Masadaki kitaplar, bitmeyen meseleler
Şöyle bir durup kitaplığa baktığınızda ne görüyorsunuz?
Ben son zamanlarda şunu fark ettim: Okuduğumuz hikâyeler mi bizi değiştiriyor, yoksa biz değiştikçe mi raftaki kitapların dili ağır gelmeye başlıyor? Gazetecilik koşturmacasında, hele bir de "hak temelli" bir yerden dünyaya bakmaya çalışırken, sadece hikâye anlatan değil, masaya yumruğunu vuran metinlere ihtiyaç duyuyoruz.
Bu hafta biraz "kadın odaklı" denilen ama aslında dünyayı yerinden oynatan o son dönem kitaplarından bahsetmek istiyorum. Ama öyle "alın, okuyun, çok güzel" tadında değil, ben okuyorum belki birileri de okuyacak bir şeyler arıyordur diye sunuyorum...
Mesela şu Rafia Zakaria’nın "Beyaz Feminizme Karşı" kitabı... Okurken insanın yüzüne soğuk su çarpıyor. "Biz feminizm diyoruz ama kimin feminizminden bahsediyoruz?" diye soruyor Zakaria. Batı’nın, o steril plazaların, "üst cam tavanı kıralım" diyen ama alt kattaki kadının emeğini görmeyen o anlayışın ipliğini pazara çıkarıyor. Hak savunuculuğu yaparken hepimizin cebinde taşıması gereken bir özeleştiri........
