menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kutsiyeti ve Kültürü Savunuyoruz

8 0
25.02.2026

Halkının %99’u Müslüman ve %90’ı da Türk olan, sayamadığım kesimlerin de içinde var olduğu ve kendini bulduğu, özgün bir kültür olan Türk Milli Kültürünün hakim olduğu bir ülkede yaşıyoruz.

Yani bir muz cumhuriyetinden, amazonda yaşayan yamyam bir kabileden, köpek eti yiyen marjinal ırklardan; paganizmden günümüze kadar gelen süreçte tüm dünyayı sömüren, dünya milletlerinin kanını içen, bebek kanı içen ve bebek eti yiyen ve bunu günümüzde gözümüzün önünde yapan çocuk tecavüzcüsü, vahşi ve yamyam Batıdan bahsetmiyoruz. Sözün özü Müslüman Türk Milletinden söz ediyoruz.

Kutsiyetin, maneviyatın ve Milli Kültürün yaşanması ve yaşatılması amacıyla Ramazan Ayının anlam ve önemine binaen tüm okullarda etkinlik ve programlar gerçekleştirilmesine yönelik geçtiğimiz günlerde Milli Eğitim Bakanlığı'nın bir tebliği söz konusu oldu. Bu doğrultuda Ramazan Ayının gelişi tüm okullarda etkili, coşkulu ve anlamlı bir şekilde kutlandı.

İlk olarak Hz. Ali'nin yolundan gittiklerini iddia eden bir kesimin küçük bazı dernekleri tarafından, Milli Eğitim Bakanlığı'nın Ramazan Ayının kutlanmasına yönelik tebliğinin ve okullardaki Ramazan etkinliklerinin laikliğe aykırı olduğu yönünde bildiri ya da açıklama yayınlandı.

Daha sonra kendilerini sözde siyasetçi, sanatçı, akademisyen, gazeteci, aydın vb. olarak tanımlayan; Kutsiyetimiz ve Türk Milli Kültürü düşmanı, Vatan ve Millet haini, düşmana satılık ve satılmış, manda ve himayeci, vampir Batı yardakçısı; demokrasi, insan hakları ve hukuk cahili tek toynaklı 168 yarattıktan oluşan bir sürü tarafından, açıkça alınan karar ve yapılan etkinliklere yönelik saldırı amaçlı “laikliği savunuyoruz” başlıklı bir bildiri daha yayınlandı.

Bu bildiride söz konusu alınan kararın ve yapılan etkinliklerin Ülkeyi karanlığa götürdüğü; bir avuç gerici, yobaz, tarikatçı, şeriatçının, siyasal İslamcının memleketi Talibanlaştırmaya çalıştığı ifade edildi.

Sekülerlerin, materyalistlerin ve putperestlerin siyasi örgütünün Meclisteki konuşmacısı, okullardaki Ramazan kutlamasının Anayasaya, uluslararası anlaşmalara ve Milli Eğitim Temel Kanununa aykırı olduğunu söyledi. Ne yiyor, ne içiyor, nerede yaşıyor anlamak mümkün değil. Üfürüyor, işkembeden sallıyor, kurusıkı atıyor.

Açıkça ifade edilmelidir ki bu bildiriler ve açıklamalar ayrıştırıcı, ötekileştirici, bölücü, halkın büyük bir bölümünü aşağılayıcı ve halkın büyük bir kesiminin kutsal ve dini değerlerine büyük bir saldırı niteliği taşımaktadır.

Halkın dini, tarihi, kültürü, töresi ile savaşmaktır. Tabiki anayasal ve hukuki müktesebata göre bu yaklaşımlar aleni suçtur, TCK’da karşılığı bulunmaktadır.

Anayasanın 24. Maddesinde laikliğin her türlü din, vicdan, inanç ve ibadet hürriyetinin devletin garantisi altında olduğu belirtilmektedir. Halkının ezici bir çoğunluğunun Müslüman olduğu bir ülkede devletin okullarında Ramazan ayının gelişinin kutlanması ya da halkın dininin ve kendi kültürünün öz kaynağından doğru bir şekilde öğretilmesi laikliğin gereğidir.

Bu ülkede resmi azınlık olan (Lozan Antlaşmasına göre) gayrimüslimlerin (Rum, Ermeni, Yahudi) her türlü inanç ve ibadet hakları vardır. Hatta onlar için bu ülkede rahatça ibadet edebilmeleri için cumartesi ve pazar resmi tatil olmuştur.

Ancak son yüz yıldır Müslümanların ve Türklerin hakları geriletilmiştir. Laikliğin yanlış yorumlanması nedeniyle Müslümanlar için Cuma günü hala resmi tatil değildir, hala devletin okullarında ve özel okullarda Noel ağaçları süslemekte, Noel çekilişleri yapılmakta, hatta yakın zamana kadar cadılar bayramı kutlamaları yapılmakta idi.

Şimdi tam da laikliğin gereği, Müslümanlığın ve Türklüğün icabı her türlü ulusal ve uluslararası müktesebata uygun olarak okullarda başlatılan Ramazan etkinliğine karşı çıkan bir avuç gerici yobaza sormak lazım!

Ondan önce bunlar gerçekten Hz. Ali'nin kim olduğunu, hayatını, Hünkar Hacı Bektaşi Veli'nin kim olduğunu, hayatını, eserlerini, laikliği, Cumhuriyeti, demokrasiyi, insan haklarını, inanç hürriyetini ve devlet garantisini, Devleti ve Milleti ayakta tutan inançlara ve kültüre saldırılamayacağını, mutlak surette ona saygı duyulması gerektiğini bilmiyorlar!

Okullarda Ramazan Ayının gelişinin kutlanmasına laiklik gerekçesiyle karşı çıkanlar;

Okullarda paganizm ve Hıristiyanlık geleneği olan Noel ağacı süsleme ve Noel çekilişi yapma vb. etkinlere neden karşı çıkmıyorlar?

Müslüman çocukların da okuduğu Robert Kolejinde 1990’lı yıllara kadar Kilise papazlarının derse girmesine neden karşı çıkmadılar?

Hz. Ali'yi sevenlerin ayrı bir dini mi var?

Hz. Ali sevenler İslam dini ve Müslümanlıktan başka ayrı dine mi mensuplar?

Hz. Ali ve Hacı Bektaşi Veli imanın şartlarına ve İslam'ın şartlarına karşılar mıydı?

Eğer değillerse ve Hz. Ali'nin yolundan gidenler de Müslüman ise, laiklik gereği, İslam dininin okullarda öğretilmesi, yaşanması ve yaşatılmasından neden rahatsız oluyorlar?

Ülkede Hristiyan ve Yahudi çocukların 4 yaşından itibaren kendi dinlerini okullarda öğrenmelerinden, kendi kültürlerini yaşamalarından ve yaşatmalarından rahatsız olmamalarına koşut olarak İslam dininin ve öğelerinin Müslüman çocuklarına öğretilmesinden rahatsızlık duyulmasının altında yatan patolojik ve psikiyatrik klinik nedenleri açıklayabilecekler mi?

İslam, şeriat, tarikat, ateizm, Taliban, gericilik, yobazlık vb. kelimelerin kelime ve derin anlamlarını biliyorlar mı?

Seküler, materyalist, putperest, ateistler kendi dinlerinin gereğini öğrenince ve yaşayınca, üç günlük dünya için yaşayıp ondan sonra gelen sonsuz dünya için rasyonel plan yapmayınca, karınca değil ağustos böceği olunca; gericilik, yobazlık, ilericilik kavramlarına ilişkin nasıl bir tez ortaya koyabilecekler?

Bebek kanı içen Batı ve Yehuda’nın Türkiye'deki bitlerinin, Hristiyanlık ve tecavüzcü kilise papazlarıyla, fundamentalist Yahudi ve bebek eti yiyen Yahudi hahamlarıyla hiçbir sorunları yok. Onlara aşıklar. Çünkü sahipleri onlar.

Onların tek dertleri İslam Dini, Müslümanlar ve Türk Milli Kültürüdür. Kutsiyete dair bir şey duyduklarında ve gördüklerinde, bitken evrimleşerek kudurmuş ite dönüşüyorlar.

Çünkü onlar, okullarda çocukların gözü önünde striptizci kızlar striptiz yaparken, 9,12 ve 15 yaşındaki çocuklara yarı çıplak tango, salsa ve bale yaptırılırken mutlu olurlar, ama ilahi çalınca ve Ramazan Ayı kutlanırken havlarlar!

Ey! Tek toynaklı sürü, az …muz değilsinizdir!

Sömürgecilerin, işgalci ve istilacıların, küresel soykırımcıların; çocuk tecavüzcüsü, bebek eti yiyen ve bebek kanı içen, tek dişli canavarın, çürük ve yamyam Batı'nın Türkiye'deki bitlerine, bir avuç gerici ve yobaz sürüsüne karşı Büyük Müslüman Türk Milletinin Kutsiyetini, kültürünü ve tarihini savunuyoruz.

Saygı ve selamlarımla…


© İstiklal