kazanan Ortadoğu savaşı sürüyor sürmesine, ama göstergeler bu durumdan ABD’nin de, İsrail’in de büyük yaralar almakta olduğuna dairdir… Hem maddi ve hem de manevi bağlamda… ABD ve İsrail, Dünyanın en sevilmeyen iki devleti haline geldiler… * İsrail, nüfusuna bakmadan fantastik yayılma hayallerinin zebunu olmuş durumda… Yayılacağını umduğu coğrafyaya yerleştirebileceği nüfus nerede peki? Üstelik, füze yağmurları altında hallaç pamuğu gibi savrulmakta olan İsrail’den insanlar kaçan kaçana… Bir zamanlar aldığı göçlerle kurulan ve güçlenen İsrail, şimdi göç veren minik ülke durumunda… Savaştıracak askeri kalmıyor… Ülkeden kaçamayan İsrailliler somut yokluklar içinde günlerini sığınaklarda geçiriyorlar… Yanlarına gelen Netanyahu ekibi mensuplarını ise kovuyorlar… * Öte yandan, net biçimde arızalı bir görünüş veren Donald Trump, sadece dünyada değil ülkesinde de yalnızlaşıyor… ABD’nin gerçek aydınları ve demokratları yüz binlerce savaş karşıtı Amerikalıyı sokağa dökmeyi başardı… Trump, İran’daki rejimi değiştirmek için yola çıkarken, İranlıların birleşerek haksız saldırılara direnme güdüsü, bu rejimi daha da sağlamlaştırdı… İran’daki rejimi devirmek isteyen Trump’ın kendi oluşturduğu rejimin sallanmaya başladığı görülüyor… “Ben kralım” diyor, ama karşısına dikilen milyonlarca Amerikalı “Biz kral istemeyiz” diye haykırıyor… Çevresi boşalıyor Trump’ın.. Stratejik konumdaki yüksek istihbarat görevlileri, kuvvet komutanlar, generaller, bakanlar onu yalnızlığa terk edip geri çekiliyorlar… Sadece Amerikan kamuoyunda değil, dünyada da ikonlaşmış sanat ve düşünce insanları Trump karşıtlığında kitlelere önderlik yapıyorlar… * Olayın sosyo – ekonomik boyutuna bakıldığında görülen ise şu: Tüketici bir toplumu oluşturan Amerikalılar, tüketim enflasyonunun artmasından da, vergilerinin sonu belirsiz bir savaş için harcanmasından da şikayetçi… “Kral istemiyoruz” mottosu ile sokaklara dökülen insanlar, Trump’ın sadece gitmekle kalmayacağını, yargılanacağını da en yüksek perdeden cesaretle ve öfkeyle seslendiriyorlar… Beyaz Saray, ABD halkının öfkeli tepkisine karşı olağanüstü bir koruma altında… Donald Trump, başlattığı savaşı çok katmanlı bir müttefik saldırısına dönüştüremedi… Diplomatik jargonla asla bağdaşmayan kaba ifadelerle kendisine destek vermeyenlere saldırdıkça daha da sevimsizleşiyor ve müthiş puan kaybına uğruyor… NATO’dan çekileceği tehdidini savururken, NATO’dan çekilmenin ABD’nin Avrupa’dan el ayak çekerek kabuğuna çekilmesi anlamına geleceğini, meydanın tümden başka güçlere kalacağını kendisine anımsatanlar var… “Bu bizim savaşımız değildir” yanıtını aldığı Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron’a bel altından vuran ifadelerle saldırırken, Macron’dan gelen etik diplomatik yanıtla hurdahaş oluyor Trump… İran’ı “Taş Devri’ne döndürme” tehdidine, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin verdiği şu yanıt da çok anlamlı: “Taş Devri mi? O zamanlar Orta Doğu’da petrol veya doğalgaz pompalanmıyordu. ABD Başkanı ve onu göreve getiren Amerikalılar, zamanı geriye çevirmek istediklerinden eminler mi?” Trump, Abbas Arakçi’ye, dünyanın tüm Ortadoğu petrol kaynaklarından yoksun kalabileceğinin duyurusunu yapma fırsatını verdi böylece… Sözün özü, petrol stratejisi üzerine kurulan bir savaş siyaseti, Amerikan rüyası olmaktan çıkıp bir Amerikan kâbusuna dönüşüyor… “Zararın neresinden dönülürse kârdır” diyerek bu mantık dışı savaşı durdurmak aslında en akıllıca iştir… Ama akıl tutulmasından muzdarip olanlar bunu da yapamıyorlar, yuvarlandıkları o gaflet kuyusunda…
