menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Güvenlik İthal Edilemez

21 0
13.06.2026

Polonya merkezli savunma yayın organı Defence24, geçtiğimiz günlerde "Türkiye wants to arm NATO" başlığını manşete taşıdı. Başlık provokatif, hatta yanıltıcı. Ama haberin özüne inildiğinde karşılaşılan tablo, bu kışkırtıcı ifadenin çok ötesinde, son derece somut bir stratejik dönüşümün portresidir.

Röportajın muhatabı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, Türkiye'nin kat ettiği mesafeyi bir cümleyle özetliyor:

"Dışa bağımlı olduğumuz dönemden, kendi sistemlerimizi tasarlayıp üretebildiğimiz, modernize edip ihraç edebildiğimiz bir döneme geçtik."

Aslında bu cümle çok uzun bir süreci kısaca ifadesidir. Bu 1974 ambargolarının derinleştirdiği bir kırılganlıktan, mühendisin tezgahında dökülen bir özgürlük iradesine uzanan uzun yolculuğun özetidir . Bugün Türk savunma sanayii; İHA'dan hava savunmaya, deniz platformlarından siber harp sistemlerine, komuta kontrol altyapılarından güdümlü mühimmata uzanan geniş bir ekosistemi kendi elleriyle inşa etmiş durumda.

Görgün'ün röportajda altını çizdiği asıl nokta, silah ihracatının ötesinde yatıyor. Türkiye'nin teklifi çok daha kapsamlı: ortak üretim, teknoloji transferi, bakım ve sürdürülebilirlik modelleri, eğitim ortaklıkları. Görgün'ün "Güvenlik ithal edilemez" sözü, bu çerçevenin manifestosu niteliğinde. Karşılıklı bağımlılığı ve ortak çıkarı merkeze alan bu yaklaşım, klasik alıcı-tedarikçi ilişkisini köklü biçimde dönüştürüyor. Ukrayna savaşının insansız sistemlerin belirleyiciliğini ve otonom platformların giderek artan ağırlığını gözler önüne serdiği bir dönemde, Türkiye elindeki operasyonel tecrübe ve kanıtlanmış platformlarla NATO masasına farklı bir........

© İstiklal