Bu Oyun Kimin Oyunu veya Eski Emperyalizm-Barış Tartışmalarına Yeni Bir Bakış
Bu Oyun Kimin Oyunu veya Eski Emperyalizm-Barış Tartışmalarına Yeni Bir Bakış
Bu yazı, Karl Polanyi’nin tarihsel sosyoloji perspektifi ile John Hobson’ın politik iktisat yaklaşımını karşılaştırarak, her iki düşünürün aynı döneme (Belle Époque) ve aynı finansal aktörlere ilişkin değerlendirmelerinin nasıl taban tabana zıt olduğunu ortaya koymaktadır. Polanyi, finans sermayesini (haute finance) 19. yüzyılda büyük güçler arasında barışı koruyan bir mekanizma olarak görürken; Hobson, aynı finansörleri emperyalist rekabeti ve savaşları körükleyen, eşitsiz güç dinamikleri üzerinden çıkar sağlayan “düzenleyici” güç olarak tanımlar. Yazı, her iki teorik çerçevenin de 1945 sonrası ABD hegemonyasıyla şekillenen günümüz dünya düzenini anlamada yetersiz kaldığını savunarak, mevcut küresel istikrarsızlık ve savaş tehdidini çözümleyebilmek için yeni bir kavramsal merceğe, ve senteze ihtiyaç olduğunu vurgulamaktadır.
Bu yazıda üç amaç hedeflenmektedir: (1) Tarihsel sosyoloji yaklaşımını klasik politik iktisat yaklaşımından ayıran temel farklılıkları, her iki yaklaşımın en dikkate değer eser örnekleri üzerinden ortaya koymak; (2) Emperyalizm teorilerini ve bu teorilerin kavramsal çerçevesini okurlara tanıtmak; (3) Neredeyse seksen yılı aşkın süredir devam eden bu teorik tartışmaya günümüz iktisat anlayışının ve analiz yöntemlerinin katkı sunup sunamayacağını, mevcut ikiliğe alternatif teorik bir üçüncü yol perspektifiyle tartışmaya açmak.
Öncelikle tartışmanın iki meşhur tarafından birine bakalım. Takvimi bugünden geriye sararsak ilk karşımıza çıkan isim Karl Polanyi ve onun başyapıtı Büyük Dönüşüm (1944) olur. Tarihsel sosyolojiye ve daha genel olarak sosyal bilime yaptığı katkılar kuşkusuz ayrı bir inceleme konusu olmayı hak eden Polanyi’nin eserinden burada yalnızca belirli bir teorik sonuca odaklanacağız. Polanyi, 1815-1914 döneminin ‘egemenler barışı’nı analiz ederken, kitabının genel çerçevesine bu barış gözlemini de yerleştirerek, global barışı yaratanın –daha doğrusu büyük güçleri savaşın eşiğinden ve savaş dinamiklerinden döndürenin– piyasa mantığı, piyasa sistemi ve bu sistemin aktörlerinin işleyişi olduğu savını ortaya koyar. 19. yüzyılda en güçlü ve küresel biçimine ulaşan dünya piyasası, her davranışı ve her toplumsal bağı dönüştürüp piyasa egemenliğine tâbi kıldığı gibi, daha önceki dönemlerde at sırtında egemenlik kuran politik erklerin bağımsız karar alanlarını da kendi okyanusuyla kuşatarak denetimi altına almıştır. Polanyi, Büyük Dönüşüm‘ün ilk iki bölümünde haute finance‘ın (yüksek finans) 19. yüzyılda genel savaşları önlemede ve barışı korumada kilit bir araç işlevi gördüğünü ileri sürer. Ona göre uluslararası bankerler ve büyük finans kurumları (Rothschild’ler ve J.P. Morgan gibi), hükümetlerden bağımsız hareket edebilen, tüm güçlerle ilişki kurabilen ve kendi çıkarları gereği büyük güçler arasında barışı korumaya çalışan bir mekanizma olarak işlemiştir. Finansörler, genel bir savaşın para birimlerini ve uluslararası krediyi olumsuz etkileyeceğini bildiklerinden barıştan yana tavır almışlardır. Finans ve kredi kanallarıyla iyiden iyiye kuşatılan ve onsuz yaşayamayacağını kabullenmiş merkez ile yarı-çevre ülke elitleri, tüm kararlarını bu üst düzey konumun ışığında vermeye zorlanmış, böylece merkez ülkeler arasında topyekûn savaş bir seçenek olmaktan çıkarılmıştır.
Buna karşılık politik iktisat tarafında Hobson, emperyalizmin ardındaki güçleri araştırırken, finansörlerin “yeni emperyalizm” politikalarından en çok çıkar sağlayan grup olduğunu ortaya koymuştur. Hobson’a göre finansörler, savaşlar, devrimler ve kamusal kredideki dalgalanmalardan kazanç elde eden ‘ekonomik asalaklar’dır. Finansörleri emperyalist motorun “motoru” değil, “düzenleyicisi” olarak tanımlayan Hobson, onların desteği olmadan büyük savaşların gerçekleşemeyeceğini ileri sürmüştür.
Her iki sosyal bilimci de aynı dönemi (Belle Époque çağı) ve aynı finansal........
