menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Samet Vurgun’un Güney Azerbaycan Hasreti

11 0
08.05.2026

Biz inanıyoruz ki, İran Azerbaycanı şairleri, kahraman halklarıyla birliktegelişecek ve güçlenecek; vatanlarını özgür görecek, kendi halklarının mutluluğu üzerine yeni ve güzel şiirler yazacaklardır.- Samet Vurgun (1950) -

Kafkasya’nın yüreğinden yükselen öyle bir ses vardır ki, onun mısralarında bir milletin hafızası ve tarihi yankılanır. Səməd Vurgun, bu sesin en güçlü ve en etkileyici temsilcilerinden biridir; hatta belki de en gür sesidir. Onun şiirlerinde Azerbaycan, parçalanmış bir kaderin ve ayrılıkla sınanmış bir milletin derin acısını taşıyan sembolik bir vatana dönüşür. Vurgun’un şiir dünyasına yaklaşmak, aynı zamanda Kuzey ve Güney Azerbaycan arasında uzanan görünmez sınırların bıraktığı tarihî hüznü de hissetmek anlamına gelir.

Henüz gençlik yıllarında Kafkasya’da yaşanan büyük kırılmalara tanıklık eden Səməd Vurgun; Bolşevik İhtilali’ni, Kafkas İslâm Ordusu’nun Azerbaycan’a girişini ve ardından gelen siyasî çalkantıları derinden yaşamıştır. Bu tarihî hadiseler, onun zihninde gelip geçen olaylar olarak kalmamış; özellikle Güney Azerbaycan’ın kaderiyle birleşerek derin bir hasret ve ayrılık duygusuna dönüşmüştür. Kazak Muallimler Semineryası’nda dinlediği hatıralar ise onun gönlünde, parçalanmış bir milletin acısına dair silinmez izler bırakmıştır.

Səməd Vurgun’un Güney Azerbaycan’a bakışı, sadece siyasî bir meseleye değil; derin bir insani duyarlılığa, sembolik ve duygusal bir dünyaya dayanır. Onun 1935 yılında kaleme aldığı “Tebriz Güzeline” şiiri, bu anlayışın en berrak örneklerinden biridir. Şair burada Tebriz’i bir sevgili kimliğinde tasvir eder; çünkü Türk kültüründe kadın çoğu zaman vatanın, sadakatin ve hürriyetin sembolü........

© Internethaber