İyilik düzeni
Kur’ân-ı Kerîm’de, A‘râf (7) suresinin 199. ayetinde “Affedici ol, iyiliği (urf) emret, kaba ve küstah davrananlara (câhilîn) aldırma” buyurulur. İnceleyebildiğim tefsirlerde bu ayetin yorumu yapılırken ayetin orijinal metnindeki urf kelimesi, “maʿrûf” diye açıklanmış, maʿrûf’un da bu bağlamda insan ilişkilerine barış getiren bütün yapıcı davranışları kapsadığı belirtilmiştir.
Ayrıca anılan ayetle ilgili iki rivayet sürekli tekrarlanmıştır. İlk rivayette anlatıldığına göre, vahiy meleği Cebrail bu ayeti getirdiğinde Hz. Peygamber ondan bu ayete ilişkin bir açıklama isteyince Cebrail şöyle demiştir:
“Rabbin, sana kötülük edeni senin affetmeni, senden esirgeyene senin vermeni ve senden ilişkiyi keseni senin arayıp sormanı emrediyor.” Tabii ki bu ahlâkî prensipler Hz. Peygamber’in şahsında bütün Müslümanlar için de geçerlidir.
Aynı ayetle ilgili ikinci rivayette ise (İmam A‘zam’ın hocası) Cafer es-Sâdık’ın şöyle dediği nakledilir:
“Allah bu ayette Peygamber aleyhisselama ahlâkî erdemleri uygulamasını emretmiştir. Kur’an’da bütün ahlâkî erdemleri içinde toplayan en kapsamlı ayet budur.”
İslâm toplumunda ahlâkî sorumluluk şuurun oluşmasını sağlayan iyiliğin (ma‘rûf) yanında, kötülüğün (münker) karşısında olma prensibi Kur’ân-ı Kerîm’de dokuz defa tekrar edilir ve İslâm’ın en önemli prensiplerinden birini oluşturur. Gerek kamu yönetiminde, gerek özel hayatta bu prensibin ihmal edilmesi, ahlâk ve değerler sisteminin zayıflamasına, giderek nihilizme........
