menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ben Yârimi Gözlerinden Tanırım

10 1
28.01.2026

“TURNACIBAŞIYIM BEN” diye söze başladığında içimden “Ayda” demiş ve dışarıya vermediğim iç sesimle “Bu da nereden çıktı şimdi” diye tamamlamıştım cümlemi.

Turna hepimizin bildiği gibi uzun bacaklı, uzun boyunlu büyük bir kuştur. Boyları 130 santimetreye kadar ulaşır. Altı kilo ağırlığında olan turnalar kanat açıklıklarında iki metreye kadar ulaşabiliyor. Yine yetişkinlerin vücudunun ağırlıklı olarak gri, bazılarının ise sırtı grimsi kahverengi tonlardadır.

Cümlenin girişinden güvercin besleyenler gibi bu garip zatın da turna beslediğine hükmetmiştim. Başka bir gündemi olmadığından dikkat çekmek maksadıyla bohçayı buradan açtığını düşünmüştüm. Sakarya Nehri, Küçükçekmece, Sapanca, Manyas, İznik, Akşehir gibi göllerinde yaşayan turna kuşunu mevzu ederek Anadolu'daki irfan geleneği inanışına göre saflığın, bereketin, mutluluğun, temizliğin, vefanın, sabrın ve özgürlüğün simgesi olarak görülmesine dikkat çekerek ortaya bir manevi motif sunacağını tahmin etmiştim. Hikâyelerde, halk ve divan şiirinde, türkülerde, Alevî-Bektaşî inançlarında ve edebiyatında mühim yer tutan bu anlayışa vurgu yaparak geçmişimizle bir bağ kurmasını beklemiştim. Bilindiği gibi turna sesinin Hz. Ali'nin sesine benzediği hep köy odalarında ve sohbet meclislerinde anlatılagelmiştir. Turnanın uçarken Anadolu'nun bir ucundan diğerine selam taşıdığına da inanılmıştır.

Bütün bunlar minik kalbimin çarpmasına sebep olan köy odamızda inleyen avazla birleşince içimin içi nasıl da kıpır kıpır olmuştu. Amasya’daydım. Hamdullah Baba Türbesinin yanı başındaki duvarın gölgesinde yârenler semaveri harlanıyor bende onlara yardım ediyordum.

Küçük yaşlarımda duyduğum vakit tüylerimi diken diken eden o deyiş şimdi tam da burada kalbimin yiv ve setlerinde ahenkle yeniden dönmeye........

© İstiklal