menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Azalırken Çoğalmak

15 0
10.03.2026

Ramazan ayı, sadece yeme ve içmeden kesildiğimiz bir zaman dilimi değil; ruhun gürültüsünü susturup kalbin sesini dinlemeye niyetlendiğimiz kutsal bir duraktır. Modern dünyanın bitmek bilmeyen hızından yorulmuş ruhlar için Ramazan, adeta manevi bir "reset" düğmesidir.

İşte bu mübarek ayın gönüllere fısıldadığı o derin huzura dair bir bakış:

Ruhun Sessiz Direnişi: Ramazan ve İçsel SükûnetRamazan, takvimin yaprakları arasında bir ay olmanın ötesinde, insanın kendi iç dünyasına yaptığı en uzun ve en derin yolculuktur. Sahur vaktinin o serin ve berrak sessizliğinde başlar huzur. Şehir uyurken, gökyüzüyle baş başa kalmanın verdiği o eşsiz "seçilmişlik" hissi, günün geri kalanı için manevi bir kalkan oluşturur.

Modern insan sürekli biriktirmek, tüketmek ve hızlanmak üzerine kodlanmıştır. Ramazan ise bize tam tersini söyler: "Azal ve özgürleş." Mide boşaldıkça zihnin berraklaşması, sofralar paylaşıldıkça gönlün zenginleşmesi bu ayın en büyük mucizesidir. Maddi olanın baskısı azaldıkça, manevi olanın sesi daha gür çıkmaya başlar.

1. Şefkat ve Empatinin Ritmiİftar sofraları sadece yemek yenen yerler değil, kalplerin birbirine ısındığı limanlardır. Bir hurmayı paylaşmanın, bir bardak suyun kıymetini bilmenin ve en önemlisi "öteki"nin açlığını hissetmenin verdiği o ince sızı, bizi insan kılan en asil duygudur. Bu ayda bencillik yerini "biz" olmanın huzuruna bırakır.

2. Zamanın BereketlenmesiRamazan’da zamanın dokusu değişir. Telaşlı adımlar yavaşlar, kelimeler daha özenle seçilir. Bir tesbih tanesinin çekilmesinde, bir sayfa Kur'an'ın okunmasında veya derin bir tefekkürde saklı olan o "anda kalma" hali, aslında hepimizin aradığı o kayıp huzurdur.

"Oruç, sadece bedeni aç bırakmak değil, ruhu doyurma sanatıdır."

Ramazan; kırılan kalpleri onarmak, paslanan ruhları cilalamak ve hayatın karmaşası içinde unuttuğumuz o "saf kendimizi" bulmak için sunulmuş bir hediyedir. Bu ayın sonunda bayrama ulaşırken heybemizde kalan sadece açlık değil; sabır, şükür ve sonsuz bir iç huzur olmalıdır.


© İstiklal