Mekke’den Yükselen Yeni Îlâf
Tarih her zaman birebir tekerrür etmez; fakat medeniyetler bazen asırlar önce kurdukları düşünce ve kurumları yeni şartlar altında yeniden üretir. 7 Ağustos 2026’da Mekke-i Mükerreme’de Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Ortak Savunma Anlaşması da böyle bir gelişme olarak okunabilir. Bu anlaşmayı yalnızca üç devlet arasında yapılmış askerî bir protokol şeklinde değerlendirmek, taşıdığı tarihî ve jeopolitik anlamı daraltmak olur. Çünkü Mekke, bundan yaklaşık bin beş yüz yıl önce de güvenlik, ticaret ve diplomasi arasında bağ kuran dikkat çekici bir uluslararası iş birliği modeline ev sahipliği yapmıştı. O modelin adı “Îlâf” idi…
Sözlükte “alıştırma, ısındırma, ahid, antlaşma, ülfet ve berat” gibi anlamlara gelen “îlâf” kavramı, Kureyşlilerin farklı kabile ve ülkelerle yaptıkları ticarî anlaşmalar için kullanılıyordu. Kur’ân-ı Kerîm’de Kureyş sûresinde iki defa geçen bu kavram, Mekke’nin refahının ve güvenliğinin yalnızca maddî imkânlara değil, Kâbe’nin bereketine ve Allah’ın lütfuna dayandığını hatırlatan güçlü bir anlam taşır. Bu sebeple Kureyş sûresinin “Îlâf sûresi” diye anılması da tesadüf değildir. Îlâf, özü itibarıyla, yalnızca ticaret yollarını açan bir mutabakat değil; güvenliği, dolaşımı, ekonomik refahı ve siyasî itibarı aynı çerçevede buluşturan bir düzen fikriydi.
Hz. Peygamber (sav)’in büyük dedelerinden Hâşim b. Abdümenâf bu sistemin en önemli kurucularından biriydi. Kureyş’in ticaretinin henüz Mekke sınırlarını aşmadığı bir dönemde Hâşim, Suriye ve İstanbul’a (Konstantinopolis), yaptığı bir yolculuk sırasında Bizans imparatoruyla görüşmüş ve Mekkeli tüccarların Bizans topraklarına güven içinde girip ticaret yapmasını sağlayan bir belge almıştı. Bununla yetinmemiş, dönüş yolunda Arap kabileleriyle saldırmazlık ve karşılıklı menfaat esasına dayalı anlaşmalar yapmıştı. Kardeşlerinden Muttalib Yemen’e, Abdüşems Habeşistan’a, Nevfel ise İran’a giderek benzer ilişkiler kurmuş, böylece Mekke’nin ticarî ağı Yemen’den İstanbul’a, Habeşistan’dan Irak ve İran’a kadar uzanmıştı. Bu dört kardeşin “Ashâbü’l-Îlâf” diye anılması, kurdukları sistemin sıradan bir ticarî faaliyetten çok daha öteye geçtiğini gösterir. Îlâf sayesinde Kureyş kervanları yalnızca mal taşımıyor, aynı zamanda güven, diplomasi ve karşılıklı menfaat de taşıyordu.
İlk Îlâf’ın asıl gücü de burada yatıyordu. Mekke’nin yükselişini yalnızca Kâbe’nin manevî merkeziyetiyle açıklamak eksik olurdu. Bu yükselişin arkasında aynı zamanda güvenli ticaret yolları, saldırmazlık anlaşmaları, bölgesel kabilelerle kurulan dengeler ve farklı devletlerle yürütülen diplomasi vardı. Başka bir ifadeyle, ilk Îlâf ekonomiyi güvenlikle, güvenliği diplomasiyle, diplomasiyi de bölgesel istikrarla birleştiren çok katmanlı bir düzen kurmuştu. Bu açıdan bakıldığında bugün Mekke’de imzalanan yeni anlaşmanın tarihî çağrışımı daha da belirginleşiyor. Aradan on beş asra yakın bir zaman geçti; fakat Mekke yine güvenlik, dolaşım, ticaret ve ortak kader fikrinin buluştuğu bir merkeze dönüşüyor.
Bugünkü şartlar elbette bütünüyle farklı. Artık korunması gereken yalnızca kervanlar değil; devletler, enerji koridorları, limanlar, hava sahaları, deniz yolları, kritik altyapılar ve bölgesel istikrar. Fakat mantık tanıdık: Güvenlik olmadan ticaret, ticaret olmadan refah, refah olmadan da kalıcı siyasî istikrar üretmek mümkün değil. Bu yüzden 7 Ağustos 2026’da imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı, tarihî Îlâf’ın birebir tekrarı olarak değil, onun arkasındaki medeniyet fikrinin modern çağdaki yeni bir tezahürü olarak okumak mümkündür. İlk Îlâf nasıl Mekke’yi Yemen, Habeşistan, Şam ve Irak arasında güvenli bir ticaret merkezine dönüştürdüyse, bugünkü yeni yapı da Doğu Akdeniz’den Kızıldeniz’e, Basra Körfezi’nden Hürmüz Boğazı ve Umman Denizi’ne kadar uzanan geniş coğrafyada yeni bir güvenlik ve iş birliği zemini oluşturma iddiası taşıyor.
Mekke’de imzalanan anlaşmayı önemli kılan hususlardan biri de Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın aynı türden güçlere sahip olmaması, tam tersine birbirini tamamlayan kapasitelere sahip bulunmasıdır. Suudi Arabistan enerji gelirleri,........
